Çocukların geçirdiği kazalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocukların geçirdiği kazalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2013 Cuma

Çocuğunuz beklemediğiniz hareketleri yapabilir, kazalara dikkat!

Hassas Anneler,

Böyle kazalara dikkat edelim. Bebekleriniz ve çocuklarınız hiç yapamadıkları hareketleri birden yapmaya başlayabilirler. Mesela dönemeyen bir çocuk dönmeye başlayabilir ve koltuktan, alt değiştirme masasından düşebilir. Minderi çekemeyeceğini düşündüğünüz 1,5 yaşındaki oğlunuz minderi pencerenin yanına çekip camı açıp 2. kattan düşebilir (arkadaşımın başına geldi neyse ki Allah korudu bir şey olmadı). Buzdolabını açamayacağını düşündüğünüz çocuğunuz buzdolabını açıp kenarda duran ateş düşürücünün yarısını içebilir (bu da bir arkadaşımın kızının başına geldi, midesi yıkandı şimdi çok şükür iyi). Her zaman mümkün olmasa da çocuğunuzdan bir adım önde olmaya çalışın. Hep kötüyü düşünmek olarak almayın bunu, tedbirli olmak olarak düşünün. Bana böyle mesajlar çok geldiği için ben bu siteyi kurduktan sonra iyice tedbirli olmaya başladım o ayrı konu...

Hassas bir annemiz:

Merhaba Hassas Anne. 

6.5 aylık bir kızım var. 3.5 ayından itibaren hareketlenmeye ters dönmeye, yuvarlanmaya başladı. Çevremdeki herkes bana bebeğime dikkat etmemi nasihat ederdi. Çalışan bir anne olduğum için sabahları kalktığımda eşimle kayınvalideme bırakıp işyerlerimize öyle geçerdik. Dün sabah bebeğimi kendi yatağımın üzerine koyup banyoya kadar hemen gidip gelecektim, tak! diye bi ses duyduk... Geldiğimde bebeğim yere düşmüştü.

Aman Allah'ım nasıl bir ihmalkarlıktı bu yaptığım... Kızımı hemen eşim aldı kucağına ben çıldırmış gibiydim, deli divane dönüyordum bacaklarıma vurarak evin içinde. Hemen hastaneye götürdük. Röntgen çekilmesini tavsiye etmedi doktor hanım. Elime bir kağıt verdi, kağıttaki belirtileri yaşarsa getirin dedi. İkna olmadım. Özel sağlık Çocuk merkezine götürdük. Doktorumuz da röntgenin zararlı olacağını söyleyerek; fışkırır şekilde kusma olursa, sarhoş gibi davranırsa, anormal hareketlerine rastlarsanız, gözlerinin biri büyürse, bakışlarında bir tuhaflık değişiklik olursa hemen getirin beyin tomografisi çekelim dedi. Bu aydaki bebeklerin kafatası suyun içinde yüzermiş öyle dedi, beyin kendini korurmuş. 48 saat gözlemledik ters giden bir durumla karşılaşmadık Allah'ıma şükür olsun... Sizden ricam benimle aynı durumu yaşayan Anneler varsa bu konuyla ilgili düşüncelerini ve tecrübelerini yazmaları. Tabii sizin de. Teşekkür ediyorum.

Cevabım:
Geçmiş olsun çok üzücü olmuş ama sanırım 2 günde birşey olmadıysa çok şükür iyi demek oluyor. Tabii gözlemlemeye devam edin. Oluyor böyle kazalar bir daha olmaz inşallah.




Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

3 Ekim 2013 Perşembe

Çocuklarınız yürüyen merdivenlerde yaralanmasın!



Çocuklarınız sünger, plastik ve parmak arası terliklerle yürüyen merdivene binerken çok dikkatli olun ve mümkünse sadece asansörü kulanın. Meydana gelen kazalar nedeniyle artık çoğu yürüyen merdivende bu uyarı var. Gerçekten çok ciddi ayakta kırık ve parmak parçalanma kazaları olmuş. Artık hepimizin çocuğunun ayağında bu plastik terlikler ve yağmur botları var çok dikkat etmemiz gerek. 

Bu resmi instagramdaki 1hassasanne hesabımda paylaştım ve Hassas Annelerimiz şunları yazdılar:

acemiannebaba: Şu yürüyen merdivenlerden o kadar çok korkuyorum ki. En son bir anneyi yürüyen merdivenlerden düşmesi sonucu kaybettik. Yetişkinler icin bile bu kadar tehlikeli iken cocuklarımız icin çok dikkatli olmalıyız

ayrisinannesi: Geçen gün optimum alışveriş merkezinde yeğenimin parmak arası terliği sıkıştı. İnanılır gibi değil,saniyeler içinde terliğin önü parçalandı. Neyseki ucuz atlattık. Çocuklara dikkat etmek lazım. aslında uyarı koyuyorlar artık ama insan unutuyor işte

bengu_benekli: Benim de bir arkadasimin kizi ayağini boyle kırmış. Sadece sünger degil plastik her türlü ayakkabı yağmur botu, crocslar hepsi tehlikeli. Zaten artık yürüyen merdivenlerde bu uyarıyı koymaya başladılar...






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

1 Ağustos 2013 Perşembe

Çocukların en çok neler boğazına kaçıyor?

Çocuklarda en çok sert şekerler boğaza kaçıp boğulmaya neden oluyorlar. Amerika'da yapılan bir araştırmada 2001-2009 arasında 14 yaşın altındaki 16,100 çocuk boğazlarına sert şeker kaçtığı için acile götürülmüş. Toplam 112,000 yani yılda 12,400 çocuk ölümcül olmayan boğulmalar nedeniyle acile gitmiş.

Boğulma nedeniyle çocukları acile gönderen diğer gıdalar şunlar:
Şekerler: 13,324 acile gidiş (%12.8)

Sosisli dışındaki etler: 12,671 acile gidiş (%12.2)

Kemik: 12,496 visits (12 percent)

Meyve ve sebzeler: 10,075 acile gidiş (%9.7)

Mama, süt veya anne sütü: 6,985 acile gidiş (%6.7)

Çekirdek, kuruyemişler: 6,771 acile gidiş (%6.5)

Cips, kıvrık kraker, patlamış mısır: 4,826 acile gidiş (%4.6)

Bisküvi, kurabiye ve kraker: 3,189 acile gidiş (%3.1)

Sosis: 2,660 acile gidiş (%2.6 )

Ekmek ve hamurişi: 2,385 acile gidiş (%2.3)

Patates kızartması: 874 acile gidiş (%0.8)


Acile boğazına bir şey kaçtığı için gelenlerin çoğu tedavi edilip eve gönderildi ama yaklaşık yüzde 10'u hastaneye yatmak zorunda kaldı. Sosis, çekirdek, kuruyemiş ve kabuk yutarak boğulanlar en çok hastaneye yatırılanlar oldu. Ölümcül olmayan boğulmalarda ortalama çocuk yaşı 4,5'tu ve yarısından çoğu erkek çocuğuydu.

Çocuklarda boğulma riski yaratan yiyecekler çocuğun boğaz yapısına benzer olanlar (sosis), çiğnemesi zor olanlar (çiğ sebze ve meyveler), avuç dolusu yutulabilenler (çekirdekler ve kuruyemişler) de oldu.

Uzmanlar, 5 yaş ve altı çocuklara sert şeker ve sakız verilmemesini ve çiğ sebze ve meyvelerin küçük kesilerek verilmesini öneriyorlar. Çocuklar yemek yerken izlenmeli, ağızlarında yiyecek varken koşmamalı, yürümemeli, oynamamalı ve yatmamalılar. 


Aileler ve bakıcılar çocukların boğazlarına birşey kaçıp nefes alamadıklarında ne yapacaklarını çok iyi bilmeliler!





kaynak: Bu araştırma, 29.07.2013 tarihinde Pediatrics dergisinde yayınlanmıştır. http://www.livescience.com/38499-children-choke-foods.html






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

16 Temmuz 2013 Salı

1 yaşından küçük bebeğinizle aynı yatağı paylaşmak ani bebek ölümü riskini 5 katına çıkarıyor

Beşik ölümü (ani bebek ölümü) 1 yaşından küçük bebeklerin en çok görülen ölüm nedeni. Evde sigara içilmesinin beşik ölümü riskini arttırdığı biliniyordu ama yeni yapılan araştırmalara göre evde sigara içmeseler bile bebeğiyle aynı yatağı paylaşanların bebeklerinin ani bebek ölümü riski 5 katına çıkıyor. 

Beşik ölümü hakkındaki yazım burada

Amerika ve Hollanda gibi bazı ülkelerde doktorlar ilk 3 ayda bebeklerle aynı yatağı paylaşmaya karşı aileleri uyarıyor. 

Bu yeni araştırmada, araştırmacılar 1,472 beşik ölümünü ve 4,679 kontrol vakasını 5 büyük çalışmada inceledi. Sonuçlara göre, özellikle 3 ayın altındaki bebeklerde aynı yatağı paylaşmak beşik ölümü riskini çok arttırıyor. Bebek büyüdükçe risk azalıyor ve beşik ölümünün en çok arttığı zamanlar 7-10 hafta arası.
 
Prof. Bob Carpenter şöyle diyor: "İngiltere'deki beşik ölümlerinin yarısından fazlası bebek ailesiyle aynı yatakta uyurken gerçekleşiyor. Sigara ve içki içmek beşik ölümü riskini arttırsa da, çalışmamız gösteriyor ki  anne-babaları sigara ve içki içmese de 3 aydan küçük bebeklerde aileyle yatak paylaşımı da bu riski arttırıyor."
 
Bilindiği gibi bebeği sırtüstü yatırmak beşik ölümü riskini çok azaltıyor. Özellikle 3 ayın altındaki bebeklerle aynı yatağı paylaşmamak da aynı şekilde bu riski azaltacaktır. Uzmanlar rahatlatmak ve beslemek için bebeğinizi yatağınıza getirseniz de uyumak için bebeğinizi kendi odasına veya yatağınızın yanına koyacağınız bir beşiğe yatırın.

Bu çok önemli ve hayat kurtaracak bilgiyi paylaşalım Hassas Anneler


kaynak: http://www.sciencedaily.com/releases/2013/05/130520185422.htm



1 Temmuz 2013 Pazartesi

Tetanoz aşısının koruyuculuğu ne kadar devam ediyor?

 Hassas Annemiz Belgin:
Merhabalar benim çok acil birşey sormam gerek ne olur yardımcı olun oğlum 9 yaşında bugün oyun oynarken bir demire çıkmış biraz sıyrık olmuş çok derin değil ama korktum yalnız demirin paslı olup olmadığını bilmiyorum şimdi ben görünce söyledi ne yapabilirim?

Cevabım:
tetanoz aşıları tamam mı? tamamsa sorun değil. Genellikle 6 yaşında tetanoz aşısı oluyorlar ve 10 yıl koruyuculuğu oluyor diye biliyorum. Bol sabunla yıka oksijenli su sür ve varsa kantaron yağı sür. İstersen bir aşı defterine bak DBT olarak geçiyor difteri boğmaca tetanoz aşısı. Tabii ki doktorunuza danışın ve sadece onu dinleyin. Geçmiş olsun 

Önemli Bilgi: Tetanoz hastalığının uzun yıllardır güvenle uygulanan çok etkili bir aşısı mevcuttur. Aşı tek başına uygulanabildiği gibi, difteri, boğmaca, çocuk felci, menenjit gibi aşılarla da karma aşı olarak uygulanabilmektedir. Tek doz aşının koruyuculuğu bulunmamaktadır. En az 4 hafta sonra uygulanan 2. dozla birlikte koruyuculuk %50-60'lara çıkmakta ancak uzun sürmemektedir. İlk doz aşıdan 6 ay sonra yaptırılan 3. doz aşı ise %100 koruyululuk sağlar ve 1 yıl süresince etkilidir. Bir yıl sonra yaptırılan 4. doz aşı ise, 3-5 yıl koruma sağlamaktadır. Bu süre sonunda yaptırılan 5. doz aşıda ise koruyuculuk 10 yıla kadar uzamaktadır.

Çocukluk Çağı Aşılaması

Ülkemizde 1968 yılından beri difteri ve boğmaca aşısı ile birlikte karma aşı olarak uygulama yapılmaktadır. 2008 yılından itibaren ise bu karmaya çocuk felci ve menenjit aşıları da eklenmiş olup 5'li karma aşı şeklinde uygulana gelmektedir. Aşılama takvimi şu şekildedir; 2. 4. ve 6. ayını dolduran bebeklere 3 doz aşılama, 18. ayını dolduran çocuklara 4. doz aşılama ve ilköğretim 1. sınıfta 5. doz, ilköğretim 8. sınıfta ise 6. doz uygulama şeklinde yürütülmektedir. İlköğretim çağı boyunca 6 doz aşısını da almış bir birey, 20-30 yaşına kadar bağışıktır.

kaynak: http://www.asibilgi.com/tetanoz-hastaligi.php






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün 

22 Haziran 2013 Cumartesi

Lütfen yürüyen merdivenleri bebek arabasıyla kullanmayın ve asansörü tercih edin

Hassas Annemiz Deniz çok önemli bir konuya değinmiş. Lütfen bu konuya çok dikkat edelim ve yürüyen merdivenleri bebek arabasıyla kullanmayalım. Asansörleri tercih edelim. Çok geçmiş olsun.

Merhaba Hassas Anne :) 
Sizin yazılarınızı çoğunlukla takip ediyorum. Faydalı ve dikkat etmemiz gereken konuları çok iyi hatırlatıyorsunuz. Ben de sizin bir konuya dikkat çekmenizi ve asla ihmal edilmemesi gereken, bizzat kısa zaman önce yaşadığım ve hani derler ya ''ömrümden ömür gitti'' dedirten üzücü olayı değerli anneleri uyarmanız için yazıyorum ve rica ediyorum. Bir kişi dahi okuyup dikkat etse o bile iyidir

Olay ise şöyle: benim 3 kızım var. Büyük kızım hafta sonu anneannesindeydi Ben de 9 aylık kızım ve diğer kızımı alıp evime yakın olan İstanbulda bir a.v.m'ye gittim. Ve ne yazık ki yürüyen merdivene bebek arabasıyla uyarılara ve ikaz işaretlerine gözüm iliştiği halde dikkate almadan bebek arabasıyla hem de aşağıya iniş yönünde bindim ve biner binmez bebek arabası ellerimden kaydı. Bağlı olan bebeğim maalesef ki tepetaklak yüzünün üstüne merdivenlere kafaüstü çarptı. O merdivenleri bilirsiniz köşeleri tırtıklıdır. Bir anda nasıl feryat ettiğimi evladımı kimin kucaklayıp aldığımı dahi hatırlamıyorum, tek gördüğüm oluk gibi akan kandı. Neyse ki diye konuyu bağlayamıyacağım olayı ama evladımı Allah bağışladı diyeyim. 3 dikiş alnına yüzünde de biraz sıyrıklarla olayı henüz atlatıyoruz. Benim bir anlık dalgınlığım ki zaten binilmemesi gerekiyor, işaretler de var. Çoğu anne bunu yapıyor ama. Belki bu olay insanların gözünde canlandığında caydırıp biz anneleri bu hataya düşmekten kurtarır. Size de teşekkür ederim hassas bir anne olduğunuz için.




Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

19 Mayıs 2013 Pazar

Bir anda onun sağlığı ve iyiliği dışında hiç bir şeyin önemi kalmadı


Bugün oğlumun 6 yaş doğumgünüydü. O kadar heyecanlıydı ki anlatamam. Bu sene ilkokula başladığı ve ilkokul öğrencisi olarak ilk doğumgününü kutlayacağı için bu günü haftalardır planlıyordu. Sınıf arkadaşlarıyla bahçemizde futbol ve basketbol oynayacaktı. Doğumgünü hediyesi olarak ona basketbol potası almıştık. Sabah erkenden kalktı, sanırım heyecandan pek uyuyamamıştı. Ben de 24'ü çocuk yaklaşık 55 misafiri ağırlayacak olmanin telaşındaydım. Menüde 10 çeşit yiyecek vardı ama biraz geç kalmıştım. Doğumgünü 2'de başlayacaktı. 3-4 arkadaşı biraz erken gelmişlerdi ve bahçede futbol oynuyorlardı, Alper de kaleciydi. Ben de üst katta makyajımı yapıyordum. Aynaya bakarken hazırlıkları böyle son ana bıraktığım ve Alper'in doğumgünününe kadar vereceğimi düşündüğüm kiloları veremediğim için kendime kızıyordum. O anda "düştü" diye bir çığlık duydum. Bir şeyler olduğunu anlamıştım. Cama koştum aşağıda olanları görmeye çalıştım. Derken biri "Alper" diye bağırdı. "Ama nasıl olurdu, bahçede düşebileceği bir yer yoktu, nereden düşmüştü? Ne olmuştu? Nasıldı?" Kafamda bunlar o merdivenleri nasıl indim anlatamam, şu anda bile yazarken ağlıyorum. Uçtum, kaydım , yuvarlandım, ışınlanmak istedim oğlumun yanına. Aşağıya indiğimde gördüğüm görüntüyü unutamam herhalde; Alper babasının kucağında ve kendinde değil. Birisi "bayıldı" diye bağırdı. Dayım "Doktoru ara hemen" diye bağırdı. Ben o sakin telaşsız ben değildim "oğlum, oğlum" diye inleyen perişan bir anneydim. Allahım bütün çocukları koru ne olur. 
Olay şöyle olmuş: Alper kaleciymiş ve arkadaşı sert bir şut çekmiş ağır top Alper'in karnına gelmiş, sonra hemen arkasından bir şut daha çekmiş ve yine aynı yere top gelmiş. Alper dayıma dönmüş ve ona doğru giderken "karnım ağrıyor" deyip bayılmış. Çenesi de kilitlenmiş. Tabii çimene düşmesine rağmen burnu kanamış ve dudağı patlamış. 10 saniye kendinde değilmiş. Neyse ki yakınımızdaki sağlık ocağının doktoru 3 ev yanımızda oturuyor ve komşulardan biri hemen onu aradı. Allah razı olsun doktor hanım "siz ayaklarını yukarı kaldırın ve boynuna soğuk bez koyun" demiş ve hemen yola çıkmış. Dediklerini yaptık ve hemen geldi zaten. Güneş, heyecan ve iki kere hızlıca gelen top buna neden olmuş. Tansiyonuna da baktı, normaldi ama yine de ayran içirdik ve dinlendirdik. Zaten kısa sürede kendine geldi. Doktor hanım midesi bulanırsa, ağrırsa veya kötü olursa hemen en yakın hastaneye gitmemizi söyledi. 

Alper kendine geldi ve arkadaşlarıyla çok eğlendi tabii ama ben hala kendime gelemedim. Herhalde bir haftada bunu atlatırım. İlk defa böyle bir tehlike yaşadık ve bu beni bitirdi. Ben kendimi sakin ve telaşsız bilirdim ama bu kadar ciddi durumlarda değilmişim. Çok sarsıldım. Oğluma ciddi birşey olma ihtimali, onu kaybetme ihtimali bunları düşünmek bile istemez hiçbir anne.


Akşam yatmadan önce Alper'e banyo yaptırdım ve karnının ortasının ağrıdığını söyledi. İçim rahat etmedi, iç organlarda bir zarar veya iç kanama olma ihtimali beni korkuttu ve onu acile götürdüm. Acildeki doktor emin olmak için karın bölgesine ultrasonla baktı ve çok şükür birşey yoktu. Sadece darbeden dolayı yumuşak doku hasarı olabilir dedi. İçim rahatladı ve gece 1 gibi eve döndük. Ultrasonda tek tek iç organlarını görmek Alper'in çok hoşuna gitti bu arada! Şu anda uyuyor ve durumu iyi.


                                                  
                                                                             Gün böyle başladı


                                                 
                                                                              Böyle bitti...

İnsan günlük koşuşturmacada ne kadar basit ve önemsiz şeyleri kafasına takıyor değil mi? Ben de tam öyle yaparken bir anda canımdan çok sevdiğim oğlumu kaybetme ihtimaliyle karşı karşıya kalınca nasıl da onun sağlığı ve iyiliği dışında hiçbir şeyin önemi kalmadı. Dünya durdu sanki. Anne olmak dünyanın en güzel şeyi olsa da beraberinde inanılmaz endişeler ve üzüntüler de getiriyor. İnsanın kendisine birşey olsa bu kadar etkilenmez ama konu çocuklarımız olduğunda herşey duruyor sadece o kalıyor.

 Hiçbir çocuğun hastalanmaması ve yavrularımızın kazalardan korunması dileğiyle...




Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün