Değişik bir hastalık olduğu için yazmak istedim. Bu hastalığı ilk defa duyuyorum. Sevinç'te ateş ve boğazda yoğun beyaz enfeksiyon gördü doktor. İnşallah Beta Mikrobu'dur dedi ki Beta da güzel bir şey değil. Büyük ihtimalle "Öpücük Hastalığı" olabilir dedi. Testler yapıldı. Sonuç pazartesi çıkacak. Umarım değildir çünkü zor geçen bir hastalıkmış ve öpüşmekle bulaştığı için adı buymuş. İşte çocukları öpmemek için bir neden daha! Lütfen çocukları öpmeyin. İşte hastalıkla ilgili bilgi çok sevdiğim Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın sitesinde
http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2011/05/04/yazilar/elestirel-yazilar/hastaliklar/opucuk-hastaligi/
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Üç çocuklu bir annenin deneyimleri ve en son çocuk gelişimi araştırmalarının biraraya geldiği bir blog
Çocuğunuzu büyütürken bir kere bile "bu kadar da hassas olma canım" lafını duyduysanız doğru yerdesiniz!
8 Şubat 2013 Cuma
Mite ve toz akarları astımı tetikleyebilir. Peluş oyuncaklardaki tehlike
Mite ve toz akarları gözle görülemeyen kadar minik canlı yaratıklardır. En yaygın bulunduğu yerlerin başında, yataklarımız, halılarımız, koltuklarımız, yastıklarımız ve tüylü çocuk oyuncakları gelmektedir. Yaşamalarını sağlayan 3 faktör ise; nem, karanlık ve sıcaklıktır. Bunlar sağlanınca rahatça üreyip çoğalabilen mite ve toz akarları insan deri kırıntıları ve kepeklerle beslenirler. Şimdi TRT 1 Ana HAber'de doktor peluş oyuncakların nasıl mite yuvası olduğunu ve astıma meyilli çocuklarda astımı tetiklediğini anlatıyor. Daha önce bu konuda yazmıştım. Bunların sık sık makinede yıkanması gerekiyor. Doktor Bey zaman zaman bunları torbaya koyup dondurucuya 24 saat koyulmasının da miteları öldüreceğini söyledi. En iyisi evde fazla peluş oyuncak, yün battaniye ve yünlü kıyafet bulundurulmaması özellikle de çocukların yatak odalarında. Çocuğunuzun astıma yatkın bir yapısı varsa bunları eve hiç sokmayın. Doktorunuzu dinleyin ve birşey olmaz demeyin.
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
7 Şubat 2013 Perşembe
İkiz kızlarımla katıldığım Televizyon Programı
10 ay önce TVem televizyonundaki Selince Programına ikiz kızlarımla konuk olmuştuk. Kızlarım o zaman 3 yaşındaydı. Programda anne sütünü arttırma, kardeş sevgisi ve ikiz çocuk büyütme konularını konuştuk. Bu linkten izleyebilirsiniz.
http://www.youtube.com/watch?v=TCLIjNlruQk
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
http://www.youtube.com/watch?v=TCLIjNlruQk
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Tecrübeli Pedagog Ayşe Özenç'ten Anaokuluna Başlarken Faydalı Bilgiler
Öncelikle çocuklarımızın gideceği kurumların isimlendirilmesi ile başlamak istiyorum.
0-3 yaş aralığındaki çocuklarımızın devam edecekleri kurumlar Kreş, İlkokula başlayana kadar devam edecekleri kurumlar da Anaokulu olarak, resmi İlkokulların birinci sınıfa başlamadan önceki hazırlık sınıfları da Ana sınıfı olarak adlandırılmaktadır.
Özellikle çalışan annelerimiz işe geri dönmek için ihtiyaç duydukları bebeklerine bakacak kişiyi ararken eğer varsa aileden birisini tercih etmektedirler. Aileden bir kişi yoksa maalesef kreşlerimizin sayıları çok az olduğu için evde bir bakıcıya teslim etmek zorunda kalmaktadırlar.
Çocuklarımız 2 yaşına geldiğinde artık arkadaşa, hayatı paylaşmaya ihtiyaç duymaktadırlar. Ev ortamındaki bir yetişkin ile geçirilen yaşantılar yetmemekte; bu hem birlikte olan yetişkini yormakta ve zorlamakta hem de çocuklarımız için sıkıcı olmaya başlamaktadır.
2 yaşından itibaren çocuklarımızın gelişimlerine ve hazır oluşlarına bakarak kurumlardaki oyun gruplarına katılmaları yaşantılarını çok zenginleştirmeye ve hızlandırmaya başlamaktadır. Bu çocuklarımızın genelde tuvalet eğitimi tamamlanmamıştır, altları bezlidir. Kendi temel ihtiyaçlarını eğer paylaşabiliyorlarsa oyun gruplarına başlama yaşı gelmiş demektir. Kurumlarda iyi organize edilmiş oyun grupları genelde 2- 2,5 saat arasında uygulanmaktadır. Bu saat aralığı; çocukların yaşıtları ile bir arada hayatı paylaşmaya, değişik yaşantılar edinerek hayatının zenginleşmesini sağlamakta, dünyanın merkezinde olmaktan çıkıp gerçek hayattaki bireylerden biri olmalarına yardımcı olmaktadır.
Oyun grubu deneyiminden sonra çocuklarımız düzenli olarak devam etmek üzere anaokulu eğitiminin içine girerler. Çocuklarımız için okul zamanı başlamış demektir.
Kreş yada Anaokuluna başlama hem aile için, hem de çocuk için çok önemli bir adımdır.
Anaokuluna başlamak bir anlamda çocuğun aile dışına attığı ilk adım olarak düşünülmelidir. Çocuk bireylerini iyi tanıdığı tüm kurallarını bildiği ailenin içinden, kurallarını bilmediği kişileri tanımadığı bir ortama adım atar. Bu yeni durum, çocuklarda uyum sorunu yaratabilir. Çocuklar, başlangıçta belirsizlik ve ayrılma kaygısı yaşayabilirler. Çoğunlukla koruyucu ve aşırı hoşgörülü aile ortamından gelen çocuklarda bu kaygılar daha yoğun yaşanır. Ancak çocuk ortama alıştıktan ve öğretmenlerini tanıdıktan sonra kaygılar ortadan kalkar.
Çocuklarımız bu belirsizlikleri ve kaygıları yaşarken ailelerimizde çocuklarını bıraktıkları için suçluluk yaşayabilirler. İşte bu durumlarda çocuk duyguları çok çabuk hissederek haksız değilmişim annem babam bile kaygı ve endişe duyuyor gerçekten benim başıma korkutucu şeyler gelebilir diye düşünerek okul korkusu artabilir.
Çocuklar için okul yaşantısının başlaması evdeki bireysel yaşamdan kendisi için ayarlanmış düzenden çıkıp grubun içinden bir bireye dönüşerek kurulu bir düzene uyum sağlamasını gerektiren bir ortama geçiş demektir.
Bu süreçte çocuklarımızın doğuşla getirdikleri kişilik özellikleri, okula başlayana kadar edindikleri yaşantılar ve hazır oluşları devreye girer. Çocuklarımızın okula uyum süreçleri; aile olarak o güne kadar yaşananların ve paylaşılanların bir göstergesidir.
Okula başlamadan önce kural ve sınırlar öğretilen, sabretmeyi ve beklemeyi öğrenen ve anne ile bağımlılık ilişkisi yerine bağımsızlık özelliğini kazanan bir çocuk yuvaya başlamak konusunda pek bir sorun yaşamayacaktır.
İstediği karşısında her zaman olumlu bir cevap alması çocuğu beklenti içinde olmaya yönlendirecektir. İsteklerinin gerektiği ölçülerde karşılanması, bazı isteklerinin karşılanamayacağını bilmesi gerekmektedir. Aksi halde her talebi karşılanan çocuk girdiği her ortamda aynı şeyi bekleyecek ve sonunda hayal kırıklığına uğrayarak anaokuluna gitmek istemeyecektir.
Çocuklarımızın güvenle okula başlaması ve orada yaşananları keşfetmesine yardımcı olmak için birinci adım araştırmalarımızı yapıp çocuğumuzun ihtiyaçlarına ve anne babalarımızın beklentilerine uygun bir kurum seçmektir.
Anne-babanın birlikte anaokullarını çocuk olmadan dolaşmaları ve genel olarak karar verdikten sonra çocuğu okula götürmeleri doğrudur. Çünkü seçme kararı çocuklara bırakıldığında çok beğendiği bir oyuncak yada bölüm tercihini etkileyebilir, çocuğun ısrarı karşısında kararsız kalınmasına ve uygun olmayan şartlara rağmen seçmede zorluklara neden olabilir. Verilen hizmetler, saatleri, mesafesi, mali yönü bize uygun olan kuruma, çocuğumuzu güven içinde teslim edebiliriz.
Okula çocukla beraber gitmeden önce, güzel zaman geçirebileceği, arkadaşlarının olacağı bir okula gidecekleri söylenmeli ve ilk gün sadece ziyarete giderek kısa bir süre kalınarak tanışması sağlanmalıdır. Ziyarete gitmeden önce mutlaka kurumla konuşularak uygun saat ve eğlenceli bir aktiviteye denk getirmek ilk izlenimler açısından önemlidir.
Özellikle 3 yaşında okula başlayan çocukların yada ilk okul yaşantısı olan çocukların ilk günlerde zamanı yavaş yavaş arttırarak yaşananlar, mekan ve kişiler hakkında gözlem yapmalarına yaşananları kafalarında anlamlandırmalarına fırsat vermek gerekmektedir. Bu süreçte çocukların bireysel özellikleri ve ön yaşantıları eğitimcileri ve aile bireylerini yönlendirecektir. Çocukların ihtiyaçları doğrultusunda bu süreç planlanmalıdır.
Pedagog Ayşe ÖZENÇ
Çiçekli Bahçe Anaokulu Kurucu Müdürü
www.ciceklibahce.net
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
0-3 yaş aralığındaki çocuklarımızın devam edecekleri kurumlar Kreş, İlkokula başlayana kadar devam edecekleri kurumlar da Anaokulu olarak, resmi İlkokulların birinci sınıfa başlamadan önceki hazırlık sınıfları da Ana sınıfı olarak adlandırılmaktadır.
Özellikle çalışan annelerimiz işe geri dönmek için ihtiyaç duydukları bebeklerine bakacak kişiyi ararken eğer varsa aileden birisini tercih etmektedirler. Aileden bir kişi yoksa maalesef kreşlerimizin sayıları çok az olduğu için evde bir bakıcıya teslim etmek zorunda kalmaktadırlar.
Çocuklarımız 2 yaşına geldiğinde artık arkadaşa, hayatı paylaşmaya ihtiyaç duymaktadırlar. Ev ortamındaki bir yetişkin ile geçirilen yaşantılar yetmemekte; bu hem birlikte olan yetişkini yormakta ve zorlamakta hem de çocuklarımız için sıkıcı olmaya başlamaktadır.
2 yaşından itibaren çocuklarımızın gelişimlerine ve hazır oluşlarına bakarak kurumlardaki oyun gruplarına katılmaları yaşantılarını çok zenginleştirmeye ve hızlandırmaya başlamaktadır. Bu çocuklarımızın genelde tuvalet eğitimi tamamlanmamıştır, altları bezlidir. Kendi temel ihtiyaçlarını eğer paylaşabiliyorlarsa oyun gruplarına başlama yaşı gelmiş demektir. Kurumlarda iyi organize edilmiş oyun grupları genelde 2- 2,5 saat arasında uygulanmaktadır. Bu saat aralığı; çocukların yaşıtları ile bir arada hayatı paylaşmaya, değişik yaşantılar edinerek hayatının zenginleşmesini sağlamakta, dünyanın merkezinde olmaktan çıkıp gerçek hayattaki bireylerden biri olmalarına yardımcı olmaktadır.
Oyun grubu deneyiminden sonra çocuklarımız düzenli olarak devam etmek üzere anaokulu eğitiminin içine girerler. Çocuklarımız için okul zamanı başlamış demektir.
Kreş yada Anaokuluna başlama hem aile için, hem de çocuk için çok önemli bir adımdır.
Anaokuluna başlamak bir anlamda çocuğun aile dışına attığı ilk adım olarak düşünülmelidir. Çocuk bireylerini iyi tanıdığı tüm kurallarını bildiği ailenin içinden, kurallarını bilmediği kişileri tanımadığı bir ortama adım atar. Bu yeni durum, çocuklarda uyum sorunu yaratabilir. Çocuklar, başlangıçta belirsizlik ve ayrılma kaygısı yaşayabilirler. Çoğunlukla koruyucu ve aşırı hoşgörülü aile ortamından gelen çocuklarda bu kaygılar daha yoğun yaşanır. Ancak çocuk ortama alıştıktan ve öğretmenlerini tanıdıktan sonra kaygılar ortadan kalkar.
Çocuklarımız bu belirsizlikleri ve kaygıları yaşarken ailelerimizde çocuklarını bıraktıkları için suçluluk yaşayabilirler. İşte bu durumlarda çocuk duyguları çok çabuk hissederek haksız değilmişim annem babam bile kaygı ve endişe duyuyor gerçekten benim başıma korkutucu şeyler gelebilir diye düşünerek okul korkusu artabilir.
Çocuklar için okul yaşantısının başlaması evdeki bireysel yaşamdan kendisi için ayarlanmış düzenden çıkıp grubun içinden bir bireye dönüşerek kurulu bir düzene uyum sağlamasını gerektiren bir ortama geçiş demektir.
Bu süreçte çocuklarımızın doğuşla getirdikleri kişilik özellikleri, okula başlayana kadar edindikleri yaşantılar ve hazır oluşları devreye girer. Çocuklarımızın okula uyum süreçleri; aile olarak o güne kadar yaşananların ve paylaşılanların bir göstergesidir.
Okula başlamadan önce kural ve sınırlar öğretilen, sabretmeyi ve beklemeyi öğrenen ve anne ile bağımlılık ilişkisi yerine bağımsızlık özelliğini kazanan bir çocuk yuvaya başlamak konusunda pek bir sorun yaşamayacaktır.
İstediği karşısında her zaman olumlu bir cevap alması çocuğu beklenti içinde olmaya yönlendirecektir. İsteklerinin gerektiği ölçülerde karşılanması, bazı isteklerinin karşılanamayacağını bilmesi gerekmektedir. Aksi halde her talebi karşılanan çocuk girdiği her ortamda aynı şeyi bekleyecek ve sonunda hayal kırıklığına uğrayarak anaokuluna gitmek istemeyecektir.
Çocuklarımızın güvenle okula başlaması ve orada yaşananları keşfetmesine yardımcı olmak için birinci adım araştırmalarımızı yapıp çocuğumuzun ihtiyaçlarına ve anne babalarımızın beklentilerine uygun bir kurum seçmektir.
Anne-babanın birlikte anaokullarını çocuk olmadan dolaşmaları ve genel olarak karar verdikten sonra çocuğu okula götürmeleri doğrudur. Çünkü seçme kararı çocuklara bırakıldığında çok beğendiği bir oyuncak yada bölüm tercihini etkileyebilir, çocuğun ısrarı karşısında kararsız kalınmasına ve uygun olmayan şartlara rağmen seçmede zorluklara neden olabilir. Verilen hizmetler, saatleri, mesafesi, mali yönü bize uygun olan kuruma, çocuğumuzu güven içinde teslim edebiliriz.
Okula çocukla beraber gitmeden önce, güzel zaman geçirebileceği, arkadaşlarının olacağı bir okula gidecekleri söylenmeli ve ilk gün sadece ziyarete giderek kısa bir süre kalınarak tanışması sağlanmalıdır. Ziyarete gitmeden önce mutlaka kurumla konuşularak uygun saat ve eğlenceli bir aktiviteye denk getirmek ilk izlenimler açısından önemlidir.
Özellikle 3 yaşında okula başlayan çocukların yada ilk okul yaşantısı olan çocukların ilk günlerde zamanı yavaş yavaş arttırarak yaşananlar, mekan ve kişiler hakkında gözlem yapmalarına yaşananları kafalarında anlamlandırmalarına fırsat vermek gerekmektedir. Bu süreçte çocukların bireysel özellikleri ve ön yaşantıları eğitimcileri ve aile bireylerini yönlendirecektir. Çocukların ihtiyaçları doğrultusunda bu süreç planlanmalıdır.
Pedagog Ayşe ÖZENÇ
Çiçekli Bahçe Anaokulu Kurucu Müdürü
www.ciceklibahce.net
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
6 Şubat 2013 Çarşamba
Çocukların dil gelişimi için ne yapabiliriz?
Çocuklarınızın dil gelişimi için yapabileceğiniz en iyi şey onlarla açık ve net bir şekilde bol bol konuşmak ve yaptığınız herşeyi anlatmak. Mesela markete gittiniz çocuğunuzla. Onu oturtun market arabasındaki yere emniyet kemerini bağlayın ve çok dikkat edin düşmesin. Meyve reyonuna geldiniz elma alıyorsunuz. Elmayı gösterin elma deyin, armudu gösterin armut deyin. Anladınız işte. Aynı şeyi sebzelere de yapın. Dışarda yürüyorsunuz beraber çiçekleri gösterin adlarını söyleyin. Şimdi şuraya gidiyoruz, burası belediye binası. Herşeyi anlatın ve gösterin. Gözlerinin içine bakın, onun seviyesine eğilin ve öyle konuşun onunla. Ağzınızın nasıl oynadığını görsün. Taklit edecektir. Bazı yabancılar ve akrabalarınız size deli diyecektir ve saçma bulacaktır boşverin onları. Sizin çocuğunuz büyüdüğünde onların çocuklarından daha net ve güzel konuşacaklar ve kelime hazneleri daha geniş olacak. Belki daha zeki ve sosyal olacaklar.
