6 Mart 2013 Çarşamba

Çocuklarınızı sanatsal etkinliklere küçük yaştan itibaren götürün



Sosyal olması çok önemli benim için çocuklarımın. Değişik ortamlara girmeleri ve her kesimden insanlarla karşılaşmaları da. Bazen tek başıma atarım 3 kuzuyu arabaya tıngır mıngır gideriz ve en önden dans gösterisi veya keman dinletisi izleriz yakınımızdaki üniversitede. 3,5 yaşından itibaren hep götürdüğüm için genellikle saygılı ve uslu olurlar. Alper hatta en son gösteride gösteriyi yapacak grup 30 dk geç kalınca kendi kendine sahneye çıktı ve 200 kişinin önünde kendince bir dans gösterisi yaptı. Perde kapalıydı perdenin önünde yaptı. Önce "aman oğlum" filan dedim ama baktım onun kendini rahat hissetmesi ve oraya çıkabilmesi harika bir şey. Saygısızlık yapmadı. Perde açılmaya başlayınca hemen geldi yanıma oturdu. Herkes alkışladı. Bu resim de Afrika Dansı gösterisinden sonra sahneye çıktığı zaman çekildi. Gösteri bitince Alper sahneye çıktı ve ilginç Afrika çalgısının yanına gidip "ben de çalmak istiyorum" dedi. Hemen izin verdiler çalmasına. Çok güzel bir deneyimdi. Ama bu bir günde olmuyor tabii 2 yıldır benim özveriyle onu konserlere, tiyatrolara, keman dinletilerine, piyano resitallerine zaman ayırıp götürmemle oluyor. Bunun yerine sıcak evimde oturup dizileri seyredebilirdim. Üç çocukla bir yere gitmek bile bir cesaret hele de gittiğin yer tamamen sessiz olmaları gereken bir salonsa. Her an bir saygısızlık yapmasınlar diye dua ede ede oturuyorum o sanatsal etkinliklerde ama genellikle diğer insanlardan bile daha sessiz ve saygılı oluyorlar ve dikkatle izliyorlar. Bunlar için çok paraya gerek yok. Bir sürü bedava etkinlik oluyor. İnternetten araştıracaksınız. Ayrıca paralı bile olsa AVM lere gidip orada hamburgere kolaya veya bir oyuncağa vereceğiniz parayı sanatsal bir faaliyete verebilirsiniz. Tavsiye ediyorum ağaç yaşken eğilir.





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

Aldığınız hiç bir kıyafeti yıkamadan çocuklarınıza giydirmeyin lütfen!

Lütfen aldığınız bütün kıyafetleri yıkayıp giyin ve bebeklerinize giydirin. Ayrıca aldığınız oyuncakları da yıkayın veya silin çocuklarınıza vermeden.

Hassas Annemiz Şükran hanım yazmış:
55 yaşındayım. 29 yaşında bir kızım var kızım da sizin sayfanızı beğenenlerden. Kızım şu an hamile. Geçen gün bir kaç ay sonrayı konuşuyoruz. Bebeğin bütün giyeceklerinin yıkanıp ütülenip giydirilmesi konumuz. Komşusunun 4 aylık bebeği var yıkamadan giydiriyorum demiş. Kızım ailemizde de bu konuda hassaslığımızı bilir. Ben bile aldığım giysileri giymeden asla giymem. Değil ki bebeğe böyle bir şeyi uygulayayım? Lütfen sayfanızdan bu konuda bir uyarıda bulunur musunuz. Yakınımın triko atölyesi var ve o giysileri yerlerde nasıl sürüklendiğini gözlerimle gördüm. Lekelendiyse leke ilaçları ve ütü görüntüyü değiştirse de özünde ürünler maalesef kirli. Bu konuda uyarınızı bekliyorum.






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

5 Mart 2013 Salı

Bebeklerde diş sağlığı için neler yapmalı?

Hassas Anne Gülçim:
Benim oğlumun 6 aylık olmasına 10 gün var. Dişleri çıkmak üzere. Dişleri çıktıktan sonra diş bakımına da başlamak istiyorum. Fırçanın yumuşak uçlu olması gerektiğini biliyorum ama diş macunu konusunda kafam karıştı. Bazı firmaların bitkisel içerikli yutulabilir macunları var sizin de bildiğiniz gibi ama ben onlara pek güvenmiyorum. Diş macunu yerine kullanabileceğim doğal birşey önerebilir misiniz bana? Bu mesajımı okuyup, zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Sevgiyle kalın.

Cevabım:
Canım parmağa geçen diş fırçaları var bebekler için ve yutulabilen bitkisel diş macunları içinde paraben ve florür yoksa kullanabilirsin. Ben kullandım ve hala kullanıyorum. İçine sinmezse sadece suyla fırçalasan da olur şu anda. Önemli olan çalkalanması ve fırçalanması. Belki 1,5 yaşından sonra onlara başlarsın. Gece emzirdikten ve sütünü verdikten sonra biraz su ver ağzı çalkalansın. Gece biberonla uyumasın. Biberon çürüğü yapar ve diş köklerine zarar verir.






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

4 Mart 2013 Pazartesi

Ailenizin 'Ölmeden Önce Yapılacaklar Listesi' var mı?



Belki herkesin kafasında bir 'Ölmeden Önce Yapılacaklar Listesi' vardır. Bu listeyi çocuğunuz için yapmak zorunda kalmak ve çocuğunuzun 1 yaşını bile göremeden öleceğini bilmek bir ailenin başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir diye düşünüyorum. New York eyaletinde yaşayan Linzer ailesi kızları Quinn Linzer 3 aylıkken onda Niemann-Pick Disease Type A denilen nörolojik bir hastalık olduğunu ve büyük ihtimalle 1. doğumgününü kutlayamadan öleceğini öğrendiler. Yapılabilecek veya bu sonucu değiştirebilecek hiçbir şey yoktu ne yazık ki. Ailenin 3 ve 5 yaşlarında iki çocuğu da var. Aile kızlarının ölmeden önce yaşaması gereken deneyimlerin bir listesini hazırladı ve yavaş yavaş bu listeyi tamamlıyorlar. Listede üstü açık bir arabaya binmek, güneşin doğuşunu izlemek, beyzbol maçına gitmek, ata binmek, oy vermek,gelinlik giymek gibi eğlenceli deneyimler var. Amerika'da insanlar bu listedeki fazla para gerektirecek Disney Dünyasına gezi,yunuslarla yüzmek gibi deneyimleri yapabilsinler diye yardım etkinlikleri düzenleyip para toplamışlar ve aileye göndermişler.
Ailenin bakış açısı çok hoşuma gitti. Tabii ki yıkılmışlar ama babanın dediği gibi "kızlarıyla her anın tadını çıkarmaya çalışıyorlar ve küçük şeylerin değerini biliyorlar". Bu küçük kız da dünyada bir iz bırakarak aramızdan ayrılacak. Listesindeki 50 deneyimi de yaşamasını diliyorum. Bu hikayeden öğrenilecek çok şey var. Ufak tefek sorunları önemsemeyelim ve çocuklarımızla geçirdiğimiz her saniyenin değerini bilelim. Belki de çocuğumuzda bir hastalık olmasa da ailecek yaşamak istediğimiz deneyimlerin bir listesini yapmak çok güzel bir fikir olabilir. Siz bu listeye neler yazardınız?

Ailenin sayfası burada http://www.teamlinzer.com/ sayfada biraz aşağı inerseniz aileyle ilgili yapılan haberin videosunu izleyebilirsiniz.







Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

Çocuklarımızla aktiviteler



ÇOCUKLARINIZIN ÖZGÜVENLERİNİN ARTMASI İÇİN ONLARLA AKTİVİTELER YAPIN.
         BİRŞEYLERİ BAŞARDIKLARI ZAMAN MUTLU OLACAKLARDIR.
                        BIRAKIN EV KİRLENSİN VE ETRAF DAĞILSIN!
         BU GÜZEL ANILAR ONLARIN GELİŞİMİ İÇİN ALTIN DEĞERİNDE




Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

Çocuğunuzun seviyesini bilin ve ona göre oyuncak ve kitaplar alın

Çocuğunuza aktivite seçerken çocuğunuzun hem yaşına hem de seviyesine göre karar vermek lazım. Zamanı gelmedi diye aktiviteleri denememezlik etmeyin. İleri giden çocuklar daha erken yapabilirler bazı aktiviteleri. Çocuklara cevabını bilmedikleri soruları çok sorarsak veya devamlı yapamayacakları şeyleri yapmaları için zorlarsak bu özgüvenlerini zedeler. Ama sizin yapmanız gereken onu iyi gözlemlemek ve onun gerçek becerisini ve seviyesini anlamak olmalıdır. Mesela benim oğlum 2 yaşında bütün şekilleri, renkleri ve 10'a kadar saymayı biliyordu. Altında, yanında, önünde, içinde, dışında, büyük , küçük gibi kavramları bilirdi ve 5 kelimeli cümleler kurardı. Alper ileri bir çocuktu ama olabiliyor demek istiyorum. Ben ona sadece 2 yaş aktiviteleri yaptırsaydım onun gelişimini durdururdum. Ben ona kitap alırken hep 1-2 yaş büyük kitaplar aldım. Oyuncaklarda da aynı şekilde. Kızlarım tam yaşları gibi gidiyorlar abilerinden farklı bir şekilde. Onlara da yaşlarının oyuncak ve kitaplarını alıyorum.

Siz her zaman çocuğunuzun gelişimini takip edip onun becerisine göre aktiviteler seçmelisiniz, sadece yaşına göre değil aklınızda olsun. Bu geriden gelen çocuklar için de geçerli. Ona yaşı geldi diye yapamayacağı aktiviteler yaptırmaya çalışmayın. Bu onu agresif ve içine dönük yapar. Özgüveni de zedelenir.

Burada ailelere çok büyük iş düşüyor hem her yaşta çocukların yapması gerekenleri öğreneceksiniz hem de kendi çocuğunuzun seviyesini bileceksiniz.






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

Prof. Erkan Topuz mutfağımızda kanserden nasıl korunabiliriz anlatıyor

                                       

- Kızartma yağını saklamayın, 1 kere kullandıktan sonra atın. Haftada 1 defadan fazla kızartma tüketmeyin.
- Sebzeleri yağda kizartmak ya da yuksek isida uzun sure kaynatmak yerine buharda pisirin. Sebze ve meyveleri kaynar suya atin ve mumkun oldugunca az su kullanin. Pisirme suyunu dokmeyin.
Eti yarım saatten uzun ızgara yapmayın. Eti yarım saatten fazla ızgara yaparsanız ya da 5 dakikadan fazla yağda kızartırsanız kanserojen maddeler olusabilir. Bu nedenle eti uzun sure pisirmekten kaçının. E
- Makarnayi suyunu cektirerek pisirin
- Yumurtayi yikamayin, buzdolabinda kuru sekilde muhafaza edin. Yumurtayi 10 dakikadan uzun sure pisirmeyin.
- Cig sutten yapilmis peynir ve cig yumurta tuketmeyin.
- Tahillari ve kuru baklagilleri kuru yerlerde saklayin, kufler kansere neden olabilecek toksik maddeler uretir. Son kullanma tarihi gecen besinleri yemeyin, kuflu besinleri cope atin,
- Icerigindeki B vitaminlerini kaybetmemesi icin makarna ve eristeyi suyunu cektirerek pisirin. Pirinç, un, şehriye gibi tahılları yağda kavurmaktan kaçınınn. Aksi taktirde hem besin kaybına hem de zararlı madde oluşumuna neden olursunuz.
- Kimyasal koruyuculu hazir yiyecekler yerine dogal besinlerle beslenin. Sucuk, salam gibi katki maddeli gıdaların tüketimini azaltın.
- Günlük tuz tuketiminiz 5-6 gramı geçmesin. Turşu ve salamura gibi fazla tuzlu yiyecekleri az tuketin.
- Derin dondurucudan cikartip cozdurdugunuz yiyecekleri bir daha dondurmayin.
- Besin degerleri yuksek ve fiyatlari ucuz oldugu icin meyve ve sebzeleri mevsiminde satin alin. Turfanda sebze ve meyveleri cok fazla tercih etmeyin.
- Cok sıcak, koyu kahve ve çaydan uzak durun.
- Filizlenmis patates ve sogandan uzak durun. Butun gidalari olculu alip cabuk tuketin. Cunku bayatlayan meyve ve sebzelerin icinde kansere yol acan toksik maddeler olusabilir.
- Mutfaginizdaki haliyi zeytinyagli sabun ve sirkeyle silin. Yemek yediginiz masayi deterjanla temizlemeyin. Mutfaginizi havalandirmayi ihmal etmeyin.us, iyi sogutulmus ve temiz kasalara konulmus olmasina dikkat edin.gara yaparsanız ya da 5 dakikadan fazla yağda kızartırsanız kanserojen maddeler olusabilir. Bu nedenle eti uzun sure pisirmekten kaçının. Etlerin uzerindeki yanmış kısımları temizleyin.
- Et yediğinizde mutlaka salata veya sebze tüketmeye çalışın.
- Vitamin kaybını önlemek icin sebzeleri suda bekletmeden once yıkayıp sirkeli suda beklettikten sonra kurulayıp doğrayın. Taze meyveleri kestikten sonra bekletmeden tüketin.
- Az işlenmiş ve doğal ürünleri satın alın,
- Organik ürünleri tercih edin.
- Yiyecekleriniz margarin içermesin.
- Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinlerin pişme zamanını kısaltmak icin bir gece önceden suda ıslatın. Islatma suyunu dökün ancak vitamin kaybı olmasın diye haşlama suyunu dökmeyin.
- Ispanak, semizotu gibi sebzelerin önce kök kismini pisirin daha sonra yapraklarini ekleyin,
- Yemeklere koyduğunuz yağı yakmamaya önem verin.
- Taze sebzelerle yemek hazirlarken domates ve salçayı pişmeye yakin ekleyin. Cunku asit iceren salca ve domates yemegin pisme suresini uzatir.
- A ve C vitaminleri ve renk kaybini onlemek icin salataya sirke, limon soslarini servisten hemen once ekleyin.
- C vitamini degerinin kaybolmamasi icin sikilmis meyve sularini hemen tuketin.
- Cig et, tavuk veya balik sularinin diger besinlerle temas etmesini onleyin. Etlerde kullandiginiz kesme tahtasi, bicak gibi gerecleri ayri tutun.
- Deniz urunlerini guvenilir yerlerden alin. Uygun sekilde dondurulmus, iyi sogutulmus ve temiz kasalara konulmus olmasina dikkat edin.
- Makarnayi suyunu cektirerek pisirin
- Yumurtayi yikamayin, buzdolabinda kuru sekilde muhafaza edin. Yumurtayi 10 dakikadan uzun sure pisirmeyin.
- Cig sutten yapilmis peynir ve cig yumurta tuketmeyin.
- Tahillari ve kuru baklagilleri kuru yerlerde saklayin, kufler kansere neden olabilecek toksik maddeler uretir. Son kullanma tarihi gecen besinleri yemeyin, kuflu besinleri cope atin,
- Icerigindeki B vitaminlerini kaybetmemesi icin makarna ve eristeyi suyunu cektirerek pisirin. Pirinç, un, şehriye gibi tahılları yağda kavurmaktan kaçınınn. Aksi taktirde hem besin kaybına hem de zararlı madde oluşumuna neden olursunuz.
- Kimyasal koruyuculu hazir yiyecekler yerine dogal besinlerle beslenin. Sucuk, salam gibi katki maddeli gıdaların tüketimini azaltın.
- Günlük tuz tuketiminiz 5-6 gramı geçmesin. Turşu ve salamura gibi fazla tuzlu yiyecekleri az tuketin.
- Derin dondurucudan cikartip cozdurdugunuz yiyecekleri bir daha dondurmayin.
- Besin degerleri yuksek ve fiyatlari ucuz oldugu icin meyve ve sebzeleri mevsiminde satin alin. Turfanda sebze ve meyveleri cok fazla tercih etmeyin.
- Cok sıcak, koyu kahve ve çaydan uzak durun.
- Filizlenmis patates ve sogandan uzak durun. Butun gidalari olculu alip cabuk tuketin. Cunku bayatlayan meyve ve sebzelerin icinde kansere yol acan toksik maddeler olusabilir.
- Mutfaginizdaki haliyi zeytinyagli sabun ve sirkeyle silin. Yemek yediginiz masayi deterjanla temizlemeyin. Mutfaginizi havalandirmayi ihmal etmeyin.
- Çizilmiş ve eskimiş teflon tavalari çöpe atin. Buradaki zararili metalik madde ozellikle salca, domates gibi asidik besinlere gecerek vucutta birikebilir. Uzun vadede bu madde kansere yol acabilir. Aluminyum, plastik kaplar yerine cam ve celik olanlari tercih edin. Kalaylanmamis bakir kullanmayin. (Beyin tumoru hastalari bakirdan tamamen uzak durmali.)
- Yemeklerinizi mikrodalga firinda 1 defadan fazla isitmayin.
- Tarim ilaclarinin kalintilari pisirilerek yok edilmez. Bu nedenle 3 litre suya 9 corba kasigi sirke koyun. Meyve ve sebzelerinizi
bu suda bekletin. Lahana, kivircik salata gibi yaprakli sebzelerin disindaki 2-3 yapragi cope atin.
- Tutsulenmis gidalari mutfaginiza sokmayin.
- Salca, tursu, yogurt gibi besinleri boyalı plastiklerde, deterjan kaplarinda saklamayin.
- Mutfaginizda gokkusaginin 7 rengini iceren meyve ve sebze bulundurun.
- Cips, bisküvi, çikolata veya şeker yerine domates, elma, salatalık, kuru erik, 3-4 adet badem veya ceviz, yoğurt yemeye çalışın.

Prof. Dr. Erkan TOPUZ
http://www.erkantopuz.com.tr





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

3 Mart 2013 Pazar

1 yaşından küçük bebeklere keçi sütü verilebilir mi?

Hassas Annemiz Fazilet:
İyi geceler:) size paylaştığınız değerli ve bilimsel bilgiler icin çok teşekkur ederim.Ben keçi sütünün Anne sütünü yeterli alamayan bir bebekteki değeri nedir bunu öğrenmek istiyorum. İlk 1sene inek sütü evet allerjen peki keçi sütü? Teşekkür ederim.

Cevabım:
Keçi sütü 1 yaşından küçük bebeklere uygun değil diyor doktorların çoğu. Keçi sütü ilk 1 yıl demir ve vitamin oranı olarak bebeklerin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. 1 yaşından küçük bebeklerde kansızlığa yol açabilir. Bebekte keçi sütüne alerji varsa kötü sonuçlara neden olabilir. 1 yaşına kadar anne sütü veya devam sütü almalı bebek. Zaten piyasadaki keçi sütlerinin mutlaka inek sütüyle karışık olduğunu söylüyor bilenler. Keçi sütü çok az bulunurmuş ve satabilmek için karıştırıyorlarmış diye duyuyorum. Bu riski almayın derim ama tabii doktorunuza danışın. İlk 1 yıl süt yasak ama sütten yoğurt mayalayıp verebilirsiniz doktorunuz yoğurt verebilirsin dediğinde.






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

Sağlıklı bir büyüme için çocuklarınız gece 11'den önce ve karanlıkta uyumalı


Gece çocuklarımızı kaçta yatırmalıyız? Hassas Anneler bu konuya çok önem veriyorlar. Her evin düzeni farklı, her çocuğun uyku düzeni de farklı ama bilmemiz gereken sağlıkları için nelerin önemli olduğu. Çocuklarımızın sağlıklı büyümeleri için gerekli olan büyüme hormonu saat 23:00-05:00 arasında salgılanıyor ve çocuklarımızın güzel büyümesi ve sağlıklı olmaları için bu saatlerde uyuyor olmaları lazım. Ayrıca büyüme hormonunu arttırıcı özelliği olan melatonin hormonunun salgılanması da çok önemli. Sağlıklı bir melatonin salgılanması için tamamen karanlık bir odada uyumamız gerekiyor. Melatonin hücreleri yeniliyor, vücudun biyolojik ritmini ayarlıyor, bağışıklık sistemini geliştiriyor ve yaşlanmayı geciktiriyor. Bu çocuklarımız için olduğu kadar bizim için de çok önemli. Bizim sağlığımız iyi olacak ki çocuklarımızın her zaman yanında olalım.
Pediatrik Endokrinoloji Merkezi Başkanı Doç.Dr. Ergun Çetinkaya şöyle diyor: “Işığı sevmeyen, ışıkla karşılaştığında engellenen melatonin için yatak odalarımızdan, özellikle çocuklarımızın uyuduğu odalardan gece lambalarını kaldırmamız gerekiyor. Melatoninin sağlıklı yaşam için çok önemlidir. Bu hormonun üretimi ve salınımı karanlık ile başlar, aydınlık ile sona erer. 23.00- 05.00 saatleri arasında salgılanan melatonin 02.00-04.00 arasında en yüksek değerlerine ulaşır. Aydınlık döneminin uzaması veya aniden ışığa çıkılması melatonin üretimini durdurur. Melatonin hormonu yeterince salgılanmadığında uykusuzluk, yorgunluk hissi, iştahsızlık, hazımsızlık, zihinsel ve fiziksel performans kaybı, reaksiyon zamanında uzama, hafızada azalma gibi sorunlar ortaya çıkıyor Düzenli ve yeterli uyumalıyız. Mümkünse gece çalışmalarını gündüze kaydırmalıyız. Stres, üzüntü ve öfkeden uzak durmalıyız. Alkol, sigara, kahve, fazla çay tüketmemeli, uykudan önce egzersiz yapmamalıyız. Melatonin için vişne, lahana, badem, fındık, yer fıstığı, kızılcık, papatya çayı, anason-rezene çayı, soya fasulyesi, ton balığı yememiz gerekir ve bu gıdaların akşam saatlerinde alınmasının daha faydalı." Gece ışık açık uyumanın kansere bile yol açtığını gösteriyor araştırmalar.
İşte bu nedenle çocuklarınızı doğdukları günden itibaren karanlıkta uyumaya alıştırın. Işığı açma gibi bir seçeneğin olmadığını bilirlerse karanlıktan da korkmazlar. Kendi korkularınızı veya çocuk ışık ister gibi inançlarınızı çocuklarınıza aşılamayın. Üç çocuğum da doğdukları günden beri karanlıkta uyurlar. Bir gece bile gece ışığıyla veya ışık açık uyumadılar. Böyle bir seçenekten haberleri bile yok. Çocuklarınızın sağlıklı büyümesi ve kanserden korunması için onları gece 11'den önce yatırmalısınız ve kesinlikle karanlıkta uyumalılar. Aşağıdaki linkte bu konuyla ilgili çok güzel bilgiler var. Bu yazıdaki bilgilerin çoğunu da buradan derledim. Lütfen paylaşalım.
http://lokman-hekim.net/haberler/uyku.asp





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

Eğitimim ve tecrübelerim

Hassas Annemiz Sevil:
Merhaba öncelikle başarınızı tebrik ederim. Size sormak istediğim şeyler cevabınız için şimdiden teşekkürler. herhangi bir pedagoji eğitiminiz veya herhangi bir tıp eğitiminiz var mı? Yaptığınız tavsiyeler ve açıklamalar resmi kaynaklara dayanılarak mı yapılıyor yoksa sadece sizin kendi deneyim ve tecrübeniz midir? Teşekkürler..

Cevabım:
Çok teşekkürler. Doktor değilim zaten bunu sitenin başında ve sonunda hatta bazen her yazımın altında yazıyorum. Ama bildiğim ve paylaştığım bilgilere ulaşmak için doktor olmak gerekmiyor. Tabii ki her zaman dediğim gibi öncelikle sizin çocuğunuzu tanıyan doktorunuzu dinleyin. Ben uluslararası ilişkiler mezunuyum ama üniversitede çok fazla psikoloji dersi aldım eşim psikoloji okuduğu için aynı üniversitede. Sonra Amerika'da Florida Üniversitesi'nde burslu tezsiz sosyal psikoloji yüksek lisans programını tamamladım. Ayrıca çocuk gelişimi konusunda sertifika programına katıldım. Amerika'da 3,5 sene oranın çok iyi üniversitelerinde (Florida Üniversitesi ve Duke Üniversitesi) araştırma koordinatörü ve psikoloji laboratuvarı müdürü olarak araştırmaları yönlendirdim. Amerikan Sağlık Bakanlığı projelerinde çalıştım. Yani araştırma konusunda deneyimliyim. İki tane de yayınlanmış makalem var sosyal psikoloji alanında. Araştırma yapmayı biliyorum ve seviyorum. Bilgiye nasıl ulaşacağımı ve hangi araştırmanın bilimsel bir araştırma olduğunu hangisinin sansasyon için yapıldığını ama bilimsel hiçbir değeri olmadığını anlayabiliyorum. 6,5 sene Amerika'da yaşadığım ve çalıştığım için de ingilizceyi anadilim gibi konuşup okuyabiliyorum. Bu sayede Dünya çapında çocuk gelişimi alanında yürütülen araştırmaları ve dünyada bütün annelerin önem verip konuştuğu konuları takip edebiliyorum. Yapılan en son araştırmalardan anında haberim oluyor. Bir de tabii biraz Hassas bir anneyim herşeye dikkat ediyorum. Üç çocuğumu yetiştirirken de inanılmaz deneyimler edindim. Yaşanabilecek bir çok şeyi yaşadım; ilk bebeğimi erken doğurdum kaybettim, hem kız hem oğlan çocuğum var, prematüre bebeklerimi büyüttüm, kızlarım tüp bebek onu da yaşadım, tek çocuk da büyüttüm ikiz çocuk da büyütüyorum. En değerlisi bence 3 çocuğumu büyütürken öğrendiklerim. Bu sayede tecrübelerimle çocuk gelişiminde yürütülen araştırmaların sonuçlarını harmanlayıp size yardımcı olabilecek yazıları yazabiliyorum. Eşim psikolog olduğu için onun da fikirlerinden yararlanıyorum. Umarım sitem işinize yarar. En önemlisi de bu. Sizlerin çocuk büyütürken hayatınızı biraz olsun kolaylaştırmak ve çocuklarınıza faydalı olabilmek.





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

Kardeşi olan çocuklar da tek çocuklar gibi ilgi görmeyi hak ediyorlar

Birden fazla çocuğu olan ailelerin dikkat etmesi gereken bir husus var. Tabii ki kardeş sevgisi ve kardeşlerin birlikte zaman geçirmesi de çok önemli ama her bir çocuğu tek bir birey olarak da kabul etmek gerekiyor. Her çocuğun anne ve babayla başbaşa zaman geçirmesi lazım. Bunu uyguladığınızda kardeş kavgalarının ve çekişmelerinin de azaldığını göreceksiniz. Bildiğiniz gibi benim 5,5 yaşında bir oğlum ve 4 yaşında ikiz kızlarım var. Tabii ki 3 çocukla yaptığımız aktiviteler çoğunlukta ama ben hepsine teker teker de zaman ayırmaya çalışıyorum. Bunu doğduklarından beri uyguladığım için bunu doğal karşılıyorlar. Tabii ki sizden başka çocukları bırakabileceğiniz kimse yoksa bu anlatacaklarımı yapamazsınız.

Dışarı çıkarken bazen çocuklardan birini bir aile büyüğüne veya bakıcıya bırakıp birini yanınızda götürürseniz onunla başbaşa zaman geçirebilirsiniz. Evde bıraktığınız çocuğunuz ertesi gün de onu götüreceğinizi bilirse ilk başta sorun çıkarsa da sistemi anlayınca hoşuna bile gidecektir. Bunun için anneanneleri,babaanneleri, dedeleri ayarlarsanız süper olur. Hatta çocuğunuzu yaşıtı olan bir arkadaşının evine de bırakabilirsiniz. Onlar beraber oynar siz de diğer çocukla zaman geçirirsiniz. Başka zaman da o arkadaşınız çocuğunu size bırakır. Kendi diğer çocuğuyla zaman geçirir. Böyle sistemler kurmak aslında çok kolay sadece konuşup ayarlamak gerekiyor. Birden fazla çocukla dışarı çıkmak bazen annelerin gözünde büyüyor ve bütün zamanlarını evde geçirmeye başlıyorlar. Çocuklar da evde sıkılıyor, enerjilerini harcayamıyorlar ve hırçınlıklar yapmaya başlıyorlar. Böyle tek tek çıktıklarında hem anneleriyle veya babalarıyla başbaşa zaman geçireceklerdir hem de tüm aile gezdikleri zaman gidemedikleri yerlere gideceklerdir. Onları müzelere, saraylara, tiyatrolara veya başka etkinliklere götürün. Tabii ki bütün çocuklarınızı hep beraber gezmeye götürdüğünüz zamanlar daha çok olacaktır ama bazen de böyle tek tek gezdirin. Onlara böyle tek başına yoğun ilgi gösterdiğinizde ve size doyduklarında evde çok sorun çıkarmadıklarını ve kardeşleriyle de daha iyi geçindiklerini farkedeceksiniz.

Doktora da mutlaka ayrı günlerde götürün. İki çocuk aynı anda doktorun odasına girdiğinde tek tek girdiklerinden daha az ilgi görüyorlar ve doktor onlarla daha az zaman geçirmiş oluyor. Size biraz daha fazla iş çıkmış oluyor ama bence sonuç buna değer. Geçen gün Esin’i 4 yaş kontrolü için tek başına çocuk doktorumuza götürdüğümde doktorum ikizleri her zaman ayrı ayrı getirdiğimi farkettiğini ve bunun gerçekten çok iyi bir fikir olduğunu söyledi. Bu çocuklara tek tek zaman ayırma sistemimi çok beğendiğini söyledi ve hatta kendisinin de 3,5 ve 2 yaşındaki iki çocuğuna aynı şeyi yapmaya çalışacağını ekledi.

Evde de bazen tek çocuğunuzu ayırın ve ona özel ilgi gösterin. Beraber kitap okuyun, aktivite kitapları yapın veya sadece sohbet edin. Bunu yaparken çok dikkatli olup öbürünü kıskandırmamanız gerekiyor. Belki babası da onunla zaman geçirebilir veya üç çocuğunuz varsa ikisiyle bir aktivite yapabilir siz bir tanesiyle ilgilenirken. “Nasıl zaman bulacağım bunları yapmaya?” dediğinizi duyar gibiyim ama ben buluyorsam siz de bulabilirsiniz. Buna değecek inanın. Kardeşlik çok güzel ama her çocuk bazen annesinin bölünmemiş ilgisine ve sevgisine ihtiyaç duyuyor.





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

Hamileleler hangi besinleri tüketmemeli?

Şimdi televizyonda hem tıp fakültesini hem de beslenme ve diyet uzmanlığı bölümünü bitiren Dr. Yasemin Bradley hamilelerin hangi besinlerden uzak durması gerektiğinden bahsetti. Hamileler çiğ süt, ton balığı, açıkta satılan dondurma, kabuklu deniz ürünleri, çiğ balıktan yapılmış suşi, tam pişmemiş et ve ciğer tüketmemelilermiş. Ayrıca içinde retinol maddesi olan kozmetik ürünlerini de kullanmamalılar. Aklınızda bulunsun.






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

2 Mart 2013 Cumartesi

Çocuğumla aramı nasıl düzelteceğim?

2 yaş civarı çocuğu olan anneler bu endişelerini sık sık dile getiriyorlar.

Hassas Anne Havva: Merhaba ece hanım, Benim 2 yaşını 2 ay gecen tatlı bir kızım var ama çok iyi anlaşamadığımızı düşünüyorum. Bana karşı cok yakın değil ben bu duruma çok üzülüyorum ve korkuyorum benden daha çok uzaklaşacak diye. Ona nasıl davranmalıyım ve çok yaramaz ne söylersem aksini yapıyor hiç sözümü dinlemiyor nasıl davranacağımı bilemiyorum.

Cevap: Üzülme arada sırada öyle anne çocuk arasında zor zamanlar olabilir. Biraz beraber aktivite yapma, güzel kaliteli zaman geçirme ve sevgiyi yoğun gösterme ile çözülemeyecek hiçbir şey yok. Şu yazılarımı bir oku canım yararlı bilgiler var

http://www.hassasanne.blogspot.com/2013/02/iki-yas-sendromu-nedir.html
http://www.hassasanne.blogspot.com/2013/02/cocuklarn-dil-gelisimi-icin-ne.html
http://www.hassasanne.blogspot.com/2013/02/ilkokula-ve-krese-sorunsuz-baslamann.html
http://www.hassasanne.blogspot.com/2013/01/sevdiginizi-gosterin.html
http://www.hassasanne.blogspot.com/2013/01/bebeginizin-gelisimi-icin-bugun-neler.html
http://www.hassasanne.blogspot.com/2013/01/tutarl-rol-model-olmak-cok-onemli.html

çok okunacak şey oldu ama zamanın oldukça okursun. özellikle sevdiğinizi gösterin yazısını mutlaka uygula. İyi davrandığı zaman ona çok sevgini göster. Hırçın ve kötü davranırsa üstüne düşme. Kolay gelsin. Sevgiler.







Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

1 Mart 2013 Cuma

ÜSTÜN YETENEKLİ ÖĞRENCİ KİMDİR?

Üstün yetenekli öğrenci, yaşıtlarına göre daha hızlı öğrenen, sınıf arkadaşlarının istediği veya ihtiyaç duyduğundan daha derin ve geniş ilgi alanlarına sahip, karmaşıklıktan (zorluktan) hoşlanan, soyut fikirleri anlayan, kendisisin seçtiği konuda veya ilgi alanlarında bağımsız çalışmayı seven çocuklardır.

Bu tip çocuklar, başarılı oldukları alanda yüksek performans ve potansiyel kabiliyetlerini tek başına veya birleştirerek kendilerini gösterirler.

ÜSTÜN VEYA ÖZEL YETENEKLİ ÇOCUKLARDA;

A ) Müzik Alanındaki Yetenek Özellikleri:

1- Ritm ve melodiye diğer çocuklardan fazla tepkide bulunur.

2- Müzikle çok ilgilidir. Plak, kaset dinler. Nerede müzik etkinliği varsa ona katılmak ister.

3- Müzik parçaları yapmaya büyük istek ve çaba gösterir.

4- Başkaları ile şarkı söylerken onlara uymaktan hoşlanır.

5- Yaşıtlarına, duygu ve düşüncelerini anlatmak için sık sık müziği araç olarak kullanır.

6- Çeşitli müzik aletleri ile ilgilenir, onları çalmayı dener.

7- Müzisyenler, şarkıcılar ve müzik parçaları ile ilgili koleksiyonlar yapar.

8- Dinlediği müzik parçasını kısa zamanda öğrenir, anlamlı ve uygun şekilde söyleyebilir.


B) Resim Alanındaki Yetenek Özellikleri:

1-Çeşitli konularda çizimler yapar.

2- Resimler, planlar, resimlere derinlik verir ve parçalar arasında uygun oranlar kullanır.

3- Resim çalışmalarını ciddiye alır ve resim yapmaktan haz duyar.

4- Diğer çocukların yaptığından değişik çizimler yapar.

5- Resim yapma, çizme ve boyama için çok zaman harcar.

6- Resmi kendi yaşıtlarını ve duygularını ifade etmek için başarılı olarak kullanır.

7- Diğer insanların, sanat-resim çalışmalarına ilgi duyar.

8- Diğerlerinin eleştirilerinden hoşlanır ve içlerinden yeni şeyler öğrenir.

9- Çamurdan, sabundan, plastikten vb. yumuşak gereçlerle üç boyutlu şeyler yapmaya özel ilgi gösterir.


C) Fen Alanındaki Yetenek Özellikleri:

1- Okur ve Fen Raporlarını yorumlayarak bir ilgi zemini oluşturur.

2- Fen Bilgisi konusunda otorite olan kaynakları tarar.

3- Fikir ve hipotezleri test etmeye yönelik deneyler yapar.

4- Fen ve teknik araçları kullanabilir ve bunlara vakıf olur.

5- Yerinde ve yeterli veri seçer.

6- Verilerden geçerli çıkarımlar yapar ve tahminlerde bulunur.

7- Problem çözmede kullanılan teknik ve süreçlerin altında yatan varsayımları tanır ve değerlendirir.

8- Fikirleri hem niceliksel hem de niteliksel ifade edebilir.

9- Fen Bilgisini toplumsal değişim için kullanır ve uygular.

10- Bilinen gerçek ve kavramlardan yeni ilişki ve fikirler oluşturur.

11- Bilimsel gözlem, veri toplama ve yorum yapma becerileri vardır.

12- Problemlere yönelik duyarlılığa, yeni fikirler geliştirme ve değerlendirme yeteneğine sahiptir.

13- Devamlı meraklıdır.

14- Tutarsızlıkların tespitinde tetiktir.

15- Yüksek düzeyde mekanik düşünmeye sahiptir.

16- Uzay ilişkilerine ilgi duyar.

17- Planlama ve iletişim yeteneğine sahiptir.

18- Öğrenme ve bilgiye sürekli açlık duyar.

19- Çabuk öğrenir, kavrar, akılda saklar.

20- Genelleme ve soyutlama yaparak elindeki bilgiyi diğer alanlara aktarabilir.

21- Kararlı ve sabırlıdır.

22- Yaratıcıdır.

23- Düşünceleri ve nesneleri sistematik biçimde bir araya getirebilir.

24- Sorgulamalarında “ne”, “nasıl”, “neden” sorularının ötesine ulaşmaya çalışır.

25- Kendine güvenir, kendi başına bir iş üstlenebilir.

26- Yaşıtlarına göre alışmışın dışında nitelikli ürün ortaya koyar.

27- Birbirini takip eden konular ve olaylar dizisi karşısında bir sonraki adımı takip edebilir.

28- Bir alanda öğrendiği konu ile başka bir alanda öğrendiği konu arasında mantıklı ilişkiler kurabilir.

29- Olaylar arasındaki bağıntıları, neden-sonuç ilişkilerini ve benzerlikleri yaşıtlarından daha çabuk ayırt edebilir.

30- Öğrendiklerini yeni ve farklı alanlarda kullanabilir.

31- Çeşitli konularda mantıklı eleştiri getirebilir.

32- Bir kez öğrendiğini kolay kolay unutmaz.

33- Kimsenin aklına gelmeyecek sorular sorar.

34- Bir cümlede ya da sözde, doğrudan bildirilmeyen, kastedilen anlamları bulup çıkarabilir.

35- Sorun çözümünde karmaşık yöntemler kullanabilir.

36- Yetişkin denetimi olmaksızın bir proje, deney üzerinde çalışabilir.

37- Arkadaşlarının etkinliklerini örgütleyip planlayabilir.

38- Yeni deneyler yapmaya isteklidir.


D) Matematik Alanındaki Yetenek Özellikleri:

1- Verilerin ele alınmasında, düzenlenmesinde göze çarpan yeteneğe sahiptir.

2- Zihinsel çevikliğe sahiptir.

3- Orijinal yorumlar yapar.

4- Fikirlerin iletilmesinde göze çarpan yeteneğe sahiptir.

5- Göze çarpan genelleme yeteneği vardır.

6- Yazılı iletişimden ziyade sözlü iletişimi tercih eder.

7- Aynı problem çözümüne yönelik değişik yöntemleri kullanır.

8- Olağan dışı Matematiksel işlemler yapar.

9- Gayret gerektiren olağan dışı problemler sorar.

10- Uygulamaya, analize, senteze ve değerlendirmeye odaklanır.

11- Problemi kısa sürede çözer.

12- Matematiği başka kategorilere entegre edebilir.

13- İlgisiz gibi görünen işlemler arasında ilgi kurar.

14- Yaşının ve doruyu seçme güçleri fazladır.

15- Yanlış ve doğruyu seçme güçleri fazladır.

16- Yaşıtlarının çözemediği zor problemleri çözebilir.

E) Sosyal Alandaki Yetenek Özellikleri:

1- Yaşına göre kavramsal olarak ilerlemiştir.

2- İleri düzey, teknik bilgi birikimine ya da çok özel bilgilere sahiptir.

3- Güç veya karmaşık işlerden hoşlanır.

4- Bağımsız projeler için yüksek standartlar belirler.

5- Sınıf arkadaşları tarafından yeni fikir ve bilgilerin kaynağı olarak görür.

6- Sınıf arkadaşları tarafından bir grup stratejisi ya da organizatörü olarak görür.

7- İnsan ilişkilerinde mizahı görür ve kendi kendine gülebilir.

8- Yaratıcı öyküler anlatır ya da yazar.

9- Geniş bir alanda yayılan ve/veya oldukça kapsamlı ilgiler olur.

10- Diğer insanların görmediği ilişkileri görebilir.

11- Bilgiyi kolayca ve süratle kazanır.

12- İlerlemiş yoğunlaşmış ve geniş konulara eğilen bir okuyucudur.

13- İnsanlara ve sosyal etkileşimin sonuçlarına karşı duyarlılık, samimi ilgi ve başkalarının fikir ve ahlaki değerlerini takdir eder.

14- Özellikle insan davranışlarının değerlendirilmesi açısından eleştirel yargı kapasitesi vardır.

15- Hayal gücü, zaman ve mekan bakımından farklılık gösteren sosyal durumlara kendini yönlendirme yeteneği vardır.

16- Zaman duygusu ve birbirini izleyen olayların başka olaylarla ilişkisini görme yeteneği vardır.

17- Sosyal problemlerde araştırma, uygulama, bir problemin sınırlarını algılama, verileri saklama, kanıtları sıralama, hipotez oluşturma, anlamlı sonuçlara varma ve yazılı ya da sözel sunular için sonuçları etkin biçimde düzenleme yeteneği vardır.

Not: Yukarıdaki yazı ve asağıdaki Dr. Osman Abalı’ ya ait makale ustunzekali-turkcocuklari yahoo grubundan alıntıdır.

NORMALDEN DAHA ZEKİ ÇOCUKLAR

Her anne babanın çocuğu hakkında büyük idealleri vardır. Normalden daha zeki ve farklı bir çocuğun ebeveyni olmak anne ve babaları oldukça mutlu eder. Anne ve babaların bu mutluluğu çocuklarının başarılarını ileri hayat aşamalarında görmeleri ile gittikçe artar. Yaşıtlarından daha farklı ve daha zeki olan çocuklar bebeklik döneminden itibaren kolaylıkla ayırt edilebilir. Anne ve babalar subjektif ve kendilerine göre değerlendirme yapmalarından dolayı çocuğun yaşına uygun davranışlarının bile ileri zeka işaretleri olduğunu zannedebilirler. Çünkü anne ve babanın bu konuda beklentileri olması yanlış değerlendirme durumu oluşturmaktadır. Eğer var ise bu kapasitenin ortaya konması ancak objektif gözlem ve gerek olursa testler ile mümkün olabilecektir.

Çocuğun gerçekten normalden daha zeki olma durumu tespit edildiği zaman çocuğa daha uygun yaklaşımın sergilenmesi gerekmektedir. Bu yaklaşım ona farklı davranmak şeklinde algılanmamalıdır. Genelde anne ve babaların düştükleri büyük hataların başında gerek olmadan çocuklarına zeka testi yaptırmak istemeleridir . Bu durumun iki farklı yönden zararları olabilmektedir; Birincisi eğer çocuğun zeka seviyesi gerçekten anlamlı derecede yüksek ise anne ve babaların bu çocuğa karşı davranışları değişmekte veya bilinçdışı olarak çocuklarına farklı davranmaktadırlar. Bu durum çocukta davranış problemlerini çok sık bir şekilde oluşturmaktadır. Anne babalar farkında olmadan çocuklarına karşı aşırı ilgili, aşırı hoşgörülü veya aşırı beklenti içerisinde davranabilmektedirler. Bütün bunlarda çocuklarda ciddi davranış problemlerinin oluşmasına ve psikolojik olarak sıkıntı duymalarına neden olmaktadır. Gereksiz zeka testi ölçümünün ikinci önemli sakıncası ise anne ve babalar beklentilerinden düşük bir skor çıkarsa hayal kırıklığına uğramakta ve çocuklarına karşı beklentilerinin aşırı azalması ile çocuklarına karşı davranışlarını değiştirmektedirler. Bu durumdan yine çocuklar negatif yönde etkilenmektedirler. Bu dengeyi sağlayan yani çocuğuna zeka testi yaptırıp ona karşı davranışlarını değiştirmeyen anne ve babaların sayısı son derece azdır. Anne babalar ben davranışımı değiştirmem dese de maalesef bilinçdışı davranışlar değişmektedir.

Normalden daha zeki çocuk olduğu bazı çocukların yüzüne karşı sık sık söylendiğinde veya bu konu üzerinde sık sık durulduğu durumlarda bir kısım çocuklar ''nasıl olsa ben zekiyim'' diye, aşırı kendine güvenden dolayı yapması gereken görevleri ve okul ödevlerini hafife almakta, ders çalışmamakta ve bunun sonucunda olacak başarısızlıklardan çocuklar ve aileleri çok kötü bir şekilde etkilenmektedirler. Bu nedenden dolayı çocukların başarıları ''zeki çocuk'' , ''akıllı çocuk'' diye belirtilmeli ama bu konuda çok sık vurgulama yapmaktan kaçınılmalıdır.

Normalden daha zeki çocuklardan anne ve babaların veyahut çevrenin ciddi beklentileri olabilmektedir. Bu beklentiler çok aşırı olur, her ortamda vurgulanır ve sık sık üzerinde durulursa çocukta bu beklentiye ulaşmak veya şu anda bulunduğu başarı seviyesini korumak için ciddi anlamda kaygı belirtileri zamanla oluşacaktır. Bu kaygı durumu çocuğa uzun vadede önemli sıkıntılar verecek ve çocuğun normal ruhsal gelişimini bozacaktır. Normalden zeki çocuk belli bir başarıyı elde edecektir ama

bunun uygun bir şekilde devam ettirilmesi anne babanın olumlu ve istikrarlı tutumu ile mümkün olacaktır.

Normalden daha zeki çocuklara nasıl bir ortam hazırlanmalı? şeklinde anne ve babalar sık sık sormaktadırlar. Bazı anne ve babalar çocuğun bu kapasitesini artırmak düşüncesiyle çok erken yaşlarda okuma ve yazmayı öğretmek veya sayıları öğretmek gibi anlamsız müdahalelere girişmektedirler. Unutulmamalıdır ki çocuğun çok erken yaşta bu şekilde okuma ve yazmayı öğrenmesi veya buna benzer yaşından önce bazı aşamalara zorlanması çocuğun ileride yakalayacağı normal ve sağlıklı bir başarıyı da engelleyecektir. Bu konuda anne ve babalar bu türlü yanlışa düşmeyerek çocuğun hayatın her evresini dolu dolu yaşamasını sağlamaları uygun olacaktır. Yapılan bilimsel çalışmalarda erken okuma yazmayı öğrenen çocuklar ile vaktinde okuma yazmayı öğrenen çocuklar arasında ilerleyen yıllar içerisinde okul başarısı olarak anlamlı bir farklılık olmadığı gösterilmiştir. Anne ve babalar normalden daha zeki çocuğa ellerindeki imkanları kullanarak yapabildiği uygun faaliyetleri yaptırmaları, yeterince vakit ayırmaları, ince ve kaba motor becerileri artırmak açısından uygulama yapmaları, onun için uygun arkadaş ortamı hazırlamaları, onun hayat aşamalarını dolu dolu yaşamasını sağlamaları, çocuğun kabiliyetleri ve kapasitesi ölçüsünde ona görevler vermeleri, onun psikososyal stres faktörlerinden korunmasını sağlamaları , ona çok farklı ve sıra dışı olarak davranmamaları , zamanı geldiğinde uygun bir okula göndermeleri ve öğretmenleri ile sıkı bir diyalog içerisinde olmaları, çocuk konusunda yönlendirme ve uygun ortam hazırlama konusunda zorlandıklarını hissettikleri zaman bir uzmana başvurmaları tavsiye edilmektedir.

Normalden daha zeki çocuk nasıl belli olur? şeklinde anne babaların kafasında soru işareti olabilir. Bu konuda genel belirti çocuğun yaşından daha büyük faaliyet ve aşamaları bulunduğu yaşta yapabilmesi şeklindedir. Ama bunun istisnaları olabilir. Ek olarak çocuğun anlama, algılama, kavrama, organize etme, problem çözme, sosyal uyum, olayların gidişatını tahmin etme, işlevsellik olarak yaşıtlarına oran ile daha ileride olması da çocuğun normalden daha zeki olduğunun göstergesidir. Genelde çocuğun kapasitesini ortaya koymasına negatif bir etken yok ise ( tıbbi bir hastalık, psikiyatrik bir sorun ) çocuklar yaşıtlarından kolaylıkla ayırt edilir. Baskılanmış, depresif, stres altındaki çocuklar kapasitelerini tam ortaya koyamadıkları için normalden daha zeki oldukları halde kapasite olarak son derece yetersizmiş gibi görülebilir. Bu durumda çocuğun yukarıda bahsedilen nedenlerden dolayı çocuğun kapasitesini ortaya koyması zorlaşır.

Normalden daha zeki çocuklar sıradan okullara gitmeli mi yoksa farklı bir okul gerekli mi diye sorular da anne babalardan gelebilmektedir. Bu konuda çocukları izole hale getirip diğer çocuklardan belli ölçüde soyutlamanın avantajları ve dezavantajları vardır. Çocuğu yönlendirebilecek ilgili ve uygun yaklaşımı olan bir öğretmenin olması ile çocuğun normal okula gitmesi ile çok ciddi anlamda kaybı olmamaktadır. Bu konuda çocuğu çok profesyonel anlamda yönlendirebilecek okulların olmadığı Türkiye açısından önemli bir gerçektir. Burada hemen şunu da belirtelim ki çocuk için Türkiye'de mevcut olan imkanlar kullanıldığında, ailenin ve çevrenin tutumları uygun olduğunda, çocukların kapasitelerinin açığa çıkarılması ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi açısından çok önemli bir sorun olmayacaktır. Bazı ailelerin yurt dışındaki arayışları ise avantaj ve dezavantajları açısından kişiye özel değerlendirilmelidir.

Bu yazı Anne Baba Eğitimi Platformu: http://www.facebook.com/groups/annebabaokulu/
www.annebabaokulu.net tarafından yazılmış ve paylaşılmıştır. Özel izin alarak burada yayınlanmaktadır.






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

Talihsiz kazaları önlemek için imza kampanyası

Ebru Gültekin Ilıcalı’yı 11 Temmuz 2012 tarihinde, Feneryolu Tren İstasyonu'nda, akıl almaz ihmal ve tedbirsizlikler nedeniyle yitirdik. Bebek arabasıyla trene binmek isterken kapılar kapandı, tren harekete geçti, içerde kalan bebeğinin peşinden koşarken vagon-peron arasındaki 40cm'e varan boşluğa düşerek öldu bu genç anne. Bu çok acı olayda olduğu gibi, ülkemizde trafikte, doğal afetlerde, iş ve gündelik yaşamlarımızda sıradanlaşmış sistematik ihmaller, en temel insan hakkı olan yaşama hakkını hiçe saymaktadır.

Bu koşullarda demiryollarını kullanmakta olan her insanımız, özellikle de çocuklu anneler veya engelli yurttaşlarımız her an tehlike atındadır.Ebru Gültekin Ilıcalı'nın ölümünden sorumlu olanların gerektiği gibi soruşturulması ve başka olayların önlenmesi için açılan imza kampanyasına aşağıdaki linkten ulaşılabilir:
http://imza.la/ebru-nun-olumune-neden-olan-tum-sorumlular-yargilansin-ihmal-cinayetleri-engellensin





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün