Hassas olduğum konular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hassas olduğum konular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2013 Perşembe

Hastayken çocuğunuza aşı yapılır mı?

Hasta olan bir çocuğa aşı yapılması konusunda farklı görüşler var. Bazı kaynaklar basit bir hastalık veya ishal durumunda aşı yapılabileceğini söylese de benim doktorum hasta bir çocuğa kesinlikle aşı yapılmaması gerektiğini düşünüyor ve ben de ona katılıyorum. Aşıların az da olsa yan etkileri olabiliyor ve bu yan etkiler zaten hasta olan bir çocuğu daha da fazla rahatsız edebilir. Bazı aşılar çocukların ateşinin az da olsa yükselmesine neden olabiliyor, çocuk zaten hastaysa ve ateşi yükselecekse bu tehlikeli olabilir. İki hassas annemizin çocuğunun bu şekilde havale geçirdiğini öğrendim ve sizleri uyarmak istedim.

Aşılar çok gerekli ve ben tüm aşıların tamamlanmasını savunan biriyim. Özellikle zamanına yapılmaları önemli ama hastalık geçene kadar bir hafta beklense bir zararı olmaz. Zaten iyi bir doktorun bir çocuğa aşı yapmadan önce bence mutlaka bir muayene etmesi ve çocuğun hasta olmadığına emin olması gerekir. Bizim doktorumuz bunu her seferinde yapıyor ve herhangi bir hastalık belirtisi olup olmadığını özellikle soruyor. Siz de doktorunuz unutsa bile bunu hatırlatın. Ateşsiz günler dilerim.




Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

3 Eylül 2013 Salı

Eğlenceli anne olabilmek

En büyük amaçlarımdan biri eğlenceli bir anne olabilmek. Çocuklarla oyun oynamak, yerlerde yuvarlanmak, bahçede koşuşturmak, şarkılar söylemek, onları gezdirmek, hikayeler uydurmak, değişik şeyler göstermek, gülecekleri ve şaşıracakları beklenmedik şeyler yapmak ve o içten kahkahayı duymak! Bunun için çaba gösteriyorum. Mesela bugün Alper ile gittiğimiz İstinye Park'ta bir spor dükkanının önünde topa vururmuş gibi duran bir manken vardı. Durdum ve "hadi bakalım Alper hangimiz bu mankene daha çok benzeyeceğiz dedim ve mankenin yaptığı vuruş hareketini yapmaya çalıştım. O kalabalıkta birden bunu yapınca Alper çok şaşırdı ve çok hoşuna gitti bu hareketim. O da yapmaya çalıştı. O an Alper ile bana aitti. Etrafımızdaki kimsenin önemi yoktu. Eminim koca vücudumla o hareketi yaparken ne kadar acayip ve kötü durdum ama ben başkaları için yaşamıyorum. Alper ile bir bağ kurdum ve buna değerdi. Çok eğlendik ve günümüzün kalan kısmı da bu hoşluktan etkilendi. Yolda elele giderken şarkılar da söylediğimiz ve benim çocuklarla dans ettiğim de görülmüştür. O anı çocuğunuza saklamanız ve etrafı dondurup sadece onunla ilgilenip ona konsantre olmanız yeterli. Çocuklar bunları unutmuyorlar. 

Tabii ki günlük koşuşturmaca içinde buna zaman yok diyebilirsiniz. Her saniyeyi müzikal tadında yaşamanızı beklemiyorum, ben de öyle değilim zaten. 3 çocukla ne kadar çok işim ve koşuşturmam olduğunu yazmaya kalksam bu sayfa yetmez. Diğer işlerinizi aksatın demiyorum ama "dur" "hadi" "yapma" lafları arasında kaynayıp gitmesin 'o anlar'. Tek dileğim bu...




Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

25 Ağustos 2013 Pazar

Hassas Annelerimizden: Çok uzun çok acılı ama derslerle dolu bir hikaye... Çocuğunuz çok fazla hastalanıyorsa özellikle okuyun.

Annemin ikinci gebeliğiydi daha o zaman anlamış bir problem olduğunu karnımda hiç hissetmedim diyor. 9 ay boyunca kaç kez gitmiş doktora bir problem yok demişler. 1982 ekim ayında kardeşim dünyaya geldi hastalıklarla dolu bir çocukluk geçirdi, düşmeyen ateşler, geçirilen havaleler, bunların sonucunun getirdiği duyma kaybı, gelişim geriliği daha neler neler...
Her seferinde ilaç tedavisiyle eve gönderildik, iyileşiyordu 15 gün sonra yine hasta.

2 hafta üst üste acile gitmiştik yine gece aynı nöbetçi doktora denk geldik Allah bin kere razı olsun, "Bu kadar bir çocuk havale geçiremez dedi yarın hastaneye gelin tahlil isteyeceğim" dedi. Tahlilleri yaptırdık, doktorun şüphesi doğru çıktı bağışıklık sisteminde bir sorun vardı ama Bursa yeterli değildi. Bu hastalık için bizi Ankara Hacettepe'ye sevk ettiler orada vardı bu bölüm uzun incelemelerden sonra 'Humoral İmmün Yetmezliği' olduğu tespit edildi bağışıklık sistemi hiç yoktu 0'dı daha 9 yaşındaydı. Tüm aile test yapıldı bende yoktu ama annem ve babamın kromozomlarında sorun vardı, milyonda bir görülürmüş annemdeki eksik kromozomla babamdaki eksik kromozom birleşmişti kardeşimde. Öğrendiğimizde yıkılmıştık ama yapılması gereken durumu kabul edip en iyi şekilde tedavisini ve yaşamını sağlamaktı. Okul hayatı bu yüzden sona erdi. Her ay Hacettepe'ye gittik senelerce aylık serum tedavisi gördük günlük ilaçları oldu. Epilepsi hastası oldu onun ilaçlarını kullandı. Tabii getirisinde sorunlu bir ergenlik dönemi geçirdi askere gitmemesi gerekiyordu 40 gün istanbul'a gittik geldik ve raporu çıkardık artık askere de gitmeyecekti, ve bu kardeşime başka bir yıkım olmuştu, her fırsatta da dile getirdi.

    Bu şekilde yaşamaya alışmıştık 2003 yılında Hacettepe'deki profesörümüz Çocuk İmmünolojisi Polikliniği açtı Bursa Tıp Fakültesine bu işimizi biraz daha kolaylaştırmıştı çünkü Ankara'da tanıdığımız yoktu hep otelde kalmamız gerekmişti senelerce. Herkes üstüne titremişti çok iyi bakmıştık ona yemesi, içmesi, ilaçları, kontrolleri hep düzenliydi hiç aksamadı. Ta ki 2012 Mart'ına kadar... Yine bir sorun vardı, çok öksürüyordu, ateşleniyordu çok sık ,nefes alamıyordu astım teşhisi konuldu ama ilaçlar iyi gelmemişti. 2012 Temmuz'unda yüksek ateşten ve nefes tıkanıklığından hastaneye yatırdık. Tahlilller yapıldı lenf nodülleri var dendi tüm vücudunu sarmıştı numune alınıp patalojiye gönderildi sonuçları iyi çıkmamıştı aynı örnekleri İstanbul Cerrahpaşa tıp fakültesine götürmemizi istediler. Prosedürler ve sonucu almak uzun sürüyordu. 20 gün sonra aynı karar çıktı immün yetmezliğinden dolayı kemoterapi de veremediler sadece ön serumlarını verebildiler ve her hafta kan –trombosit verildi. İmmün yetmezliği dünyada da halen araştırılan bir hastalık ve kardeşim Türkiye'de bağışıklık sistemi hiç olmayan tek insandı. Bu hastalıktan var insanlarda ama az tedavilerle hayatlarını sürdürebiliyorlar, bizim hiç yoktu bağışıklık sistemimiz vücudu dayanamıyordu. En son kemik iliğinden tahlil yapıldı ve ilik kanseri olduğunu da öğrendik çok az zamanı kaldı dediler tedaviye cevap vermiyor dediler. 

    Tabiri caizse çok çekti. Son ayında artık yürüyemez hale geldi. Doktorlara dönüp "ne olur ağrı kesici verin bana!" diye haykırdığı hala kulaklarımda.14 Aralık 2012 de kardeşimi kaybettik daha 30 yaşındaydı büyük bir yıkımdı bu bizim için hala toparlanmaya çalışıyoruz.

Bunu size neden yazdım çok takipçiniz var 1 kişi bile olsa etrafta bu hastalığı olan ama bilmeyenlerin fikri olsun istedim insanların Aaaa evet böyle hastalıklar da varmış diyerek belki yol gösterirler istedim. 

Eğer çocuğunuz çok sık hastalanıyorsa, çok sık havale geçiriyorsa, adını bile duymadığınız bulaşıcı hastalıkları tekrar tekrar geçiriyorsa ve gelişim geriliği varsa lütfen ama lütfen doktorunuza danışınız bağışıklık sisteminde bir sorun mu var acaba ? diyerek sorunuz.

Doktorlarımızın bize dediği ilk şey çok iyi bakmışsınız bu yaşa kadar gelmesi mucizeydi oldu. Belki çok yüzeysel yazdım size ama bunu yazmak benim için hiç kolay olmadı.

30 senelik bir mücadeleyi uzun uğraşlar sonucunda kaybettik biz…

Hassas Annemiz Figen





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

14 Ağustos 2013 Çarşamba

İnsana tatilde ve plajda bile huzur yok!

Neden mi?

Yediğinin içtiğinin çöpünü ve izmaritini giderken kumların üstünde bırakan,

"Anne çişim geldi" diye yanına gelen çocuğunun elinden tutup tuvalete götüreceğine "denize yap çişini!" diyen,
1,5-2 yaşındaki çocuğunu oyalamak için kucağına koca bir paket cips, yanına da gofret koyan,
Herkes kumlarda huzur içinde yatarken bağıra çağıra konuşan,
Siz denizde yüzerken çocuğunuzun can yeleğini, oyuncağını ve mayosunu çalan
zihniyet yüzünden! 

En kötüsü de kendileri böyleler ve çocuklarını da böyle yetiştiriyorlar. Sadece biz değil çocuklarımız da bu insanların sorumsuzluklarının sonuçlarını çekmeye devam edecekler. 

Çok mu zor 

çöpünü bir torbaya koyup giderken çöpe atmak? 
Çocuğunun çişi gelince tuvalete götürmek? 
Çocuklar için yanında biraz meyve, ceviz, badem, salatalık getirmek? Etraftakilere saygılı olup bağırıp çağırmamak? 
Başkasının özellikle de çocukların malını çalmamak?





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

30 Haziran 2013 Pazar

Çocuklarınızı güneşin zararlı etkilerinden koruyun


Yaz geldi, güneşin yakıcılığı ve zarar verme riski arttı. Lütfen çocuklarımızın yanmamasına çok dikkat edelim. Her ne kadar biraz yandıklarında yüzlerine tatlı bir pembelik gelince çok güzel olsalar da inanın bu kadarcık bile yanmaları onlar için iyi değil. Özellikle 11-16:30 saatleri arasında çocuklarınız güneşin altındaysalar mutlaka onları güneşten koruyun. Çocuklara uygun, paraben ve zararlı maddeler içermeyen mümkünse mineral bazlı güneş kremlerini sürelim. Tabii ki bu kremler de tamamen masum olmayabiliyor. Bunu da düşünerek kreme olan ihtiyacımızı da minimuma indirmeye çalışalım. Bunu çocuklarımızı bu saatlerde güneşe çıkarmayarak ve çıktıklarında giysilerle veya omuzları ve sırtı kapatan güneş geçirmeyen çocuk mayo modelleriyle yapabiliriz. Bunları artık Migros ve Kipa gibi marketlerde bile uygun fiyatlara bulabiliyoruz. 

Mesela ben kızların üzerindekileri geçen sene Kipa'dan çok uyguna almıştım. Açıkta kalan yerlerine de güneş kremi sürdüm. Zaten genellikle sabah erken ve akşam 17'den sonra denize sokuyoruz. Boynu kapatan şapkalar da çok faydalı. Yanlız şuna da dikkat edelim; vücudun D vitamini depolarının günlük dolması için güneş kremi sürmeden güneş altında kollar ve yüz açık kalacak şekilde 15 dakika durması gerekiyor. Bunu da 11-16:00 saatleri dışında yapabilirsiniz. Bunu doktorumuz bize anlatmıştı. Lütfen çocuklarınızın bronzlaşmasına izin vermeyin, onları korumak sizin göreviniz. Birkaç kez kötü bir şekilde yanmak bile ilerde cilt kanseri olma ihtimallerini arttırıyor unutmayın. Aman biz kaç kere yandık küçükken demeyin. Güneşin zararları gittikçe artıyor unutmayın. Siz tedbirinizi alın, sonra da çocuklarınızla güneşin, denizin ve havuzun keyfini çıkarın. Sadece havuz ve deniz zamanı sürmek yetmiyor, çocuklarınız bahçede, sokakta veya kreşin bahçesinde de yanabilir ona göre hazırlıklı olun.






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün 

5 Mart 2013 Salı

Bebeklerde diş sağlığı için neler yapmalı?

Hassas Anne Gülçim:
Benim oğlumun 6 aylık olmasına 10 gün var. Dişleri çıkmak üzere. Dişleri çıktıktan sonra diş bakımına da başlamak istiyorum. Fırçanın yumuşak uçlu olması gerektiğini biliyorum ama diş macunu konusunda kafam karıştı. Bazı firmaların bitkisel içerikli yutulabilir macunları var sizin de bildiğiniz gibi ama ben onlara pek güvenmiyorum. Diş macunu yerine kullanabileceğim doğal birşey önerebilir misiniz bana? Bu mesajımı okuyup, zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Sevgiyle kalın.

Cevabım:
Canım parmağa geçen diş fırçaları var bebekler için ve yutulabilen bitkisel diş macunları içinde paraben ve florür yoksa kullanabilirsin. Ben kullandım ve hala kullanıyorum. İçine sinmezse sadece suyla fırçalasan da olur şu anda. Önemli olan çalkalanması ve fırçalanması. Belki 1,5 yaşından sonra onlara başlarsın. Gece emzirdikten ve sütünü verdikten sonra biraz su ver ağzı çalkalansın. Gece biberonla uyumasın. Biberon çürüğü yapar ve diş köklerine zarar verir.






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

22 Ocak 2013 Salı

İçinde Paraben olan ürünler kanserojen mi?

Lütfen içinde paraben olan kozmetik ürünleri, diş macunlarını ve ilaçların kullanmayın ve çocuklarınıza kullandırtmayın. En iyi markalarda bile var. İçindekiler bölümüne bakın ve ve içinde METHYLPARABEN veya PROPYLPARABEN yazıyorsa kesinlikle kullanmayın. Çocuk ilaçlarının bazılarında da koruyucu madde olarak kullanılıyor. Doktorunuz yazdıysa eczacınızdan aynı ilacın paraben içermeyen muadilini vermesini isteyin. Zaten artık birçok ürünün üzerinde "PARABEN İÇERMEZ" yazılarını görmeye başladık. Parabenin kansere yol açtığıyla ilgili bilimsel çalışmalar var. Parabenler (Metil Propil Butil Etil) raf ömrünü uzatıcı olarak kullanılır ve ciltte egzama tipi tahriş ve alerjik reaksiyonlara sebep olur. Benzoik asidin bir türevidir. Zehirli ve toksik bir maddedir. Parabenler vücutta östrojeni taklit eden madde olarak bilinir. Göğüs kanseri hastası kadınlar üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda alınan tümör örnekleri içinde bol miktarda paraben maddesi olduğu ortaya çıkmıştır.
kaynak: http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2011/05/25/yazilar/tip-yazilari/modern-hayat/meme-kanserinin-sebebi-parabenler-olabilir-mi/


Ana Sayfaya Dönün

Not: Yazılarım sadece benim şahsi fikrimi ve tecrübelerimi yansıtır. Mutlaka sadece doktorunuzu dinleyin. Tavsiyelerimi dinlediğiniz için olacaklardan sorumluluk kabul etmiyorum. Sevgiler