Mesela ben bunu doğdukları günden itibaren yaptım ve üçü de çok erken konuştu. Oğlum 5,5 aylıkken babasına bakıp net olarak baba diyordu. 8,5 aylıkken cümle kuruyordu. "Baba Gel, Anne gel" derdi. 12 aylıkken net 20 kelime söylerdi. 25 aylıkken 5 kelimeli cümleler kuruyordu. Alper yaşıtlarından çok ileri giden bir çocuk. Bebeğiniz bunları yapmıyorsa üzülmeyin. Kızlarım prematüre ve ikiz olmalarına rağmen çok güzel ve erken konuştular. Bunlar tesadüf mü? Tabii ki değil hepsi emek ile oluyor. Siz de emek vereceksiniz ve inanın karşılığını göreceksiniz. Flash card denilen üstünde nesnelerin resmi ve adı olan karton kartlardan alın ve bunları bebeklerinize gösterip ne olduklarını söyleyin. Oyun gibi yapın. Bir süre sonra onları o bulup size getirecek ve yapmak isteyecek. Resimlere baktırın şarkıları dinletin. Televizyondaki onlara uygun olmayan büyük programlarını seyrettirmeyin. Her gün mutlaka iki kitap okuyun onlara. Kitaplar bitince hikayesi hakkında sorular sorun. Çocuğunuzun dil gelişimi ilerdeki okul başarısını ve hayattaki çizeceği yolu inanılmaz etkiliyor buna önem verin.
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Mesela ben bunu doğdukları günden itibaren yaptım ve üçü de çok erken konuştu. Oğlum 5,5 aylıkken babasına bakıp net olarak baba diyordu. 8,5 aylıkken cümle kuruyordu. "Baba Gel, Anne gel" derdi. 12 aylıkken net 20 kelime söylerdi. 25 aylıkken 5 kelimeli cümleler kuruyordu. Alper yaşıtlarından çok ileri giden bir çocuk. Bebeğiniz bunları yapmıyorsa üzülmeyin. Kızlarım prematüre ve ikiz olmalarına rağmen çok güzel ve erken konuştular. Bunlar tesadüf mü? Tabii ki değil hepsi emek ile oluyor. Siz de emek vereceksiniz ve inanın karşılığını göreceksiniz. Flash card denilen üstünde nesnelerin resmi ve adı olan karton kartlardan alın ve bunları bebeklerinize gösterip ne olduklarını söyleyin. Oyun gibi yapın. Bir süre sonra onları o bulup size getirecek ve yapmak isteyecek. Resimlere baktırın şarkıları dinletin. Televizyondaki onlara uygun olmayan büyük programlarını seyrettirmeyin. Her gün mutlaka iki kitap okuyun onlara. Kitaplar bitince hikayesi hakkında sorular sorun. Çocuğunuzun dil gelişimi ilerdeki okul başarısını ve hayattaki çizeceği yolu inanılmaz etkiliyor buna önem verin.
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
5 Şubat 2013 Salı
Çocuklarınıza kitap okuyun
Mutlaka her gün çocuklarınıza kitap okuyun. Bu gelişimleri için çok önemli. Dikkatlerini toplayıp uzun süre oturamasalar bile okumaya devam edin. Okurken hep aynı tonda sıkıcı bir sesle okumayın. Sesleri çıkarın, sesinizi yerine göre değiştirin ve tiyatro gibi okuyun. Bu ilgilerini çekecektir. Kitabı bitirdikten sonra hikaye hakkında sorular sorun. Bunlar çok karmaşık sorular olmasın. Basit ve çocuğunuzun cevaplayabileceği sorular olsun. Yatmadan önceki rutininize kitabı mutlaka ekleyin. Okuduğunuz kitaplara dikkat edin. Ucuz diye kötü mesajlar içeren kalitesiz kitaplar almayın. Bütçeniz kısıtlıysa az alın ama güzel kitaplar alın. Pek marka vermiyorum genellikle ama Tubitak'ın kitapları hem çok uygun hem de çok eğitici. 5TL'ye harika kitaplar alabilirsiniz. AVMlerdeki büyük kitap dükkanlarında ve internette bulabilirsiniz. Bütçeniz az ise arkadaşlarınızla kitap değişimi yapın. Böylelikle değişik kitaplar okuyabilirsiniz. Ama mutlaka kitaplara zarar vermeme kuralı koyun. Bebeklikten itibaren çocuklarına kitapları yırtmamayı ve karalamamayı öğretmeye çalışın. Okumak çocuklarınızın hayal gücünü ve kelime haznesini geliştirir.
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Doktor defteriniz var mı?
Çocuğunuzu aydan aya doktora götürüyorsunuz, sonra bu aralar açılıyor ve büyüyünce 6 ayda veya yılda bir doktoru görüyorsunuz. Bir defter alın ve bunu doktor defteriniz yapın. Doktora her götürdüğünüzde neden götürdüğünüzü, hangi hastalıkları geçirdiğini ve ne ilaç aldığını yazın. Bazı hastaneler bir kitapçık veriyor ama ona herşey sığmıyor. Bu deftere aynı zamanda acil olmayan kafanıza takılan soruları yazın. Doktora gittiğinizde bu soruları sorarsınız. Siz de benim gibiyseniz doktoru görünce aklınızdaki soruları unutabilirsiniz ve zamanınız da çok kısıtlı oluyor. Sadece çocuğunuzu muayene edebiliyor. Mutlaka doktorunuzun cep telefonunu ve gittiğiniz hastanenin acilinin ve pediatri bölümünün de telefonunu bu deftere kaydedin. İlerde çok işinize yarar. İnsan zaman geçtikçe özellikle birden fazla çocuğu varsa hangi hastalıkları ne zaman geçirdiğini unutabiliyor. mesela çocuğunuz 5. hastalık geçirdi mi? ne zaman geçirdi? hangisi geçirdi? Açıp bakarsınız.
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
4 Şubat 2013 Pazartesi
Çocuklarınızın El Emeği Göz Nuru
Çocuklarınızın okulda yaptıklarına çok büyük önem verin. Mutlaka onları dosyalayın ilk günden itibaren. 100lük dosyalardan alın ve eserler geldikçe tarih sırasına göre yerleştirin. Böylece bunlara eskiden yeniye doğru baktıkça çocuğunuzun nasıl geliştiğini görebilirsiniz. Mesela adamları sadece çöp adam olarak çizerken gittikçe daha ayrıntılı çizmeye başlayacaktır. Kulakları ve burunları eklemeye başllayacaktır adamın yüzüne. İlerde gelişiminde bir gerilik olursa veya yaşıtlarından ileri olup bunun değerlendirilmesi gerekirse bu dosyalarınız doktorunuza da çocuğunuzun gelişimi ile ilgili çok önemli bilgiler verecektir. Okuldan bir eseriyle veya çalışmasıyla geldiğinde mutlaka beraber bakın ve eser hakkında konuşun. Onlar için bunlar çok önemli. Yaptıklarını neden yaptığını ve neler düşündüğünü sorun. Tabii ki hepsini asamazsınız ama en azından bazılarını odasına veya oyun odasına asın. Onları duvarda her gördüğünde özgüveni gelişecek ve mutlu olacaktır. Bizim oyun odamızın duvarları tamamen bunlarla dolu. Çocuklar bayılıyor ve sımsıcak bir oda oldu orası. Asarken tack-it denilen oyun hamuru gibi kareciklerle asın ki çıkarken boyayı kaldırmasın ve çivi boşluğu kalmasın. Eserlerin yerini değiştirmek de kolay olur böylece. El emeği göz nuru bunlar çok değerli :)
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Kadayıflı Muhallebi
Kadayıfını koymayıp sadece muhallebisini yapıp çocuklara yedirebilirsiniz. Harika oluyor. İçine 3 kaşık kakao katarsanız hazır pudinglerden bin kat güzel ve katkı maddesiz bir tatlı olur çocuklarınıza.
Tarifi www.portakalagaci.com 'dan aldım. Arkadaşım Hatice'nin her tarifi süper oluyor. Tam misafire yapılacak leziz bir tatlı.
Kadayıflı Muhallebi
Tatlının püf noktası yeneceği gün yapılması. Aynı gün yaparsanız kadayıf kıtır kıtır, ertesi gün yaparsanız yumuşak olur.
Malzemeler:
• 300gr kadayıf
• 6 yemek kaşığı toz şeker
• 5 yemek kaşığı tereyağı
• 1,5 su bardağı doğranmış ceviz
Hazırlanması:
1. Kadayıfı 1-2 saat öncesinden derin dondurucuya koyun. Dondurucudan alıp kolayca kırarak tencereye koyun.
2. İçine yağı, şekeri lave edip orta harlı ateşte sürekli karıştırarak kavurun. Pembe hale gelince cevizi ekleyin. Ateşten alıp soğutun.
Muhallebi Malzemeleri:
• 1kg süt
• 4 yemek kaşığı un
• 2 yemek kaşığı mısır nişastası (GDO endişesiyle mısır tüketmek istemeyenler buğday nişastası kullansınlar)
• 2 türk kahvesi fincanı toz şeker
• 1 yumurta
• 1 paket vanilya
• 1 küçük paket (süt paketinde) krema
Hazırlanması:
1. Krema hariç tüm malzemeyi muhallebi gibi pişirip soğutun. Soğuduktan sonra içine kremayı ekleyip mikserle karıştırın.
2. Kadayıfın yarısını büyük dikdörtgen borcama serin. Üzerine muhallebiyi yayın. Kalan kadayıfı da serin.
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
3 Şubat 2013 Pazar
Kimler ilk Hassas Anneler Buluşmasına Geliyor?
Hassas Anneler ve Babalar,
Sizden gelen mesajlardan ve yorumlardan anladığım kadarıyla sizler de ilk Hassas Anne buluşmamızı heyecanla bekliyorsunuz. Bu konuda çalışmalara başladım. Bu sadece ilk buluşmamız olmayacak; bu buluşmada aynı zamanda çok önemli bir akademisyen ile zevkli bir söyleşi yapacağız. Dr. Nihan Kertez, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde çocuk dil gelişimi alanında öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Aynı zamanda 4 yaşındaki ikiz kızlarının da Hassas annesidir. Çocuk dil gelişimi üzerine yaptığı çalışmalar ulusal ve uluslararası dergilerde ve kitaplarda yayınlanmıştır. Sizlerden çocuklarınızın dil gelişimi ve ikinci dil öğrenimi konusunda çok sorular geldiği için bu söyleşinin çok ilginizi çekeceğini düşünüyorum. Çocuğumun dil gelişimi yaşıtlarına göre nasıl? İkinci dili öğretmeye kaç yaşında başlayabiliriz gibi sorulara cevap bulabileceğimiz toplantımız sizin sorularınızla daha da zevkli geçecek. Bu buluşmanın hazırlıklarını yapmak için kaç kişinin geleceğini aşağı yukarı bilmem gerekiyor. 25 Şubat 13:00 gibi İstinye Park’ta gerçekleşecek bu buluşmaya kimler kesin olarak gelebilir? Tabii ki tarih ve mekan değişebilir daha sonra ama bir fikrim olsun istiyorum. Lütfen kesin gelebilecekler yorum olarak yazsınlar. Çok heyecanlıyım bu konuda :)
Kimler geliyor?
Dr. Nihan Kertez çocukların okul öncesi anadili gelişimleri üzerine çalışan bir dilbilimcidir. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden 1996’da mezun oldu. Lisans eğitiminin son yılında çocukların ana dili gelişimleri konusuna ilgi duymaya başladı. Lisans tezini ve daha sonra aynı üniversitenin Dilbilim Yüksek Lisans programına teslim ettiği yüksek lisans tezini çocuk dil gelişimi üzerine yazdı. Doktora çalışmalarını ABD’nin Los Angeles kentinde Güney Kaliforniya Universitesi’nde 2005 yılında tamamladı. Doktora tezinde yine Türk çocuklarının dil gelişimini kuramsal bir çerçeve içinde inceledi. 2005-2009 yılları arasında ABD’de Yale Universitesi’nde dersler verdi. Halen İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Çocuk dil gelişimi üzerine yaptığı çalışmalar ulusal ve uluslarası dergilerde ve kitaplarda yayınlanmıştır. 2009 yılından beri ikizlerin dil gelişimi ile profesyonel olarak ilgilenmekte, bu konuda ikizanneleriyiz.biz internet sitesinde danışmanlık da yapmaktadır.
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Sizden gelen mesajlardan ve yorumlardan anladığım kadarıyla sizler de ilk Hassas Anne buluşmamızı heyecanla bekliyorsunuz. Bu konuda çalışmalara başladım. Bu sadece ilk buluşmamız olmayacak; bu buluşmada aynı zamanda çok önemli bir akademisyen ile zevkli bir söyleşi yapacağız. Dr. Nihan Kertez, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde çocuk dil gelişimi alanında öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Aynı zamanda 4 yaşındaki ikiz kızlarının da Hassas annesidir. Çocuk dil gelişimi üzerine yaptığı çalışmalar ulusal ve uluslararası dergilerde ve kitaplarda yayınlanmıştır. Sizlerden çocuklarınızın dil gelişimi ve ikinci dil öğrenimi konusunda çok sorular geldiği için bu söyleşinin çok ilginizi çekeceğini düşünüyorum. Çocuğumun dil gelişimi yaşıtlarına göre nasıl? İkinci dili öğretmeye kaç yaşında başlayabiliriz gibi sorulara cevap bulabileceğimiz toplantımız sizin sorularınızla daha da zevkli geçecek. Bu buluşmanın hazırlıklarını yapmak için kaç kişinin geleceğini aşağı yukarı bilmem gerekiyor. 25 Şubat 13:00 gibi İstinye Park’ta gerçekleşecek bu buluşmaya kimler kesin olarak gelebilir? Tabii ki tarih ve mekan değişebilir daha sonra ama bir fikrim olsun istiyorum. Lütfen kesin gelebilecekler yorum olarak yazsınlar. Çok heyecanlıyım bu konuda :)
Kimler geliyor?
Dr. Nihan Kertez çocukların okul öncesi anadili gelişimleri üzerine çalışan bir dilbilimcidir. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden 1996’da mezun oldu. Lisans eğitiminin son yılında çocukların ana dili gelişimleri konusuna ilgi duymaya başladı. Lisans tezini ve daha sonra aynı üniversitenin Dilbilim Yüksek Lisans programına teslim ettiği yüksek lisans tezini çocuk dil gelişimi üzerine yazdı. Doktora çalışmalarını ABD’nin Los Angeles kentinde Güney Kaliforniya Universitesi’nde 2005 yılında tamamladı. Doktora tezinde yine Türk çocuklarının dil gelişimini kuramsal bir çerçeve içinde inceledi. 2005-2009 yılları arasında ABD’de Yale Universitesi’nde dersler verdi. Halen İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Çocuk dil gelişimi üzerine yaptığı çalışmalar ulusal ve uluslarası dergilerde ve kitaplarda yayınlanmıştır. 2009 yılından beri ikizlerin dil gelişimi ile profesyonel olarak ilgilenmekte, bu konuda ikizanneleriyiz.biz internet sitesinde danışmanlık da yapmaktadır.
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
1 Şubat 2013 Cuma
İnternette güvenli alışveriş mümkün mü?
Artık alışverişimizin büyük bir kısmını internette yapıyoruz çünkü aradığımız ürünleri nette çok daha ucuza bulmak mümkün. Ama unutmamalıyız ki internette alışveriş bazı riskler taşıyor. Bilmediğiniz bir siteye kredi kartı numaranızı vermeniz pek mantıklı değil. Bunun yerine bankanızın kredi kartı güvenliği için yarattığı çözümlerden yararlanmanızı öneririm. Bazı bankalar kredi kartınıza bağlı bir sanal kart yaratmanıza izin veriyorlar. Bu sanal karta internette harcayacağınız kadar bir limit belirliyorsunuz. Diyelim ki esas limitiniz 1.000 TL ama netten 100 TL lik bir ürün almak istiyorsunuz. Bunu alırken 1.000 TLnizi riske etmenize gerek yok. Sanal kartınıza 100 TL lik limit belirliyorsunuz. Böylece verdiğiniz sanal kartın numarasını dolandırıcılar çalsa bile en fazla 100 TL harcıyabiliyorlar. Onu da harcamayı sizin yapmadığınızı kanıtlayarak geri alabiliyorsunuz. Bazı bankalar da internette her alışverişiniz için tek kullanımlık kredi kartı numaraları yaratıyorlar. Bankanızın bu konudaki çözümlerini iyice araştırın. Geçen sene kredi kartımın numarası çalınıp 1 saat içinde 10.800 TL harcama yapılınca bunları öğrenmek zorunda kaldım. Neyse ki paraları geri aldık ama epey korktum. O günden beri Sanal kartıma o gün yapacağım alışveriş kadar limit belirliyorum ve o numarayla internetten alışverişimi yapıyorum.
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
İlkokula ve kreşe sorunsuz başlamanın temelleri bebeklikte atılır
Lütfen çocuğunuzun kendi başına olmayı ve oynamayı öğrenmesine izin verin. Annelerine yapışık çocuklar anneleri tarafından "beni çok seviyor" diye değerlendiriliyor bazen ama bu çok da sağlıklı bir şey değil. Ben her zaman çocukların bireyselliğini desteklemek gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle kendilerini sevmelerini sağlarsanız emin olun sizi de çok seveceklerdir. Mesela ben çocuklarıma “en çok kimi seviyorsun?” diye şakadan sorduğumda(ki biliyorum bunu sormamak lazım ama bazen tutamıyorum kendimi) Anne, baba, kardeş, abiden sonra kendimi diye cevap verirler. Bu cevabı onlara ben öğretmedim kesinlikle. Ama onlara kendini sevmeyi ve kendini değerli görmeyi öğrettiğimi düşünüyorum. Bunu da sevgimi göstererek ve bireysel yaptıkları başarıları destekleyerek yaptım. Evdeki huzur ve mutluluk da çok önemli tabii. Çocuklar evdeki ortamdan etkileniyorlar.
Kendini güvende hissetmeyen çocuklar daha sonra hem kreşe hem de ilkokula başlarken çok büyük sorunlar yaşıyorlar. Okula gitmek istemiyorlar ve gittiklerinde mutsuz oluyorlar. Annelerinden ayrı bir etkinlik düşünemiyorlar ve endişe duyuyorlar. Haftalarca kreşin kapısında oturan anneler görüyorum ve üzülüyorum. 3 çocuğum da ilk günden itibaren güle oynaya kreşe gittiler ve ben 1 saat bile kreşin kapısında beklemedim. Alper de bu sene 64 aylık ilkokul 1. sınıfa başladı ama bir kere bile ağlamadı ve endişe duymadı. Tabii ki ben de diğer anneler gibi uyum haftasında her gün okuldaydım ama zaten bunu yapmamız isteniyordu ve okulumuz hergün anneler için yararlı bilgiler içeren veli eğitimleri hazırlamıştı. Çocuklar derse girince biz veli eğitimine giriyorduk. Aynı anda sınıftan çıkıp çocuklarla buluşuyorduk. Okulu böyle sevmeleri tesadüf değil tabii ki. Kalpsiz bir anne de değilim. Ben onları aylar öncesinden yavaş yavaş hazırlamaya başlamıştım. Okulun ne kadar güzel bir yer olduğundan bahsettim. Hikayeler anlattım, orada yapacakları aktivitelerden bahsettim. En önemlisi de ben kendim endişe duymadım ve gözümde büyütmedim. Çocuklar sizin ne hissettiğinizi hemen anlarlar ve empati yetenekleri çok iyi olduğu için bundan etkilenirler. Siz rahat ve mutlu olacaksınız. Okula başlamanın kutlanacak ve çok mutlu bir olay olduğunu yansıtacaksınız çocuğa. Yoksa siz “Aman Allahım okul başlıyor nasıl olacak, bu çocuk nasıl gidecek tek başına” paniğinde olursanız ne kadar saklamaya çalışsanız da bu çocuğa yansır. Önce siz kendinizi hazırlayın okula. Ayrıca tabii ki iyi bir okul seçin. Çocuk mutsuz olduğu ve güzel bir eğitim görmediği bir yere tabii ki gitmek istemeyecektir. Benimkiler okullarını o kadar çok seviyorlar ki bayram taillerinde ve bazı haftasonları “neden okul yok?” deyip kızdıklarını ve hatta ağladıklarını bilirim. Çocuğunuzu okula hazırlanma sürecine dahil edin. Kırtasiye listesindekileri ve okul çantasını beraber seçin ve alın. Çocuğunuzu güzelce okula bırakın ve aklınızı orada bırakmadan çıkın gidin. O çocuk sizin dışarda olduğunuzu bilirse tabii kendini yeni arkadaşlarına ve okuluna veremez. “Annem acaba neden gitmiyor, demek ki ben güvende değilim” diye düşünmez mi? Vedalaşmaları kısa kesin. İyi dersler deseniz yeter. Üzülmeyin. Artık okulun hayatının bir parçası olduğunu bilsin. Mızmızlanınca götürmemezlik etmeyin. Okula gitmek istemeyince gezmeye götürülen bir çocuk tabii ki gitmek istemez.
Çocuklarımın okul sevgisi ve kendi kendine oynamayı sevmelerinin temellerini oturmaya başladıkları 6 aylıktan itibaren atmaya başladım. Ben çocuklarıma çok küçükten itibaren günün bir kısmında kendi kendilerine oynama alışkanlığını verdim. Küçüklükten başlayarak çocuğunuzu oyuncaklarıyla birlikte yere oyun halısının üstüne oturtun ve kendi kendine oynamaya teşvik edip gözünüzle onu görebileceğiniz ama onun sizi göremeyeceği bir yere gidin. Bu arada çocuğunuzun etrafında yutabileceği küçük nesneler olmasın. Kafasını vurabileceği sehpalar olmasın. Güvende olsun yani ve gözünüz üstünde olsun. Ben plastik çitlerden güvenli bir alan oluşturmuştum salonda ve orada rahatça bırakabiliyordum. Böyle böyle kendi kendine yetebilmeyi ve kendiyle de mutlu olmayı bilsin. Tabii ki uzun süre olmayacak bu kısa kısa süreler olacak. Onun gelişimi için bu önemli. Bu zamanı çok uzatmayın ilgisiz bırakmayın onu. Bazen anneler görüyorum bebek kendi kendine güzel güzel oynarken hadi yavrum şunu yapalım diye yanlarına alıyorlar. Bunu yapmaya gerek yok. Zaten bir süre sonra sıkılıp yanınıza gelecek. O zaman yaparsınız o aktiviteyi. Kardeşlerin de beraber oynamasını teşvik edin ama tabii yine gözünüz üzerlerinde olsun ve her zaman güvende olsunlar.
1,5 yaşından itibaren de kendi yaşıtlarıyla oyun grupları oluşturarak sosyalleşmelerini sağladım. Oyun grubunun nimetlerinden yararlanmak için pahalı kreşlere veya oyun merkezlerine ihtiyacınız yok. Kendi çevrenizden ve semtinizden de bulabilirsiniz çocuğunuzun yaşıtlarını. Parklarda karşılaşabilirsiniz bu çocukların anneleriyle. Ben de Alper 1,5 yaşındayken oturduğumuz yerdeki annelerle 6-7 kişilik bir oyun grubu kurmuştum ve her Perşembe toplanıyorduk. Hem yaşıt çocuklarımız sosyalleşiyordu hem de biz anneler biraraya geliyorduk. Değişik oyunlar oynatıyorduk, Kitaplar okuyorduk. Her hafta başka birinin evinde toplandığımız için çocuklar değişik oyuncaklar ve aktivitelerle mutlu oluyorlardı. Alper ve diğer çocuklar 3,5 yaşında kreşe başlayana kadar devam etti oyun grubumuz. Aynı semtte olduğumuz için bütün oyun grubu aynı anda aynı kreşe başlayınca okula alışmaları da çok rahat oldu. 2,5 yaşına kadar çocuklar pek birlikte oynamazlar ama yan yana oynarlar. Bu da güzel birşeydir onlar için. 2,5 yaşından sonra beraber oynamayı ve paylaşmayı öğrenirler oyun gruplarında. Annelerin iyi anlaşması da önemli ki anlaşmazlıklar çıkmasın sonra. Oyun grupları kurmanızı tavsiye ederim.
Tabii ki şunu unutmayın bütün çocuklar ve bebekler farklıdır. Siz doğru davranışları yapsanız bile çocuğunuz okula gitmemek için deliler gibi ağlayabilir. Ama bu doğru davranışları yapmanızı engellememeli. Kardeşler bile birbirinden farklı yetişiyor. Mesela kızım Esin özgür ve herşeyi kendi kendine yapmak isteyen, yardım edilmesini istemeyen yetenekli bir kızdır. İkizi Sevinç ise biraz bana düşkündür ve bazen yapışır bana kedicik gibi, yemeğini yedirmemi ister, yanında çok olmamı ister ben bunu hiç sevmeme rağmen. Ama o da 1,5 yaşından beri kendi kendine giyinir soyunur, bensiz de çok güzel gezer. Okula bayılarak gider. Aslında ikisine hep aynı davrandım ama farklı oldular. Ama okulda herşeylerini kendileri yapıyorlarmış ve hatta diğer çocuklara bile örnek olmuşlar. Alper ise çok akıllıdır, yaşıtlarından her konuda çok ileridir ama herşeyi kendi kendine yapmak istemez, biraz hizmet bekler. Erkek çocukları biraz öyle oluyor gördüğüm kadarıyla. Diyeceğim şu ki, siz elinizden geleni yapın ama her çocuğun kendine özgü olduğunu unutmayın. Siz doğru davranışları yapın, içiniz rahat olsun ama buna rağmen sorunlar çıkarsa kendinizi suçlamayın. Tabii ki bu konuda da önce doktorunuzu dinleyin. Tavsiyelerim doktorunuzun tavsiyelerinin yerini tutmaz. Sevgiler.
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Bebeklerinizin minicik ayak ve el izlerini kilde saklayıp harika bir hatıra yaratın!
Bebeklerinizin minicik ayak ve el izlerini kilde saklayıp harika bir hatıra yapmayı unutmayın! Bunlar oğlumun ayak izi ve 33 haftalık prematüre doğan kızlarımın el ve ayak izleri. Bunları 1 aylıkken yaptım ona rağmen minicikler. Siz de ne kadar küçükken yaparsanız o kadar iyi. Ben hem kendimize, hem anneanneme, hem kayınvalidemlere hem de eşimin ofisine yaptım. Çok güzel bir hediye oluyor onlara da. Yeni bebeği olanlara da çok özel bir hediye olur bu. Makbule geçer. Ben satın aldım paket olarak. Böyle şeyler satılıyor internette ve dükkanlarda. Her yerde bulabilirsiniz. Paketin içinden herşey çıkıyor yapmanız için. Unutmayın ilk ay yapın.
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Doğduktan hemen sonra sünnet olacak yakışıklılar için kostüm!
Bugün hamileler ve bebeği küçük olanlar için fikirler veriyorum. Bu minik sünnet şapkasını 5,5 yıl önce mehmet Alper için yaptırmıştım bir sünnet kıyafetleri satan dükkana. Alper doktoru izin verdiği ve uygun gördüğü için 3 günlükken sünnet olmuştu. Bu minik şapkayı ve Maşallah yazısını takmıştık sünnetinden sonra. Kafa ölçüsünü doktorunuza sorarsınız bebeğinize göre yaparlar. 34-35 santim filan oluyor. Sünnet kararını mutlaka doktorunuzla alın ve çocuk cerrahına yaptırmanızı uygun görüyor genellikle doktorlar. Güzel bir hatıra kaldı bize:)
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Hassas Annemiz Yasemin minik kuşuna benim tarifimle organik yoğurt mayalamış
İşte budur! Hassas Annemiz Yasemin minik kuşuna benim tarifimle organik yoğurt mayalamış. Tebrik ederim:) 1143 kişi tarafından paylaşılan organik yoğurt tarifim için https://www.facebook.com/461904047202782/posts/474969212562932
Siz de paylaşın. Bütün çocuklar evde mayalanmış yoğurt yemeyi hak ediyor :)
Türkiyenin en tanınmış çocuk doktorlarından Prof. Dr. Hilal Mocan Hanım 6 aylıktan itibaren bebeklere ev yapımı yoğurt verilir mi sorusuna , "Bebek ve çocukları ev yapımı yoğurtla beslemek en doğrusu. Burada yoğurdu mayalarken organik süt ve yoğurt kullanmaya özen gösterin. Sadece çocuklar değil, aslında sağlık açısından yetişkinler de ev yapımı yoğurt tüketmeli diye cevap vermiş. Linki burada http://www.hilalmocan.com/sorulariniz/6-aylik-bebek-ev-yapimi-yogurt-yer-mi-/23
Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler
Ana Sayfaya Dönün
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






