Uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2013 Çarşamba

Sağlıklı bir büyüme için çocuklarınız gece 11'den önce uyumalı

Bir Hassas Annemiz:

Oğlum 3 yasında bu saat oldu (saat 02:20) hala uykusu yok doğdu doğalı böyle uyumayı sevmiyor uykusunun düzene girmesi için uyku ilacı istedim fakat doktorların hiç biri vermiyor alerji şurubu veriyorlar uyku yapar diyorlar ama yapmıyor bana tavsiye edeceğiniz birşey var mı acaba? Ne yapmalıyım çok da zayıf.

Cevabım:

Çok kötü mutlaka düzeltmeniz lazım. Hayır ilaçla kesinlikle yapmayın ne olur. Böyle birşey için çocuğa gereksiz yere ilaç yüklemesi yapmayın. Sabah erken kaldırın uyumasına izin vermeyin. 9'da kalksın. Gündüz de bir kere 2 saat uyusun. Bunda taviz vermeyin. Zayıf olur tabii çünkü gece uykusu en iyi gıdadan daha besleyicidir. Ayrıca tamamen karanlıkta uyumalı. Rutin oluşturun her gece bir bardak süt sonra banyo sonra diş fırçalama 2 kitap okuma ve yatış. Bu işleme saat 21'de başlayın en geç 22:30'da yatmış olsun. Birden yapmayın her gün 30 dk daha erken yatırın sabah da 30 dk erken kaldırın. Böyle böyle 1 haftada en geç 22:30'da yatacak duruma gelsin. Tüm işinizi bırakın bu konuda kararlı ve tutarlı olun lütfen ne olur. Gece uykusu uyumama Allah korusun kanser nedeni bile olabiliyor. Alttaki yazımı okuyun. Güzel haberlerinizi ve düzelttiğinizin haberini bekliyorum. Sevgiler


Sağlıklı bir büyüme için çocuklarınız gece 11'den önce ve karanlıkta uyumalı

Gece çocuklarımızı kaçta yatırmalıyız? 
Hassas Anneler bu konuya çok önem veriyorlar. Her evin düzeni farklı, her çocuğun uyku düzeni de farklı ama bilmemiz gereken sağlıkları için nelerin önemli olduğu. Çocuklarımızın sağlıklı büyümeleri için gerekli olan büyüme hormonu saat 23:00-05:00 arasında salgılanıyor ve çocuklarımızın güzel büyümesi ve sağlıklı olmaları için bu saatlerde uyuyor olmaları lazım. Ayrıca büyüme hormonunu arttırıcı özelliği olan melatonin hormonunun salgılanması da çok önemli. Sağlıklı bir melatonin salgılanması için tamamen karanlık bir odada uyumamız gerekiyor. Melatonin hücreleri yeniliyor, vücudun biyolojik ritmini ayarlıyor, bağışıklık sistemini geliştiriyor ve yaşlanmayı geciktiriyor. Bu çocuklarımız için olduğu kadar bizim için de çok önemli. Bizim sağlığımız iyi olacak ki çocuklarımızın her zaman yanında olalım.

Pediatrik Endokrinoloji Merkezi Başkanı Doç.Dr. Ergun Çetinkaya şöyle diyor: “Işığı sevmeyen, ışıkla karşılaştığında engellenen melatonin için yatak odalarımızdan, özellikle çocuklarımızın uyuduğu odalardan gece lambalarını kaldırmamız gerekiyor. Melatoninin sağlıklı yaşam için çok önemlidir. Bu hormonun üretimi ve salınımı karanlık ile başlar, aydınlık ile sona erer. 23.00- 05.00 saatleri arasında salgılanan melatonin 02.00-04.00 arasında en yüksek değerlerine ulaşır. Aydınlık döneminin uzaması veya aniden ışığa çıkılması melatonin üretimini durdurur. Melatonin hormonu yeterince salgılanmadığında uykusuzluk, yorgunluk hissi, iştahsızlık, hazımsızlık, zihinsel ve fiziksel performans kaybı, reaksiyon zamanında uzama, hafızada azalma gibi sorunlar ortaya çıkıyor Düzenli ve yeterli uyumalıyız. Mümkünse gece çalışmalarını gündüze kaydırmalıyız. Stres, üzüntü ve öfkeden uzak durmalıyız. Alkol, sigara, kahve, fazla çay tüketmemeli, uykudan önce egzersiz yapmamalıyız. Melatonin için vişne, lahana, badem, fındık, yer fıstığı, kızılcık, papatya çayı, anason-rezene çayı, soya fasulyesi, ton balığı yememiz gerekir ve bu gıdaların akşam saatlerinde alınmasının daha faydalı." Gece ışık açık uyumanın kansere bile yol açtığını gösteriyor araştırmalar.

