Çocuklar için etkinlikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuklar için etkinlikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2013 Pazartesi

Hassas annelerimizden: Hassas Annemiz Pınar Başol ikizlerini nasıl spor ve doğa sevgisiyle büyüttüklerini anlatıyor


39 yaşındayım. Her zaman outdoor sporlara ilgi duymuşumdur ve elime geçen her fırsatta doğayla iç içe olmaya çalışırım. Neyse ki eşim de benim gibi yapıda olduğu için bu konuda çok iyi anlaşıyoruz. Özellikle dağcılık, kaya tırmanışı, trekking, bisiklet, orienteering (doğada hedef bulma) gibi outdoor sporlarla son yıllarda çok yakından ilgilendik. Birlikte bir çok macera yarışına katıldık ve dereceler aldık. Bu sporların içinden özellikle orienteering (daha fazla bilgi için www.iog.org.tr) ile çok uğraştım, hatta 2005-2006 yıllarında 2 kez milli takıma bile seçildim. 5 Şubat 2010’da ikiz oğullarım Kuzey ve Deniz doğduğunda kısa bir ara vermek zorunda kalsam da, hamileliğimin son aylarına kadar sürekli ormanlarda, parklarda yürüyordum. Bebekler daha 40 günlükken onları Yıldız parkına götürüp orienteering faaliyetine katılmıştık. 



Çocuklarımızı küçük yaşta anne-babası gibi doğayı seven, çiceklere, böceklere, ağaçlara saygı duyan, doğayı kirletmeyen bireyler olarak yetiştirmeye önem verdik. Hemen hemen her pazar IOG Klubü tarafından orienteering faaliyetlerinin yapıldığı Belgrad ormanına gidiyorduk. Bazen çocuklar için ormanda koşu yarışı yapılıyordu. Tabi adı yarıştı, ama asıl amaç çocuklara sporu ve doğayı sevdirmekti. Kuzey ve Deniz daha 1 yaşındayken "ilk koşularını" yaptılar. 




Hava koşulları hiç önemli değildi. Yağmur da yağsa, soğuk da olsa çocukları ona göre giydirip dışarı çıkarıyorduk. İngilizlerin bir deyimi vardır “There is no bad weather, there is bad clothing”. Yani “kötü hava diye bir şey yoktur, kötü giyinme vardır”. Kirlenmeleri de hiç önemli değildi. Üstlerinin başlarının çamur olmasından hiç çekinmiyorduk.

Bu arada biz de eşimle çeşitli yarışlara katılmaya devam ediyorduk. Çocukların rutinlerini fazla etkilemeden çabucak yarışıp geliyorduk. Sonra da madalyamızı birlikte takıyorduk. Belki o an için madalyayı kemirilecek bir oyuncak olarak görseler de ilerleyen yıllarda ne anlama geldiğini daha iyi anlayacaklardı.



Çocuklar büyüdükçe daha uzun parkurlara çıkabilmek için onları sırtımıza almaya başladık. Ormanın derinliklerine dalıyor, patikalardan, göllerden geçerek tüm doğa güzelliklerini gösteriyor ve anlatıyorduk. Solucanlarla, kurtçuklarla oynamalarına izin veriyorduk :) Onlar bu gezilerden çok mutlu oluyorlardı. Açık havada zaman geçirince ve bol oksijen alınca akşamları çok güzel uyuyorlardı. Açık hava acıktırdığı için yemeklerini de çok güzel bitiriyorlardı.



Temmuz 2012'da çocuklar 2,5 yaşındayken Almanya’nın Goslar şehrinde Masterlar Orienteering Dünya Şampiyonası'na katıldık. Çocuklar ilk defa bir spor ve yarışma alanı görüyorlardı. Avrupa’da aileler her yere çocuklarını götürüyorlardı. Biz de yapabiliriz diye düşündük ve ilk adımı atmış olduk. Çocuklar için de bir parkur hazırlanmıştı ve oyunla karışık çocuklarla spor yapıyor ve birlikte çok keyif alıyorduk. Spor ve doğa sevgisini çocuklarımıza ufaktan ufaktan aşılamaya başlamıştık. 

Bütün çocuklar koşmayı, atlamayı ve zıplamayı çok sever. Doğru yönlendirmelerle bu aktiviteleri minik spor aktivitelerine dönüştürmek çok kolaydır aslında. Arkadaş çevremiz de sporu seven dostlarımızdan oluştuğu için, çocuklar için düzenlenen minik spor olanaklarını yakalamamız daha kolaylaşıyordu. Nitekim bir arkadaşımızın çocuğunun doğum gününde Yıldız Parkı'nda minik bir koşu yarışı düzenlendi. Tüm çocuklar 1.ci oldular, herkes kazandı. Amaç yine sporu sevdirmek, doğru atmosferi yaratmaktı. Artık ikizlerim madalyalarını kemirmiyor, onun yerine boyunlarına takıp gurur duyuyorlardı :) Hızlı koşabildikleri için seviniyor ve yeni arkadaşlar ediniyorlardı.

Bu yaz çocuklar 3,5 yaşına geldiğinde, her yıl rutinleşmesine karar verdiğimiz bir yurtdışı orienteering faaliyetine daha katılmaya karar verdik ve Finlandiya’da düzenlenen Orienteering Dünya Şampiyonası’na katıldık. Hava, atmosfer ve doğa bir harikaydı. Yüzlerce sporcu yarışıyordu. Bir çok çocuk da yarışma alanındaydı. Aileler yarışırken çocuklarını yarışma alanındaki kreşe bırakıyordu ve oradaki öğretmenler çeşitli oyunlarla çocukları oyalıyorlardı. Nitekim organizasyon çocuklar için bir orienteering parkuru de hazırlamıştı. İkizler bu sefer biraz daha bilinç kazanmış olduklarından ellerindeki çipleri doğru yerleştirip hedefleri hızlıca topladılar. Bu arada son sürat koşuyorlardı ve çok mutluydular. Farkında olmadan o kadar uzun bir mesafe ve süre koştular ki biz bile şaşırdık! Yorulmak bilmediler. Enerjilerini boşaltmalarına yardımcı olmuştuk. 

Pek çok araştırma spor yapan çocukların hafızalarının güçlendiğini, reflekslerinin daha hızlı olduğunu ve bu çocukların daha yaratıcı olduklarını göstermiştir. Ayrıca spor yapan çocukların derslerinde daha başarılı olduklarını, liderlik ve özgüven duygularının gelişmiş olduğu da bilinmektedir. Spor yapan bir çocuk, evde televizyon ve bilgisayar başında daha az zaman geçirmiş olur. Televizyon ve bilgisayar başında çok zaman geçiren çocuklar bir süre sonra, gerek hareketsizlikten gerekse fazla abur cubur atıştırmaktan kilo sorunu yaşamaya başlar. Spor yapan bir çocuğun ise, bedeni daha sağlıklı gelişir. Çünkü spor çocuğun kemik ve kas sisteminin düzgün gelişimine katkı sağlar. Bizim evde televizyon 3 yaşından sonra açıldı. Kuzey ve Deniz çoğu zaman televizyon seyretmek yerine ormana gitmeyi, parklarda gezmeyi, koşup oynamayı tercih ettiler. Haftasonları hemen hemen hiç evde oturmuyoruz. Istanbul’un neredeyse tüm belli başlı parklarını dolaştık. En son yaz sonunda bisikletlermiz oldu. Şimdi haftasonu yapacak bir spor aktivitemiz daha var.

Diğer ailelere tavsiyem, çocuklarına küçük yaşta sporu sevdirmeleridir. Örneğin çocuklarını yüzme, cimnastik, futbol, voleybol, basketbol gibi indoor spor faaliyetlerine veya ailece katılabilecekleri outdoor doğa sporlarına yönlendirebilirler. Her çocuğun ilgisini çeken bir spor aktivitesi mutlaka olacaktır. Çocuklar ailelerinden ne görürse onu uygular. Siz de sporla yaşarsanız sizi örnek alacaklardır.




Çocuklarımızı tüm gün boyu televizyon seyretmekten ve bilgisayar oyunlarından uzak tutmak, onların psikososyal ve zeka gelişimine katkıda bulunabilmek, çocuğunuzu sosyal yönden de geliştirmek ve yeni arkadaşlar edinmelerini sağlamak için spor, en ideal seçim ve çözümdür.

Herkese bol sporlu sağlıklı günler dilerim...

Pınar Başol





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün


27 Eylül 2013 Cuma

Konuk Yazar: Çocuğumla Evdeyim sayfasının sahibi çocuk gelişimi uzmanı Özge Selçuk Bozkurt hareketli çocuklarla aktivite yapmanın inceliklerini anlatıyor.

              Hareketli çocuklarla da aktivite yapmak mümkün!
Bir çok annenin dert yandığı bir konu; "çocuğum çok hareketli ve birlikte bir şey yapamıyoruz, koltuk tepelerinde koşmaktan, minderler üzerinde zıplamaktan başka birşey yapmıyor, masa başında faaliyet yapan çocuklara o kadar özeniyorum ki"...

Çocuğunuzla birlikte faaliyet yapmak isterken şunları göz önünde bulundurmanızda fayda var:


-
Çocuğunuz yapacağınız faaliyete uygun yaşta mı? Çocuğunuzun yaşına uygun olmayan bir etkinlik onun başarı sağlayamamasına ve hem onun hem de sizin hayal kırıklığına uğramanızla sonuçlanabilir.

- Çocuğunuz yapacağınız faaliyete uygun beceri düzeyinde mi? Makas tutma becerisini kazanamamış bir çocuk için makasla kesmeli bir etkinlik zorlayıcı olacaktır.

- Çocuğunuzun dikkat süresi yapacağınız faaliyet için yeterli düzeyde mi? Çocuğunuz faaliyetten sıkıldığı anda faaliyeti uzatmak hem sizi hem de onu zorlar. Bu yüzden yaşına uygun süreli etkinlikleri seçmekte fayda vardır. Küçük çocukların dikkat süreleri kısa olduğundan 10 dakikayı geçmeyen hemen sonucunu görebilecekleri kısa süreli etkinlikler tercih edilmelidir.

- Yapacağınız faaliyet çocuğunuzun ilgi ve ihtiyaçlarına cevap verecek düzeyde mi? Hayvanlara ilgisi olan bir çocuk için hayvan etkinlikleri yaparak işe başlamak masabaşı etkinliklerine geçişte etkili olabilir.

- Yapacağınız faaliyet için çocuğunuzun temel ihtiyaçları karşılanmış mı? Etkinliklere çocuğunuzun tuvaletini yapmış, karnı tok, ağrı-sızısı olmadığı keyifli bir zamanda başlamak,  ve çocuğunuz için tüm "olumsuzluklardan sıyrılıp" aktiviteye hazır hale gelmiş olması için önemlidir.

- Çocuğunuz sizinle gerçekten faaliyet yapmak istiyor mu? Çocuğunuz yaşıtları ile mi kendinden küçüklerle mi, anne ya da babayla mı etkinlik yapmaktan keyif almakta? Kiminle oynamaktan zevk alıyorsa etkinliğe onunla başlamak, çocuğunuzun motivasyonu ve etkinliğin devamı açısından önemli olabilmektedir.

İşte bu maddeleri göz önünde bulundurmanız çocuğunuzla faaliyet yapabilmeniz için önemlidir. Önce çocuğumuzu iyi tanımalı, onun gelişimini iyi gözlemlemeliyiz. 


Eğer masa başında faaliyet yapmak istemiyorsa zorlamayın, sizi hoşlanmadığınız bir işi "oyun" diye yapmaya zorlasalar siz de isyan edersiniz bir yerde. Amaç birlikte güzel vakit geçirmekse, masa başında olmadan da birlikte verimli olarak zamanımızı paylaşabilirsiniz! Bu aktivitelerde ortaya çıkan üründen çok birlikte geçirilen mutlu anların olması değil midir amaç?

-Hareketli Çocuklarla Yapılabilecek Birkaç Aktivite Örneği:

Harketli çocuklar yaptıkları/yapacakları aktivitelerde geniş alanları kullanırlar. Sınırlandırılmayı sevmezler. Onları sınırlamak, ya asi olup sizi dinlememesine , ya da agresif bir yapıya sahip olmasına neden olacaktır. Biz de enerjilerini onların zevk alacağı ancak bizim de kontrolünüzde olacağı şekilde kullanmalarını sağlamamız gerekmekte. İşte bunun için size bir kaç aktivite örneği :

 


- Koli Bandından Örümcek Ağı Oturma odanızın kapı çerçevesine örümcek ağı şeklinde yapıştıracağınız koli bantlarına kağıttan yaptığınız topları ya da pinpon toplarını atmaca oynayabilirsiniz. İsterseniz her aile üyesi aynı sayıda fakat farklı renkte kağıt toplarını sıra ile kapıdaki bantlara atsın! Bakalım kim en çok topu banda yapıştırabilecek?

- Lazerli Yol Çocuğunuz, koridorunuzun duvarlarına uçlarından karşılıklı yapıştıracağınız iplerin kiminin altından kiminin üzerinden geçerek " lazerlere" değmeden parkuru tamamlasın! Bu aktiviteyi çocuğunuzun boyuna uygun olarak yapmanız için küçük çocuklarda üzerinden atlamak için yaklaşık 10cm yükseklikten ve altından geçmek için yaklaşık 50-70cm yüksekliklerden karşılıklı ipleri gererek duvara yapıştırın.

- Boyalı Tekerler Yere sereceğiniz büyük boy ambalaj kağıtlarının ya da büyük boy kartonların bir köşesine renkli parmak boyası sürün. Çocuğunuz üzerinde arabaları kullandıkça kağıda rengarenk tekerlek izleri çıkacaktır. (Bu aktivite için banyonuz müsaitse orayı da kullanabilirsiniz)

- Taşlı Dere Bu aktivitemizde koridorunuz dere; renkli kağıtlar da taş olacak. Yere koli bantları ile yapıştıracağınız renkli kağıtların üzerlerine basarak oturma odasından-mutfağa bir yolculuk yapabilir. Kağıtları isterseniz çocuğunuzun ayak izinden kesebilirsiniz ( yaşı ve beceri düzeyi uygun ise kendi de kesebilir). Yere yapıştırırken de kimi kağıtları yakın, kimilerini de uzak (çocuğunuzun adımlayabileceği uzaklıkta) yapıştırmalısınız.


                     

- Ay Kumu 8 ölçü un ve bir ölçü bebe yağı ile yapılan "yapay kum" etkinliğidir. (İsterseniz sadece irmik de kullanabilirsiniz. ) Çocuğunuza leğende vereceğiniz aykumunu kaplara doldurup boşaltır ve de kalıplarını çıkartabilir.

- Ev yapımı Oyun Hamuru Evde oyun hamuru yapabilirsiniz. Çocukların çok sevdiği ve de el parmak kaslarının tasarım gücünün geliştirildiği eğlenceli bir aktivitedir. Bu aktivite de +3 yaş bir etkinliktir. Ancak gözetiminizde olduğu sürece 18.aydan itibaren oyun hamurları ile çalışabilirsiniz. Büyük çocuklarla çalışırken, hamurunuzu oralet/ granül kahve ile de renklendirebilir, hoş kokulu olmasını sağlayabilirsiniz. Küçük çocuklarda hoş koku "yeme" isteği uyandırabileceğinden tavsiye edilmez.

   


Malzemeler: - 2 ölçü un - 1ölçü su ve yağ karışımı - 1ölçü tuz -parmak boyası ya da kürdan ucu ile gıda boyası (aktarlarda bulabilirsiniz) Önce tuzu, ılık suda iyice eritin sonra unu katın. Hamurunuz ele yapışmayacak kıvama gelince oynamaya hazırdır! Bu hamuru , kilitli poşetlere koyup 2-3 gün saklayabilirsiniz. (Eğer yaptığınız objeleri kurutup saklamak istiyorsanız, 1 ölçü daha un ve yarım ölçü kağıt tutkalı ekleyebilirsiniz. ) isterseniz boncuk yapıp ortasını iğne ile delip kurumaya bırakabilirsiniz..

İyi Eğlenceler!
Özge Selçuk Bozkurt


https://www.facebook.com/CocugumlaEvdeyim
 




Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

24 Eylül 2013 Salı

29 Eylül Pazar günü Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) KAÇUV-EVİnin, hasta çocuklara ve ailelerine ücretsiz yararlandıkları bu konaklama evinin odalarının yıllık giderlerine katkıda bulunmak için koşuya katılmaya ne dersiniz?


Kızımız Nehir, 12 mart 2007’de dünyaya geldi.

Nehir, nöroblastom adındaki çocukluk dönemi kanseriyle teşhis edildiğinde 19 aylıktı.

Öncesindeki, iki üç hafta karın ağrısı, halsizlik gibi sıradan çocukluk dönemi hastalıklarını düşündürten belirtiler dışında belirgin bir şikayeti olmamıştı. Ama belirtiler geçmemiş, oyun oynamaz hale gelmişti. Nihayet, karnındaki tümör anlaşıldığında, boyutu yaklaşık 16 cm’yi bulmuş, yüksek risk grubu olarak değerlendirilmişti. Geçmişinin 7-8 hafta olduğu söylendi.

Yaklaşık iki yıllık bir tedavi süreci sonrasında kızımızı bu az görülen ve agresif çocukluk çağı kanseri nedeniyle kaybettik.

Kızımız Nehir’in tedavisi süresince, ailemiz, yakınlarımız, dostlarımız bizimleydi. Bizi şaşırtan ve bize daha da güç verenler, sadece yakınımızdakiler değil, bizim hikayemizi öğrendikten sonra yardımımıza koşan gönüllüler oldu.

Kanser tedavisi zorlu bir yolculuktur. Hem uzun hastane kalışları gerektirir, hem de hastane dışında dikkatli bir bakım. Bu süreçte önemli bir amacımız Nehir’in çocukluğunu yaşamaya devam etmesini sağlamak oldu. Bu arzumuzu bir yandan çocuklar düşünülerek hazırlanmış hastane şartlarının yardımı, bir yandan da etrafımızdaki gönüllüler sayesinde gerçekleştirebildik.

İşte bu nedenle, kızımızı kaybettikten sonra diğer aileler için ne yapabiliriz diye düşündük ve Nehir’in Çocukça Yaşam Gönüllülerini oluşturduk. İlk etkinliğimizi 2011 yılında küçük bir “fun run” olarak gerçekleştirdik ve geliri ile Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) un önemli bir projesi olan KAÇUV-EVİnin oyun odasını tefriş ettik.

Bu yıl 29 Eylülde bu küçük koşunun ikincisini gerçekleştiriyoruz ve yine KAÇUV yararına ve onlarla işbirliği içerisindeyiz. Bu kez KAÇUV-EVİnin, hasta çocuklara ve ailelerine ücretsiz yararlandıkları bu konaklama evinin odalarının yıllık giderlerine katkıda bulunacağız.

Bizimle olmaya ne dersiniz?
Zeynep Erden Bayazıt


Bilgi için:

http://www.coyag.org/







Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

21 Eylül 2013 Cumartesi

Spor ve sanat kurslarına gitmek çocuklarımızı geliştiriyor


Hepimiz çocuklarımızı daha iyi yetiştirmek ve onları sosyal bireyler olarak hayata hazırlamak için elimizden gelen herşeyi yapıyoruz. Spor ve sanat kurslarına gitmek çocuklarımız için gerçekten çok faydalı. Hem arkadaş ediniyorlar hem de içlerindeki yetenekler ortaya çıkıyor. Evde oturup bilgisayarda oynamalarından veya televizyon seyretmelerinden daha geliştirici olduğu kesin.  Pek çok kurs olanağı var; basketbol, futbol, yüzme, cimnastik, bale, piyano, gitar, drama, resim, ingilizce gibi. Ben de geçen sene çocuklarımı farklı kurslara götürdüm. 3 çocuğu haftanın belli saatlerinde buralara götürmek çok zamanımı ve enerjimi aldı ama değdiğine kalpten inanıyorum ve bu sene de aynısını yapacağım.

Alper devlet okuluna gittiği için onu kendi imkanlarımla desteklemem gerektiğini düşünüyorum. Geçen sene birinci sınıftı ve okulda ne beden eğitimi ne de resim dersi vardı. Tonlarca para vermek istemiyorum ama açıkçası özel okula giden yaşıtlarından da geri kalmasına gönlüm razı olmuyor. Geçen sene Alper haftada 1 saat cimnastik, 2 saat resim, 1 saat drama ve 1,5 saat basketbol kursuna gitti. Kızların anaokulunda bu dersler var o nedenle kızlar sadece haftada 1 saat cimnastik dersine katıldılar. Bu kursların inanılmaz faydasını gördük.  Alperin duruşu, koşuşu ve fiziği çok değişti ve gelişti. Çocuk gelişimi uzmanları da çocukların spora cimnastik ve yüzme ile başlamalarını tavsiye ediyorlar. Drama ve resim dersleri de sosyalleşmesini ve değişik ortamlarda yeni şeyler öğrenmesini sağlıyor. Bu kurslara tonla para harcamadım. Etrafta biraz araştırma yaptım ve uygun yerler buldum.


Size de yol göstermesi açısından bunlardan bahsetmek istiyorum. Öncelikle ücretsiz olan kursları araştırın. Artık neredeyse tüm belediyeler ücretsiz kurslar açıyor. Belediyenize gidin, telefonla arayın veya belediyenizin internet sitesini ziyaret edin. Şu aralar tüm kursların kayıt zamanları o nedenle bu yazıyı yazmak istedim. Kayıt zamanını kaçırmayın. Mesela ben istanbul Sarıyer'de oturuyorum ve Sarıyer belediyesi'nin internet sitesinde kursları anlatmışlar. Linki burada

Semtinizin derneğinin de böyle kursları olabilir. Bunların da fiyatları uygun oluyor ve semtte yaşayan sanatçılar ve sporcular bu kursları veriyor. Alper haftada 2 saat resim kursuna gidiyor ve aylığı 60 TL. Bir sitede yaşıyorsanız sitenizdeki kurs ve ders olanaklarını araştırın. Evinizin yakınında olursa ulaşım da kolay olur. Ben cimnastik dersini sitemizin sosyal tesislerinde buldum ve eve 3 dakika uzaklıkta olduğu için rahat oldu. Aylık 100 TL'ye çok güzel bir temel eğitim aldılar. Çocuğunuzun okulunda da kurslar açılabilir bunları da takip edin. Mesela Alper'in ilkokulu haftada 1,5 saat süren bir basketbol kursu açtı ve bütün sene faydalandık. Ücreti de inanılmaz düşüktü.

                    

Spor veya sanat kurslarına giden çocuklarınız sanatçı veya sporcu olacak diye birşey yok zaten bunun için göndermiyoruz çocuklarımızı bu kurslara. Amaç çocukların sosyalleşmesi, farklı ortamlara girmesi, eğlenmesi, değişik arkadaşlar ve tecrübeler edinmesi ve belki de bir yeteneğinin ortaya çıkması. "Aman canım bizim zamanımızda kurs mu vardı?" diyenler olacaktır ama unutmayın artık bizim zamanımız değil! Çocuklarımız bizim gibi sokakta koşturmuyor, bizim kadar arkadaşları yok ve kendilerine oyuncaklar yaratıp yaratıcılıklarını geliştiremiyorlar. Televizyon karşısında veya elinde tabletle geçen zamanlar onlara pek bir şey katmıyor. Çocuklarda hareketsizlikten kaynaklanan kilo problemi çok görülmeye başlandı. Biz ailelere çok iş düşüyor.






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

9 Ağustos 2013 Cuma

Havran'daki Kocadağ At Çiftliği




Bugün ailecek Havran ilçesindeki Kocadağ at Çiftliği'nde bayram kahvaltısı yaptık. Kayınvalidemler zaten 12 ay Akçay'da yaşıyorlar ve buranın kahvaltısını çok seviyorlarmış. Yöreye gelecekler için çocukların at binebileceği ve muhteşem bir serpme kahvaltı sunan çocuk dostu bir mekan olduğu için burasıyla ilgili bir yazı yazmak istedim. Çocukların değişik aktiviteler yapabileceği mekanlar hoşuma gidiyor. 



Öncelikle mekanı biraz anlatayım. Burası püfür püfür esen Kaz Dağlarının Havran bölümünde Kocadağ Köyü'nde kurulmuş bir at çiftliği. Çiftlikte 18 tane at var. Atların yürüdüğü büyük bir manej, çocuklar için oyun alanı ve bir kahvaltı bahçesi var çiftlikte. Atlarla çiftliğin dışına çıkıp Kaz Dağlarında dolaşma imkanınız da olabilir. 




Burası doğal ürünlerle yapılmış kahvaltısıyla meşhur. Serpme kahvaltı 17,5 TL. 7-8 yaşına kadar çocuklardan ücret almıyorlar. Kahvaltıda bir kuş sütü eksikti diyebilirim. Resimde de görebilirsiniz. Ürünler de çok taze ve lezzzetliydi. Bence böyle bir kahvaltı için çok uygundu fiyatlar. Mantı veya köfte de alabilirsiniz. Onlar da 10 TL. En önemlisi de servis hızlıydı ve çalışanların yüzü gülüyordu. 

Burada profesyonel binicilik eğitimi de veriliyor. Çocuklar da 20 TL vererek 15 dakika at binebiliyorlar. Atlarla ilgilenen insanlar çok canayakın ve çocukseverdiler. Kar kaygısı taşımadıkları her hallerinden belliydi. 






Esin ve Sevinç zaten İstanbul'da da sık sık ata bindikleri için hemen ata binmek istediler ve bindiler. Kızların gittikçe daha güzel ata bindiklerini, oturma kalkama ve denge hareketlerini daha güzel yapabildiklerini görmek beni çok sevindirdi. Kızlar atlara şeker vermekten de çok keyif aldılar. Böyle değişik deneyimler onların gelişimi için çok faydalı. 








Kaz dağlarının havası çok başka. İçimiz açıldı ve harika hava bizi çok mutlu etti. Umarım kaz dağlarının hiçbir yeri satılmaz ve buralar cennet gibi kalır. 



İletişim:
Kocadağ köyü- Havran- Balıkesir. Edremit-Balıkesir yolunda Havran'ı geçtikten sonra yolun sağında Petrol Ofisi istasyonunu geçince Kocadağ köyü sapağından dönünce yolu takip edin çiftliğe varacaksınız
0 266 432 18 00






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Konuk yazarım Gezgin Anne: Küçük çocuklarla başarılı bir yolculuk ve tatil geçirmek için neler yapmalı?

Bebekle rahat, güvenli, sakin; ama yine de ailecek eğleneceğimiz bir tatil için ne yapmalı diye çok okudum araştırdım ilk yolculuğumuz öncesinde. Faydasını da gördüm uygulayınca. Fakat en çok işime yarayan yaşadığım tecrübelerim oldu ve hala olmakta. Okuduklarımı, öğrendiklerimi ve yaşadıklarımı paylaşarak diğer ailelere cesaret vermeye çalışıyorum bloğumda. İşte onlardan biri daha;


 Küçük çocuklarla başarılı bir yolculuk ve tatil geçirmek için neler yapmalı?

Yolculuk ve yol öncesinde
● Anlatın

Yolculuğu birlikte planlayın. Nereye, nasıl ne zaman gideceğinizi, orada neler yapacağınızı anlatın, konuşamasalar da çok iyi dinleyicidir çocuklar. Geziyi heyecanla bekleyeceklerdir. Bavulları hazırlarken yardım isteyin, biraz dağıtsalar da bir işe yaradıklarını hissedip mutlu olurlar. Sadece yolculuk öncesi değil yolculuk sırasında da konuşmak, neler olacağını anlatmak sizi anlamayacak yaşta olsa bile, önemli.


                                   

● Yeter demeyin içecek ve yiyeceği ihmal etmeyin

Yolculuklarda mutlaka su ve sağlıklı atıştırmalıklar, dezenfektan ve de ıslak mendil bulunsun el çantasında. Uçak yemeklerini beğenmeyebilirler, heyecandan yemek zamanını es geçebilirler. Ya da rötar gibi beklenmedik durumlarda, bebekler yemek servisini bekleyecek sabra sahip değildir. Sık sık içecek teklif etmek, özellikle de su, dehidrasyona maruz kalmalarını engeller. Araba, tren veya otobüste yolda duracak iyi bir mekan ya da yiyecek yer bulunmayabilir. Önceden önleminizi alın. Emziriyorsanız kendinizi de düşünün, özellikle yanınızda su bulundurun.

● Mola verin

Araba ile yolculukta her iki saatte bir verilen mola hem sürücüye hem de çocuk yolculara gerekli. Hatta bagajda bir top bulunsun. Mola yerleriniz de piknik yeri veya park olsun mümkünse. Havaalanlarında çocukların yürümesine, bebeklerin emeklemesine fırsat verin. Uçak yolculuklarında sık sık ayağa kalkıp uçağı turlayın. Tren ve gemi yolculukları zaten çocukların favorisi hareket özgürlüğü açısından. Otobüslerde ise gece yolculuğunu seçin mümkünse.

                                             

● Oyuncak çantası olsun hatta kendisi hazırlasın

İçinde kitapları, favori oyuncakları, aktivite kitapları, yap-boz, resim yapmak için kağıt ve boya, varsa sarılıp uyuduğu oyuncağı olabilir. Yaşına uygun birkaç sevdiği oyuncağı, bir de görmediği yeni oyuncak olsun mutlaka. Bebekler için parlak hediye paket kağıtları, çocuklara da yeni bir kitap yolculuğu kurtarır. Uzun yolculuklarda çizgi filmler ve oyunlar büyük çocuklar için ideal.

● Güvenlik ve sağlığı ihmal etmeyin

Kaybolma ihtimalini düşünerek çocukların ceplerine adres ve telefonunuzu bildiren notlar yerleştirin. Her ihtimale karşı termometre, ateş düşürücü, burun açıcı solüsyon, diş jeli, yara bandı gibi gerekli ilaçlar da çantanızda bulunsun.

● Gerekli eşyaları unutmayın

Hafif, katlanabilir bir bebek arabası uçak kapısına dek yükünüzü azaltır. Kalacağınız yerde mama sandalyesi, bebek yatağı var mı yok mu öğrenip ona göre bagajınızı ayarlayın.

Tatil yeri seçerken

● Aile dostu, çocuklara kucak açan bir kalacak yer ve tatil türü seçin

Romantik ve sessiz balayı otellerinden uzak durun. Deniz kenarında bir otel, doğada bir kamp, aile işletmesi pansiyonlar tam biz çocuklular için. Şehir merkezindeki küçük ve kalabalık oteller başınızı ağrıtmasın, bağıran, koşuşan çocuklara ‘şişşt, yapma!, koşma!,sus!’ demek zorunda kalmayın ya da az kalın. Hem aile otelleri genelde belli yaş altındaki çocuklara ücretsiz, bazı yaş grubuna da indirimli yatak sağlar.
                         

● Oda genişliği ailenize uygun olsun

Emeklesin diye, bebek yatağı veya ekstra yatak konulabilsin diye, valizler sığsın diye, bebek arabası dışarda kalmasın diye oda biraz geniş olsun.

                          

● Oda özellikleri gözönünde bulunsun

Kliması var mı? Bebek mamaları için buzdolabı var mı? Su ısıtıcısı bulunuyor mu? Tuvalet ve banyo odanın içinde mi, ortak kullanım mı? 7/24 sıcak suyu var mı? Kahvaltı dahil mi? Gibi...


● Odanın konumu uygun mu?

Bebek arabası için asansör gerekir. Diskonun yakınlarında olmasa iyi olur. Bebek gecenin ortasında ağlarsa kaç oda rahatsız olur? Yandaki odalarda kimler var diye sorup ailelerin olduğu bölümleri tercih edebilirsiniz.


● Kalacak yerde çocuklara ne gibi imkanlar sunulduğunu öğrenin

Bahçesi ve/veya sahili var mı? Çocuk klübü bulunuyor mu? Oyun parkı var mı? Kötü hava şartlarında çocuklara uygun kapalı alanlar bulunuyor mu? Mama sandalyesi var mı? Çocuk menüsü var mı? Sabah erken kahvaltı etme imkanı var mı? Gün boyunca yiyecek ve içecek bulabilir miyiz? Bebek bakıcı servisi var mı? Çocuklar için açık/kapalı yüzme havuzu var mı? Bebek yatağı sağlanıyor mu? Restorana bebek/çocuk alınıyor mu?

Deniz Sütlü Özgül
Gezgin Anne





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

2 Temmuz 2013 Salı

Çocuklarınızı sanatla tanıştırın


Çocuklarınızı küçük yaşlardan itibaren müzelere götürürseniz onlara sanat dolu bir yaşamın kapılarını açmış olursunuz. Şehrinizdeki müzeleri ve sanat merkezlerini araştırın. İnternette ufak bir araştırma ile şehrinizdeki tüm sanatsal etkinlikleri öğrenebilirsiniz. Buralarda çocuklar için harika etkinlikler oluyor. Bunları kaçırmayın. Çocuklarınız bu etkinlikler ile hem eğlenecek hem de gelişecekler. Genellikle haftanın bir günü müzelere giriş bedava oluyor. Bu günleri öğrenip o günlerde de gidebilirsiniz.

Ben de çocukları bebekliklerinden beri müzelere ve sanatsal etkinliklere götürüyorum. Özellikle oralarda nasıl davranacaklarını öğrenmeleri açısından bu çok önemli. Bugün 6 yaşındaki oğlum Alper ile İstanbul Modern Müzesi'ne gittik. Alper yaklaşık 9 aydır haftada 2 saat resim kursuna gidiyor ve bu müze ziyaretimizde bunun etkilerini farkettim. Sanırım kursta gördükleri ve duydukları ona değişik bir farkındalık kattı. Resimlere daha uzun süre baktı, tüm açıklamaları okudu ve "Anne, şu ayrıntılara baksana, ne kadar güzel" gibi ilginç yorumlar yaptı. Onu her hafta kursa taşıyıp, orada 2 saat kursun bitmesini beklerken çok uğraştım ama insan çabalarının karşılığını görünce çok mutlu oluyor. 

İstanbul Modern Müzesi haftasonu ücretsiz çocuk atölyeleri düzenliyor bunları kaçırmayın. Buradan bu etkinliklerle ilgili bilgi alabilirsiniz.

Ayrıca 7-12 yaş çocuklar için ücretli yaz sanat atölyeleri de var. Bilgiler burada

Müzede üst katta devamlı olan sergiler var, alt katta da dönemlik sergiler. Şu anda ressam Erol Akyavaş'ın Retrospektif sergisi var. Ayrıca ilginç bir fotoğraf bölümü ve mimarlık bölümleri de vardı. Ben ve Alper müzeyi inanılmaz beğendik. 4,5 saat boyunca her resme baktık ve açıklamalarını okuduk. 5 TL'ye resimlerin numarasını tuşlayınca resmin hikayesini anlatan sesli tur aletini kiraladık. Alper resimlerin numarasını tuşlayıp kendi kendine dinlemeyi çok sevdi. Tüm açıklamaları dikkatle dinlemesine çok şaşırdım. Resme ilgi göstermesi ve sıkılmaması beni çok mutlu ediyor. Resim kursuna gidiyor diye ressam olmasına gerek yok ama sanattan zevk alması ve resim hakkında bilgisi olması çok güzel. 

                            

İstanbul Modern Müzesi

Pazartesi günleri kapalı. Perşembe günleri herkese ücretsiz. İstanbul Modern üyeleri, engelli ziyaretçiler, 12 yaşından küçük çocuklar için giriş her gün ücretsiz. Tam bilet 15 TL İndirimli: 8 TL
Müzede ücretsiz bebek arabaları var, müzenin ücretli otoparkı da bulunmakta. Müzede harika manzaralı lüks bir cafe var ama biraz fiyatları yüksek. Menüdeki en uygun yemek mantıydı, o da 24 TL idi ve porsiyon çok küçüktü. Limonata 12 TL. İki çocuklu bir aile yaklaşık 120 TL'ye yemek yer burada ve biraz pahalı geldi bana. Belki yanınızda bir sandviç ve meyve suyu götürmeyi tercih edebilirsiniz çünkü 
müzenin içinde başka yemek alabileceğiniz bir yer yok. Getirdiklerinizi müzenin bahçesinde yiyebilirsiniz. Müze çok büyük olduğu için 3-4 saatte ancak geziliyor ve tabii ki çocuklar acıkıyor. 

                             

Müzenin sitesi çocuklarla ziyaret için bu bilgileri vermiş:

Aşağıdaki adımları uygulayarak çocuğunuz ve sizin için müze gezinizi planlayabilirsiniz.

Müzeyi ziyaret edeceğiniz gün, İstanbul Modern’de göreceğiniz sergileri önceden belirleyebilirsiniz.

Çocuğunuzla birlikte katılabileceğiniz Ailece Sanat programının teması, eğitimin gerçekleştirileceği mekanlar ve eğitim süresi hakkında bilgi edinerek programa rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Çocuğunuzla İstanbul Modern’in nerede bulunduğunu, ne tür bir müze olduğunu, müzenin 
tarihçesini ve müzede neler görebileceğinizi paylaşabilirsiniz.

Müzedeki yapıtlara dokunmama, fotoğraf çekmeme kurallarını nedenleriyle açıklayabilirsiniz.

Müze izleyicilerinin sanat yapıtlarını yorumlarken sessizliğe ihtiyaç duyduklarını, bu nedenle yüksek sesle konuşmamaya dikkat edilmesi gerektiğini çocuğunuza anlatabilirsiniz.

Katıldığınız sanat etkinliğinin öncesinde ya da sonrasında çocuğunuzla müzeyi gezerken yapıt etiketlerinden ve duvarlarda yer alan bilgilerden yararlanabilirsiniz. Yapıtlara bakarken yüzeylerini, renklernii, yapıldığı malzemeleri tanımlaması için çocuğunuza sorular sorabilirsiniz.

Çocuğunuza, onu en çok etkileyen yapıtı sorup onun hayalgücünü kullanarak çalışmaları yorumlamasını sağlayabilirsiniz ve bu yorumları öğrenebilirsiniz.

Müzenin Eğitim Bölümü’nün yürüttüğü diğer çalışmalarla ilgili bilgi alıp, ilerleyen zamanlardaki ziyaretleriniz için rezervasyonunuzu yaptırabilirsiniz.

İstanbul Modern Kütüphane’yi ziyaret ederek, çocuğunuzun ve sizin ilginizi çeken sanatçılarla ilgili yayınlardan yararlanabilirsiniz.

Müze gezinizin ardından çocuğunuzla katıldığınız etkinliği değerlendirebilirsiniz. 


Meclis-i Mebusan Cad. Liman İşletmeleri Sahası
Antrepo 4, 34433 Karaköy - İSTANBUL
Tel: 0212 334 73 00

http://www.istanbulmodern.com/







Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün 

24 Mayıs 2013 Cuma

Çocuğum çok hırçın, ona nasıl davranmalıyız?

Hassas Annemiz:

Merhaba benim size bir sorum olacaktı benim 11 aylık oğlum var Haziran'da 1 yasına girecek. Sorunumuz oğlum çok hırçın onu sevmek isteyenlere vuruyor sinirlendiğinde bana da vuruyor arada bir kendine de vuruyor bunu durumu ona nasıl unutturabilirim? Hayır diye kızdığımda daha da çok vuruyor sevgiyle yaklaştığımda yine aynısını yapıyor bu durum beni çok üzüyor... Ne yapmak gerek lütfen bilgi verir misiniz?

Cevabım:

Büyük bir ihtimalle henüz kendini konuşarak ifade edemediği için hırçın davranıyordur. Bu yaşta bu sorun çok yaşanıyor. Bunun üstesinden gelmek için yapabileceğin en önemli şey onun dil gelişimini desteklemek. Ona karşı her zaman sakin, kararlı ve tutarlı ol. Yemek ve uyku saatlerini düzenle hep aynı saatlerde uyusun ve yemek yesin. Çocuklar düzen ve rutin ile huzur bulurlar ve kendilerini güvende hissederler. Şu yazılarımı bir oku okumadıysan canım yararlı bilgiler var. Bazıları için seninkinin yaşı küçük ama sen ana kuralları uygulamaya çalış faydasını göreceksin.

http://www.hassasanne.blogspot.com/2013/02/cocuklarn-dil-gelisimi-icin-ne.html

http://www.hassasanne.blogspot.com/2013/02/iki-yas-sendromu-nedir.html

http://www.hassasanne.blogspot.com/2013/02/ilkokula-ve-krese-sorunsuz-baslamann.html

http://www.hassasanne.blogspot.com/2013/01/sevdiginizi-gosterin.html

http://www.hassasanne.blogspot.com/2013/01/bebeginizin-gelisimi-icin-bugun-neler.html

http://www.hassasanne.blogspot.com/2013/01/tutarl-rol-model-olmak-cok-onemli.html

Çok okunacak şey oldu ama zamanın oldukça okursun. özellikle sevdiğinizi gösterin yazısını mutlaka uygula. İyi davrandığı zaman ona çok sevgini göster. Hırçın ve kötü davranırsa üstüne düşme. Kolay gelsin. Üzülme arada sırada öyle anne çocuk arasında zor zamanlar olabilir. Biraz beraber aktivite yapma, güzel kaliteli zaman geçirme ve sevgiyi yoğun gösterme ile çözülemeyecek hiçbir şey yok. Sevgiler.






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

26 Nisan 2013 Cuma

Angry Birds hayranları ve annelerine duyurulur, Angry Birds oyununun gerçeğini yarından itibaren Marmara Forum'da oynayabilirsiniz.




Angry Birds hayranı çocuklarınızı mutlaka Marmara Forum'a götürün derim.  Dijital ortamda oynadıkları oyunu gereçek hayatta oynama fırsatları olsun. Gerçek bir sapanla kocaman bir angry bird atarak kuleleri yıkabilirler. Atması biraz zor ve 8-9 yaşından küçük bir çocuğun tek başına atması biraz onu onu da söylemem lazım ama bu oyunu görünce bayılacaklar. Alper'i Angry Birds etkinliğinin bugün başladığını düşünüp Marmara Forum'a götürdüm ama bir baktık etkinlik yarın başlıyormuş. 1 saatlik bir yoldan gelmiştim ve Alper'le yol boyunca bunu kaonuşmuştuk, yıkılacaktı oğlum. Neyse ki durumu anlatınca sağolsunlar henüz açılmayan etkinliğe girip atışlar yapmasına ve oyunu gezmesine izin verdiler. ne kadar teşekkür etsem azdır. Alper bayıldı tabii ve gözlerine inanamadı. benim hatam ve oradaki insanların iyi kalpliliği sayesinde oyunu ilk oynayan çocuk oldu :) Sanal ortamda gördüğü birşeyi gerçek yaşamda görmek ve oyunu oynamak inanılmaz hoşuna gitti. Zamanınız olursa siz de minik kızgın kuşlar hayranınızı 5 Mayıs'a kadar götürün.




Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

23 Nisan 2013 Salı

Hassas Annelerimizin ve tüm çocukların Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutlarım.



Nice mutlu ve güzel bayramlara İnşallah. 
Alper ve dünya tatlısı arkadaşı Ekin harika bir ispanyol dansı yaptılar 23 Nisan gösterilerinde :)




Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

26 Mart 2013 Salı

25.000 çocuğu doğayla buluşturacak Minik TEMA İstanbul Projesi

                             

İstanbul’da bir yılda okul öncesi ve ilköğretim çağındaki 25.000 çocuğu doğayla buluşturacak Minik TEMA İstanbul Projesi, 27 Mart 2013 Çarşamba günü saat 10:00’da Elmadağ’da bulunan Konak Otel’de yapılacak basın toplantısı ile kamuoyuna duyuruluyor.

İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile TEMA Vakfı tarafından 500 okulda, yaklaşık 1.000 sınıfta uygulanan Minik TEMA İstanbul Projesi ile ülkemizin en büyük kenti İstanbul’da çocuklarımızın doğayla arasında bağ kurmayı ve bu bağı olabildiğince güçlendirmeyi hedefliyoruz. Biliyoruz ki günümüz çocuklarının doğayla olan bağları giderek zayıflıyor ve çocuklar daha az dışarı çıkıyor. Çocukları doğayla yakınlaştırmak, gözlem yaparak doğadaki ilişki ve örüntüleri fark etmelerini sağlamak, fiziksel olarak hareket edebilecekleri alanlar sunmak gibi amaçlarla yola çıkan Minik TEMA, sürdürülebilir bir geleceğin temellerinin ancak erken çocukluk döneminden itibaren verilecek doğa eğitimiyle atılacağına inanıyor.

TEMA Vakfı tarafından 2010 yılında başlatılan, Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğinde ve Türkiye Okul Öncesi Eğitimini Geliştirme Derneği’nin katkısıyla geliştirilen Minik TEMA, okul öncesi ve ilkokul çocuklarına yönelik bir doğa eğitim programıdır. Program, çocukların doğada hissederek, dokunarak, koklayarak, duyarak, ilk elden deneyimler yaşamasına, böylece hem bedensel hem de zihinsel gelişimlerinin olumlu yönde desteklenmesine imkân sağlamak amacıyla geliştirilmiştir.







Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

17 Mart 2013 Pazar

Çocuklarınıza şekilleri öğretmek için güzel bir yöntem, tabii bu sebzeleri yedirmek için de!

                            
Çocuklarınıza şekilleri öğretmek için güzel bir yöntem, tabii bu sebzeleri yedirmek için de!
Bu siteden aldım. Başka örnekler de var burada. Resmin yanındaki oklara basıp hepsini görebilirsiniz.
http://www.baby.co.uk/life_and_home/201302195-fun-ways-to-learn-about-shapes/






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

6 Mart 2013 Çarşamba

Çocuklarınızı sanatsal etkinliklere küçük yaştan itibaren götürün



Sosyal olması çok önemli benim için çocuklarımın. Değişik ortamlara girmeleri ve her kesimden insanlarla karşılaşmaları da. Bazen tek başıma atarım 3 kuzuyu arabaya tıngır mıngır gideriz ve en önden dans gösterisi veya keman dinletisi izleriz yakınımızdaki üniversitede. 3,5 yaşından itibaren hep götürdüğüm için genellikle saygılı ve uslu olurlar. Alper hatta en son gösteride gösteriyi yapacak grup 30 dk geç kalınca kendi kendine sahneye çıktı ve 200 kişinin önünde kendince bir dans gösterisi yaptı. Perde kapalıydı perdenin önünde yaptı. Önce "aman oğlum" filan dedim ama baktım onun kendini rahat hissetmesi ve oraya çıkabilmesi harika bir şey. Saygısızlık yapmadı. Perde açılmaya başlayınca hemen geldi yanıma oturdu. Herkes alkışladı. Bu resim de Afrika Dansı gösterisinden sonra sahneye çıktığı zaman çekildi. Gösteri bitince Alper sahneye çıktı ve ilginç Afrika çalgısının yanına gidip "ben de çalmak istiyorum" dedi. Hemen izin verdiler çalmasına. Çok güzel bir deneyimdi. Ama bu bir günde olmuyor tabii 2 yıldır benim özveriyle onu konserlere, tiyatrolara, keman dinletilerine, piyano resitallerine zaman ayırıp götürmemle oluyor. Bunun yerine sıcak evimde oturup dizileri seyredebilirdim. Üç çocukla bir yere gitmek bile bir cesaret hele de gittiğin yer tamamen sessiz olmaları gereken bir salonsa. Her an bir saygısızlık yapmasınlar diye dua ede ede oturuyorum o sanatsal etkinliklerde ama genellikle diğer insanlardan bile daha sessiz ve saygılı oluyorlar ve dikkatle izliyorlar. Bunlar için çok paraya gerek yok. Bir sürü bedava etkinlik oluyor. İnternetten araştıracaksınız. Ayrıca paralı bile olsa AVM lere gidip orada hamburgere kolaya veya bir oyuncağa vereceğiniz parayı sanatsal bir faaliyete verebilirsiniz. Tavsiye ediyorum ağaç yaşken eğilir.





Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

4 Mart 2013 Pazartesi

Çocuklarımızla aktiviteler



ÇOCUKLARINIZIN ÖZGÜVENLERİNİN ARTMASI İÇİN ONLARLA AKTİVİTELER YAPIN.
         BİRŞEYLERİ BAŞARDIKLARI ZAMAN MUTLU OLACAKLARDIR.
                        BIRAKIN EV KİRLENSİN VE ETRAF DAĞILSIN!
         BU GÜZEL ANILAR ONLARIN GELİŞİMİ İÇİN ALTIN DEĞERİNDE




Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

Çocuğunuzun seviyesini bilin ve ona göre oyuncak ve kitaplar alın

Çocuğunuza aktivite seçerken çocuğunuzun hem yaşına hem de seviyesine göre karar vermek lazım. Zamanı gelmedi diye aktiviteleri denememezlik etmeyin. İleri giden çocuklar daha erken yapabilirler bazı aktiviteleri. Çocuklara cevabını bilmedikleri soruları çok sorarsak veya devamlı yapamayacakları şeyleri yapmaları için zorlarsak bu özgüvenlerini zedeler. Ama sizin yapmanız gereken onu iyi gözlemlemek ve onun gerçek becerisini ve seviyesini anlamak olmalıdır. Mesela benim oğlum 2 yaşında bütün şekilleri, renkleri ve 10'a kadar saymayı biliyordu. Altında, yanında, önünde, içinde, dışında, büyük , küçük gibi kavramları bilirdi ve 5 kelimeli cümleler kurardı. Alper ileri bir çocuktu ama olabiliyor demek istiyorum. Ben ona sadece 2 yaş aktiviteleri yaptırsaydım onun gelişimini durdururdum. Ben ona kitap alırken hep 1-2 yaş büyük kitaplar aldım. Oyuncaklarda da aynı şekilde. Kızlarım tam yaşları gibi gidiyorlar abilerinden farklı bir şekilde. Onlara da yaşlarının oyuncak ve kitaplarını alıyorum.

Siz her zaman çocuğunuzun gelişimini takip edip onun becerisine göre aktiviteler seçmelisiniz, sadece yaşına göre değil aklınızda olsun. Bu geriden gelen çocuklar için de geçerli. Ona yaşı geldi diye yapamayacağı aktiviteler yaptırmaya çalışmayın. Bu onu agresif ve içine dönük yapar. Özgüveni de zedelenir.

Burada ailelere çok büyük iş düşüyor hem her yaşta çocukların yapması gerekenleri öğreneceksiniz hem de kendi çocuğunuzun seviyesini bileceksiniz.






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün

8 Şubat 2013 Cuma

Diş Buğdayı Partisi

Bebeklerimizin ilk dişi çıktığında diş buğdayı kaynatmak ve komşulara dağıtmak adettendir. Günümüzde artık bu güzel olay diş buğdayı partisi ile kutlanıyor ve bebeğimizin dişleri sağlam olsun, ömrü uzun ve bereketli olsun diye sevdiklerimizle paylaşılıyor. Alper'in ilk dişi çıktığında Alper hastaydı ve kutlayamamıştık ama doğumgününde diş buğdayı yapıp dağıtmıştık. Kızlarda çok heves ettim ve güzel bir parti yaptık evde. Bu 3,5 sene önceydi. Şu anda gerçekten harika partiler düzenleniyor organizasyon şirketleri tarafından. Bizimki de zamanına göre sıcak ve eğlenceli bir partiydi.

Tabii ki bu partinin en önemli yiyeceği diş buğdayı. Onun çok güzel olması lazım. Öncelikle sevgili kayınvalidemin diş buğdayı tarifini vereyim. Partimizde o yapmıştı ellerine sağlık ve inanılmaz güzel olmuştu.

Diş Buğdayı


Akşamdan 1 kilo buğdayı bol suyla düdüklüye koyun. Bir dakika fıslatın altını kapatın. Sabaha kadar düdüklüde kapalı durup şişiyor. Sabah suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Dikkat edin altı yanmasın. Suyunu çekip pişince altını kapatıyoruz. Sonra 1/2 kilo şeker koyun karıştırın. Bırakın soğusun. Soğuyunca içine nar, fındık, ceviz, kuru meyve karışımı ve canınız ne isterse süslemek için koyun. Lütfen jelibon şekerleme gibi sağlıksız ve çocuklara zararlı şeyler koymayın. Çocuklar da bundan yesin çünkü onlar için çok faydalı. Afiyet olsun.





Menümüzde mercimek köftesi,2 çeşit börek. pohaça, kısır ve yine annemin yaptığı harika bir muzlu pasta vardı. Şimdilerde pastaneler çok güzel diş şeklinde pastalar yapıyorlar ve hoş oluyor ama bizim gibi kendiniz yapmak isterseniz diş şekli verebilirsiniz. Biz üstüne nar ile kızlarımın ismini yazmıştık :) Ben gelenlere hediye olarak vermek için özenip minik lokum paketleri hazırlamıştım ve yaşasın dişimiz çıktı etiketi yazmıştım. Şimdi bakıyorum üstünde ".....'nın dişi çıktı" havluları bile hediye veriliyor ve çok güzel görünüyor. Bence hediye olarak çocuk diş fırçası ve diş macunu vermek en güzeli olur. Günün anlam ve önemine uygun olur. Bu ikiliyi minik bir kap kağıdına sarıp bebeğin cinsiyetine göre mavi veya pembe kurdelayla bağlayabilirsiniz. Dikkat edin diş macunu parabensiz ve florsuz olsun.




Ben kızlara pişmemiş buğdaylardan iğneyle geçirerek bilezik yapmıştım kurdelanın üstüne. Çok güzel oldu hala saklarım.



Tabii ki partinin en zevkli kısmı çocuğunuzun gelecekteki mesleğini seçeceği bölüm! Önce yere bir örtü serin. Örtünün üstüne bilgisayar mouse (bilgisayarcı), hesap makinesi (muhasebeci), Kuran (din adamı), steteskop (doktor) ve kalem (yazar) koyun. Bunlara istediğiniz meslekleri ekleyebilirsiniz. Bebeği getirin ortaya oturtun. Herkes bebeğin kafasından aşağı pişmemiş buğdayları atsın bereket olsun diye. İlk önce neye eli giderse o mesleği seçeceği düşünülür. Benim Esin ilk hesap makinesine, Sevinç steteskopa'a gitmişti. Alper de başka birinin partisinde steteskopu seçmişti. İlerde göreceğiz :)



Çok güzel eğlendik ve bir adetimizi de elimizden geldiğince yaptık. Önemli olan birarada olmak ve güzel dileklerde bulunmak.



                                         Kızlar nineleri, babaanneleri ve benimle


google'da "diş buğdayı partisi" yazarsanız pek çok fikir edinebilirsiniz.






Not: Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz. Sevgiler

Ana Sayfaya Dönün