İşte bu nedenle çocuklarınızı doğdukları günden itibaren karanlıkta uyumaya alıştırın. Işığı açma gibi bir seçeneğin olmadığını bilirlerse karanlıktan da korkmazlar. Kendi korkularınızı veya çocuk ışık ister gibi inançlarınızı çocuklarınıza aşılamayın. Üç çocuğum da doğdukları günden beri karanlıkta uyurlar. Bir gece bile gece ışığıyla veya ışık açık uyumadılar. Böyle bir seçenekten haberleri bile yok. Çocuklarınızın sağlıklı büyümesi ve kanserden korunması için onları gece 11'den önce yatırmalısınız ve kesinlikle karanlıkta uyumalılar. Aşağıdaki linkte bu konuyla ilgili çok güzel bilgiler var. 

Bu yazıdaki bilgilerin çoğunu da buradan derledim.
http://lokman-hekim.net/haberler/uyku.asp





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Bırakın uyuyalım yoksa kötü olur! Ben demiyorum araştırmacılar söylüyor




Benim de 8 yıl önce araştırma ve iletişim koordinatörü olarak 1 sene boyunca çalıştığım Amerika'nın en iyi üniversitelerinden Duke Üniversitesi'ndeki bilim insanları kadınların erkeklerden daha fazla uykuya ihtiyacı olduğunu bulmuşlar. Kadınlar uykusuz kaldıklarında sabahları daha huysuz oluyorlarmış. Yani hayatınızdaki kadın sabah huysuz kalktıysa ona fazla yüklenmeyin, bu çok doğal. Hatta onun birkaç saat daha uyumasını sağlamazsanız sonuçlarına katlanmanız gerekebilir.

Araştırmacılar, uykusuz kaldıklarında kadınların hem zihinsel hem de fiziksel olarak daha kötü etkilendiklerini söylüyorlar. Uykusuz kalan kadınların kalp hastası olma, depresyona girme ve psikolojik problemler yaşama riski artıyor.
Bu kadınların uyandıklarında daha çok ağrısı olabiliyormuş.
Buna karşın erkeklerin sağlığı ne kadar uyuduklarına bu kadar bağlı olmuyormuş. Çalışmadaki erkekler uykusuz kalan kadınlar gibi problemler yaşamamışlar. Uykusuz kalan kadınlar sabahın erken saatlerinde daha depresif, daha kızgın ve daha düşmancılmışlar.


Ee demek ki uzak durmak gerek sabah sabah bu kadınlardan! Ya da en iyisi bırakın bu kadınları biraz daha uyusunlar uykularını alsınlar! Değil mi yani? Artık çocukların kahvaltılarını baba mı hazırlar, okul için baba mı giydirir ne gerekirse yapacak annenin sağlığı ve ruh hali için. 


 Uzmanlar bu etkileri azaltmak için ne öneriyor?
Gece yeterince uyuyamazsanız, gün içinde etkili kısa uykular için zaman yaratın. Bu uykular ya 25 dakika olmalı ya da 90 dakika. Bunun dışındaki uyku süreleri uyandığınızda daha kötü hissetmenizi sağlar.

Uzmanlar bunu ilk defa önermiyorlar. Daha önce de İngiltere'deki en tanınmış uyku uzmanlarından biri kadınların 20 dk. daha fazla uyuması gerektiğini bulmuştu. Bu da kadın beyninin çok işlevsel çalışması nedeniyleymiş. Gün içinde beyninizi ne kadar kullanırsanız kendine gelmek için o kadar fazla uykuya ihtiyacı oluyormuş. Kompleks ve çok fazla karar verme gerektiren işlerde çalışan erkekler için de bu yazdıklarım geçerliymiş.


Yani özetle; Bırakın uyuyalım yoksa kötü olur!








Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

26 Haziran 2013 Çarşamba

Minik ikizler kendi kendilerine yatıyorlar. Nazar etme ne olur uğraş senin de olur :)



Minik ikizler anneleri haydi yatağa dediğinde tırmanıp kendi kendilerine yatıyorlar. Uzun bir eğitim sürecinden sonra böyle olmuştur eminim ve hayal gibi gelse de bazı sorunlar var bu durumda. Öncelikle ellerinde sütle gidiyorlar yatağa. Dişelri fırçalamadan elinde sulukla biberonla uyumak biberon çürüğüne neden olabilir.  Artı bu kadar tırmanan çocukların artık büyük boy yatağa geçmesi daha güvenli olur. Tırmanırken yaralanabilirler.  Bir de tabii iyi geceler öpücüğü aldılar mı bilemiyoruz :) Askeri disiplin gibi görünse de kendi kendilerine uyuyan bebekler çok da imkansız değil. Doğduklarından beri uyku rutini ve düzeni oluşturduğum için Alper 2,5 aylıkken, kızlar da 4 aylıkken kendi kendilerine 12 saatlik gece uykusuna geçtiler. Darısı tüm hassas annelerin başına...
 İkizlerin ikinci videosunda bu yanlışlar düzelmiş görünüyor. Büyük yatağa geçmişler. Sütler su olmuş ve iyi geceler öpücüğü alıyorlar uzaktan da olsa...
http://youtu.be/gEXPmgHmQ0Y




Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

28 Nisan 2013 Pazar

Gece kuşlarına duyurulur: Uykusuz kalmak kilo aldırıyor

Verimli bir uykunun sağlımıza ne kadar faydası olduğunu hepimiz biliyoruz, peki sizi zayıflattığını veya zayıf tuttuğunu biliyor muydunuz?

Uykusuz geçen bir gece belki sizi hemen şişmanlatmaz ama verimsiz uyku alışkanlık haline gelirse hormonların ve metabolizmanın bozulması kilo alımına yol açabiliyor. Chicago Üniversitesi'ndeki araştırmacılar iyi bir gece uykusundan mahrum kalmanın kilo alımına veya vücudun yağ yakımı kapasitesinin azalmasına yol açabileceğini söylüyorlar. Uzmanlar az uyumanın iştahı arttıran ghrelin hormonunun vücutta daha fazla salgılanmasını sağladığına inanıyorlar. Kanada'daki Laval Üniversitesi'nde yürütülen bir çalışmada günde 5 saat uyuyan insanlarda iştahı arttıran ghrelin hormonunun günde 8 saat uyuyan insanlara göre yüzde 15 daha fazla olduğu bulunmuş.

Dr. Timothy j. Sharp: "Günde kaç saat uyuduğunuzu değil, sabah gözlerinizi açtığınızda nasıl hissettiğinizi önemseyin" diyor.

Dr. Bank ise şöyle diyor: "Uykusuz kaldığımızda neler olacağını biliyoruz ama iş, sosyal aktiviteler ve sorumluluklar nedeniyle uykudan vazgeçebiliyoruz. Uykusuz kalmanın yan etkileri kilomuzu etkiliyebiliyor. Uykusuzluk kötü goda seçimlerine, spor için enerjimiz kalmamasına ve metabolizmamızın  düşük olmasına yol açabiliyor. Bunları aşabilmek için günlük hayatımıza sporu katmalıyız. Spor hem uykusuzluğu tetkleyen stresimizi azaltır hem de uykuya dalmanızı kolaylaştırır. Ama uyku saatinize çok yakın saatlerde spor yapmayın çünkü vücut ısınızdaki yükseliş uykuya dalmanızı zorlaştırabilir."

 

Uykuya dalmak sizin için zorsa, neler yapabilirsiniz?

  • Kendinize rahatlatıcı bir uyku zamanı rutini oluşturun.
  • Uykusuzluğunuza nelerin neden olduğunu belirleyin ve bunları düzeltecek adımları atın. 
  • Sporu hayatınıza katın
  • Yatak odanızda bilgisayar, televizyon ve müzik seti olmasın. Yatak odanızı sadece uyku ve aşk merkezi haline getirin. 


kaynak: www.hungryforchange.tv/article/can-sleep-deprivation-cause-weight-gain





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

24 Nisan 2013 Çarşamba

Ani bebek ölümü sendromu (beşik ölümü)

Hiçbir sağlık problemi olmayan bebeğinizi beşiğine yatırıyorsunuz ve sabah uyandırmaya gittiğinizde bebeğinizin öldüğünü anlıyorsunuz. Bundan büyük bir kabus olamaz sanırım. Ne yazık ki binlerce anne için her sene bu kabus gerçeğe dönüşüyor. Sadece ABD'de 4500 bebek her yıl bu nedenle ölüyor.  Türkiye'deki bu nedenle ölüm istatistiklerine ulaşamadım, tam bir sayı olmadan da vermek istemiyorum.

Genellikle 0-1 yaş arası gerçekleşen bebek ölümlerinde belirgin bir neden bulunamadığında buna ani bebek ölümü sendromu (Sudden Infant Death Sendrome) veya beşik ölümü deniyor. Beşik ölümü sigara içilen ve bebeklerin yüzüstü yatırıldığı evlerde daha çok görülüyor. Beşik ölümü hakkında bir çok belirsizlik var. Hiçbir sağlık sorunu olmayan bebekler birdenbire uykularında ölüyorlar. Uzmanlar buna neyin neden olduğunu tam olarak bilmiyorlar. Bu da aileleri bir belirsizliğe ve umutsuzluğa itiyor. Gözümüzden bile sakındığımız tamamen sağlıklı bebeğimizi 0-1 yaş arasında kaybetme ihtimali anneleri çok korkutuyor ama tamamen çaresiz değiliz, bunu önlemek için alabileceğimiz pek çok önlem var.

Yapılan araştırmalara göre anne sütü alan bebeklerin ani bebek ölümünden ölme ihtimali hiç anne sütü almamış bebeklere göre %60 daha azmış. Bu da bebeğinizi anne sütüyle beslemeniz için bir diğer neden.
kaynak: http://www.webmd.com/parenting/baby/news/20110613/breastfeeding-cuts-sids-risk

 Şu gerçekler biliniyor:

  • Bebekler sırtüstü yatırıldığında daha güvende oluyorlar. Yüzüstü yatırılan bebeklerin ani bebek ölümünden ölme olasılığı sırtüstü yatırılan bebeklerden çok daha fazla. 
  • Yumuşak yüzeyler üzene yatırılan bebeklerin ani bebek ölümü sendromundan ölme riski sert yüzeylere yatırılan bebeklerden daha fazla
  • 0-1 yaş bebekleri her uykuda sırtüstü yatırmak çok önemli. Normalde sırtüstü yatırılan bebekler bu gerçeği bilmeyenler tarafından bazen yüzüstü yatırılıyorlarsa ani bebek ölümü sendromundan ölme ihtimalleri artıyor.

Bebeğinizin ani bebek ölümü sendromundan ölme olasılığını nasıl azaltabilirsiniz?

  • Her zaman bebeğinizi uykuya sırtüstü yatırın. Bunu her uykuda yapın.
  • Bebeğinizi her zaman sert bir yatakta ve yüzeyde yatırın ve lastikli çarşaf kullanın. Bebeğinizin yatağında puf puf battaniyeler, yorganlar ve içine gömüldüğü yumuşaklıkta yüzeyler olmasın.
  • Bebeğinizin yatağı boş olsun, oyuncaklar, yastıklar, kenarlıklar ve yumuşak nesnelerle doldurmayın. 
  • Bebeğinizin yanında sigara içilmesine kesinlikle izin vermeyin. Hamilelikte ve sonrasında sigara içmeyin.
  • Bebeğiniz kendi yatağında tek başına uyusun. Aynı odada veya yakında uyutmanız iyi olacaktır.
  • Bebeğinizi uyuturken emzik kullanabilirsiniz ama almıyorsa alması için zorlamayın. ( bebeğinizi emziriyorsanız emzirmeye alışması için 1 aylık olmasını bekleyebilirsiniz)
  • Bebeğinizin uyurken çok sıcaklamamasına özen gösterin, onu çok fazla giydirmeyin ve odasının ısısı çok fazla olmasın.
  • Bu sendrom için geliştirildiği öne sürülen cihazlara ihtiyacınız yok çünkü bu cihazların gereklilikleri kanıtlanmamıştır.
  • Uyumadığı zamanlarda ve gözünüz üstündeyken bebeğinizi karnının üstünde oynatın ve arabada olmadığı zaman onu araba koltuğunda fazla oturtmayın. Böylece kafasının düzleşmesini önlersiniz.
  • Bu kuralları bebeğinize bakan herkesle paylaşın ve kuralları bozmamaları gerektiğini kararlı bir şekilde anlatın. Bakıcılar ve aile büyükleri bu riski ve kuralları bilmeliler.
  • Lütfen bu bilgiyi paylaşalım ki bebekler güvenli bir şekilde uyusunlar.

Kaynak: http://my.clevelandclinic.org/childrens-hospital/health-info/diseases-conditions/common-childhood-illnesses/hic-Safe-Sleep-for-Your-Baby-Ten-Ways-to-Reduce-the-Risk-of-Sudden-Infant-Death-Syndrome.aspx Bu konu çok önemli olduğu  ve bu hastanenin sitesinde çok iyi anlatıldığı için direkt çevirdim bu yazının ikinci kısmını.





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün